• Denemeler,  Edebiyat Menü

    KIRMIZI BALON VE O ÇOCUK

    Sevgi neydi? Bu sorunun ardından “Sevgi emekti” sözlerini tekrarlıyor insan, değil mi? .Ya da insan neden severdi? Mühim olan aşık olmak mı yoksa  sevmek miydi? İkisi arasındaki fark neydi ve insan nasıl anlardı?Sevgi ve aşk anlatılanlardan yazılanlardan yola çıkarak öğrenilecek bir şey miydi? Peki sevgi geçici bir şey miydi? Ya da zamanla geçen şeylerin adı sevgi midir? Zamanla geçmiyorsa adı nedir? Sevdiğimiz ve aşık olduğumuz şey karşımızdaki insan mıdır yoksa biz onda gördüğümüz aksimize mi aşık oluruz ya da severiz. Tam da bu cümle üzere kokusu ve rengi ile görenleri kendine hayran bırakan nergis çiçeğinin mitolojik öyküsü akla düşer. Kendi aksine aşık olan Nakissos gibi aslında sevdiğimiz sadece kendimiz ve…

  • Denemeler

    Bir Kare Fotoğraf

    Nedir ki bir kare fotoğraf ? Baktığımız zaman ne anlatır bize ? Hangi anlamları çıkartırız. Neler hissederiz baktığımızda. Özlem mi, ayrılık mı, sevinç mi, gurbet mi, hayallerimiz mi ? Çoğu zaman iki aşık gencin fotoğrafıdır. En mutlu anlarını ölümsüzleştirmek isterler. Günler, aylar, yıllar sonra açıp baktıklarında tekrar tekrar aşık olurlar birbirlerine. En mutlu oldukları anlara yeniden hareket eder kalpleri. Zamanında yaşanmış olan mutlulukları bir kare fotoğraf tekrar yaşatır iki aşık gence. Bir delikanlının cüzdanında taşıdığı vesikalıktır o fotoğraf. Sevdiği kızı görmek istediğinde, açıp baktığı bir vesikalık. Ya da başucunda, yastığının altında uyumadan önce uzun uzun baktığı genç bir kızın sevdalandığı erkek arkadaşın fotoğrafıdır. Her şeyden önce aşk vardır o fotoğrafın…

  • Denemeler,  Edebiyat Menü

    Boş Bank

    üç gün süren yağmur yeni yeni duruyor, odanın sessizliği, gecenin uğultusu ve asılı olan ceket ruhuma dokunuyordu. her günkü gibi saat yediye gelmek üzere iken balkona çıkıyorum, güneşin doğuşu yakın. gün nasıl geçerse geçsin güneşin doğuşunu izlemek hoşuma gidiyor. her gün güneş doğarken kendime tutamayacağım sözler veriyorum. bugün güneş bulutların arkasına saklanmış doğmamak için direniyor gibiydi. yağmurun ve kapalı havanın etkisiyle olacak ki yarım saat sonra doğdu. ışığı kapatıp perdeleri açtığımda odanın içi artık aydınlanıyordu. işte günün en sevdiğim kısmı çoktan başlamıştı. güneş adeta insanın ruhunu yenileyecek şekilde gülüyordu. yürümek istiyordum ancak ne yapsam ceketimi bulamıyordum. aynı zamanda bir an önce giyip çıkmak istiyordum. neredeyse bir saat önce asılı olan…

  • Denemeler

    İlkbahar Sevinci

    Yine erken uyandığım sabahlardan biriydi. Diğer sabahlardan farklı olan bir şey vardı içimde. Uyanır uyanmaz pencereye koştum, gün daha aydınlanmamıştı. Pencereyi açtım ve derin bir nefes alıp,  taze havayı  çektim içime. Bir damla abıhayat içmek gibi bu ritüel benim için, hem yenileniyor hem yaşam sevinci doluyor içime. Taze bahar sabahın kokusuyla harmanlanmış yağmur kokusu geldi burnuma. Tatlı bir tebessümle yüzümü okşayan rüzgarı hissettim, yaşama sevinci doğdu içimde. Yaşama sevincim beni bu ana uzaktan değil an be an içinde yaşamam gerektiğini, tüm güzelliği hissetmemi istiyordu. Yerimde duramıyordum,bu sabahın içimde yarattığı farklı bir heyecan vardı. Vakit kaybetmeden ceketimi alıp hızlıca çıktım evden. Sabah saati. Sokaklarda tek tük insan var, işine gitmek için…

  • Denemeler

    Seni Gerçekten Anlıyorum

      İçi boşaltılmış, anlam ifade etmeyen bir sürü yapmacık şeyin arasında ‘yazmak’ ne kadar doğru olur? Bilemedim şimdi. Ama yine de içimden bir ses: ‘’Yaz sen!’’ diyor. Kim bilir belki de anlamayı, hissedebilmeyi, dikkat kesilmeyi daha kaybetmemiş niceleri var. O halde umudumu kaybetmeden uzun zamandır ara verdiğim bu yazma maratonuna yeniden başlıyorum.   Çok değil, kısa bir zaman önce, her bir işimiz yolundaydı. Belki de yolunda sandığımız, içi anlamdan yoksun koşuşturmacaların öyle bir parçası olduk ki artık benliğimizin oraya ait olduğunu düşünüyoruz. Bana kalırsa ‘denge’ önemli… dozu aşmadığımız müddetçe sorun yok, galiba fazlasıyla dış Dünya’ya entegre olmuşuz ki böyle bir benlik kavgası yaşıyoruz. Eve kapandığımdan bu yana kendimle iletişimi nasıl…

  • Denemeler,  Tarih

    Mavi Kelebekler

    ‘Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.’ Ben bu yazıma Aliya İzzetbegoviç’in bu sözünü esas alarak başlamak istiyorum. Srebrenitsa katliamı veya soykırımı desem sizlere ne düşünürsünüz? Elbette ki herkesin bu konu hakkında biraz bilgisi vardır; belki bir kitapta belki de sosyal medyada dolaşırken karşılaştığınız iki saniyelik bir fotoğrafta… Srebrenitsa katliamı,2.dünya savaşından sonra Avrupa’da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak nitelendirilen, 20.yüzyılda Avrupa’nın göbeğinde tüm devletlerin gözü önünde insanların katledildiği acı dolu bir olaydır. 1992 yılında başlayıp 3 yıl devam ederek 1995 yılında sona ermiştir. Bu etnik soykırımın nasıl gerçekleştirildiğini anlatmak için belki de en baştan başlamalıyım. Her şey Eski Yugoslavya’nın bölünmesinin ardından Müslüman Boşnakların…

  • Denemeler,  Edebiyat Menü

    Konum

    Bir yerde var olmak o yere ait olmak mıydı bilinmez fakat bir yere ait olmadığını anlamak çokta uzun sürmez. Bakmak ve görmek aynı şey değildir. Şu an semtimin sokağında ne bir çöp ne de bir kömür kokusuna rastlanır. Ama benim gördüklerim ve aldığım koku olduğum yere ait olmadığımı gösteriyor. Kırık dökük, irili ufaklı evin bacasından siyah dumanın çıktığı ve genzine dolan kömür kokusundayım. El değmemiş sokaklara, kamburu çıkmış, küf kokulu dükkana tutunmak mıydı bir yere var olmak? Olduğum yere ne kadar liyakat ettiğimin farkında olmama izin vermiyor bu koku. Bir, iki, üç… kesik ve yara bandı. Sisten görünmeyen yolda yürürken saydığım caddelerde gezinirken yerde buluyorum kendimi. Oysa ne bir sis…

  • Denemeler,  Kitaplar

    Ufukta Parlayan Kumda Bir Yaşam

    Dünya’nın kokusu benliğimi sarıp burnumun direklerini kırıyor adeta. Nerede benim Soylu Karakuğu dostum… Şifa arıyor dimağım… Ah ruhuma aksettirecek sessizlikte kalp atışlarım… Maddesellikle çevrili bu diyarlarda doğanın türküsüne nail olma çırpınışıyla yol almaya çalışırken, karşıma Aborijinlerin hayat felsefesi çıkıyor… Avustralyalıların asıl yerlilerinden olan bu halkın yaşam biçimini benimseyebilmek, uygulamaya geçirebilmek meşakkatli bir tırmanış çizgisi. Bir Çift Yürek kitabıyla ve doğada kamp faaliyetleriyle idrak edilebilir bir nebzede olsa. Kitaba dönüş ^^ Orta yaşlarda, yaşamın tecrübelerinden yararlandığını düşündüğüm kadın, Aborijin gençlerle ekonomik gelişimini sağlayabilmek, psikolojik açıdan da iyileştirmek suretiyle projeler yürütmüştür. Bu proje sonucunda beklediği sürpriz ve karşısına çıkan farklıdır. Hayaller ve hayatlar misali. Çöle sürüklenir.. O an kadının sahip olduğu maddeler,…

  • Denemeler

    İsimsiz Dünya

    Başından geçenleri kimse anlamamış, son çare konuştuğu duvarlar da her kelimeye sessiz kalmış. O, hikayesini etrafında toplanan kalabalık betona anlatırken bu cümleleri kurmuş; Biz o sırada, bozuk kaldırımlar üzerinde yürürken yağmurdan kaçıyorduk, gök gürültüsünden, güneşten ve yaban otlarından. Toprağın içine çektiği gürültüyü göğsümde saklayıp, içimdeki binlerce desibellik patlamayı fünyeyle yok etmek istedim, vaktim buna yetmedi. Parçalarını göremeyeceğiniz kadar çoğalan bedenimi ağaç dallarında yeşeren elma çiçeklerinde buldunuz bazılarınız. Aklınıza getirmek istemediğiniz ihtimaller, umudunuz ve gün ile aydınlanan yarın, o dallarda çiçek açtı. Bazılarınız ve ben bu hikayeyi hiç duymadık. Kaldırım taşlarının arasında yeşeren kasımpatılar için hikaye öyle değildi. Başından geçenleri en iyi O anlamış, her şeyini O’na anlatmış ve dünya sıradan bir günde şarkılar…