Biz Bize Röportaj-4

● Afra kimdir?

Kim olduğum sürekli değişirken, bana kim olduğum sorulmakta; bazen bulunduğu kabın şeklini alan değil, kaba şekil veren, bazen kabın tamamen dışında etten ve kemikten oluşmuyor gibi seyirci. Genel olarak dış kabuğumu merak ettiğinizi sanmıyorum, o yüzden çok uzatmadan sadece bulunduğunuz adresi takip etmeye devam etmenizi tavsiye ediyorum.

● İlk nasıl yazmaya başladın, nelerden ilham alıyorsun?

Birinci sınıfa başlamadan büyük harflerle adımı yazmayı öğrendim. Peşinden soyadım geldi, sonra anne yazmayı öğrendim. Yetmedi, eylül ayı da gelince okul çantama neşeyi ve heyecanı ekleyip yola koyuldum. Hâlâ yürüyorum. Yol bazen gündüze rastlasa da Gece daha kalabalık, burada sarılacak ve saracak şeylere sahip olmak paha biçilemez. Çantamdakiler yerini umutsuzluğa bıraksa da içinden mutluluğu seçmeye çalışıyorum. İlham aldığım pek bir şey yok sanırım, çantamdakiler ve ben yürüyoruz.

● Yazmaya başlarken belli bir başlangıcın var mı hayat yoğunluğu arasında da yazar mısın?

Hayat her zaman yoğunluğuyla bizleri ezmeye başarıyor. Her seferinde yenilmemek için daha dik durmak gerekiyor. Bu da ‘bir masa başında sadece yazmak’ eylemini hayal olarak saklamak için yeterli. Ya öğlen molası, yahut akşam yemeklerinin sonrası yazmak için en ideal vakitler olmuştur benim için. 

● Hangi kitabı sen yazmak isterdin? Senaryosunu değiştirecek olsaydın nasıl olurdu?

Genç Werther’in acıları.

Wilhelm, Werther’in mektup arkadaşı değil kardeşidir. İkisi de Lotte’ye aşık olmuştur. Lotte de Werther’e aşıktır. Olaylar Wilhelm için artık bir düğüm halini almaya başlar. Buna daha fazla dayanamayan Wilhelm, bir sabah vakti henüz güneş doğmadan uzak bir kasabada amcasından miras kalan çay ocağını işletmeye başlar. Orada tanıştığı bir kadınla evlenir ve herkes mutlu mesut yaşar. Werther’in acısını duyduğu tek şey kardeşinin kendinden çok para kazanmasıdır.

● Bir kitap önerisi

Batıkan Köse, Noktalı virgülle biten bir kitap �

Bir Cevap Yazın