• Denemeler,  Sanat Menü

    “Tüm Zamanların En Büyük Caz Piyanisti” Bill Evans

    Sizlere yeni keşfettiğim ve dinlemekten kendimi alamadığım birini tanıtacağım. Bu tür müzikleri daha önce dinlemezdim. Her tür müzik dinlerdim ama caz ve klasik müzik dinlemezdim. Sevmediğimden değil tabiki. Sadece karşıma çıkmadı ve bu müzik dünyasına girme şansım olmadı. Öncelikle nereden keşfettiğimden bahsetmek istiyorum. Yeni bir şarkı keşfetmelerin en güzeli kitapların içinde geçenleridir. Her zaman daha kıymetli gelir bana. Orada karşıma çıkan müziği defalarca dinleyip o kitabı bitiririm. Haruki Murakami’nin İmkansızın Şarkısı adlı kitabında geçiyordu Bill Evans – Waltz For Debby. Okuduğum kitapla bütünleşen bu eserin sahibinin daha birçok eserini dinledim. Farklı sanatçılar keşfettim. İyice sardım bu müziklere. Hayatını merak edip okuduğum Bill Evans’ı ve parçalarını sizlere de tanıtmak, bu güzel…

  • Bilimsel

    Kızıl Gezegen

    Daha önce hiç Dünya’dan uzakta mesela başka bir gezegende yaşamayı hayal ettiniz mi? Ben etmiştim. Çocukken Mars’ta yaşamak nasıl olurdu diye bazen merak ederdim. Bu merakım aslında gezegenin isminden kaynaklanıyordu o zamanlar. Mars’ın ismi bana sıra dışı bir çekicilikte geliyordu. Sonra araştırdım isminin nereden geldiğini, adının neden Mars olduğunu. Mars’ın rengi kızıl olduğundan ve kanı andırdığından dolayı adını Roma Mitolojisinde ki Savaş Tanrısı Mars’tan almış. Bu Tanrı Eski Yunan Mitolojisinde Ares’e karşılık geliyor aslında. Ayrıca Arapça ve Osmanlıca da Merih olarak bilinir ve eskiden böyle adlandırmışız biz de. Literatürde kullanılan bir diğer ismi de Kızıl Gezegen‘dir. Yüzeyindeki yaygın demir oksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için bu isimle adlandırılmış. Benim en sevdiğim ismidir…

  • Denemeler

    GÖLGEDE KALAN YAŞANTILAR

                    Ruh yalnızca insana özgü bir kavram mıdır? Antika bir sandalyenin, bir guguklu saatin, anneanneden kalmış bir çeyiz sandığının da ruhu olamaz mı? Elbette ki olabilir. Eşyalar, binalar hatta mekânlar da tıpkı insanlar gibi bir ruha sahiptir. Onlar da insanlar gibi doğar, yaşar, tecrübe kazanır ve sonunda unutulacakları günü beklerler.                 Yolda yürürken çoğu zaman farkına varmadan yanından sadece yürüyüp geçtiğimiz başımızı kaldırıp bakmaya dahi vakit bulamadığımız boyaları, sıvaları dökülmüş artık eski albenisine sahip olmayan kırık pencereli evler yıllarca içinde yaşamış insanlara sadece konutluk yapmamıştır, aynı zamanda içinde yaşayanların kadim sırdaşlarıdır da. Çoğu zaman küflenmiş bir arşiv…

  • Denemeler

    Kimse Var mı ?

    Bir cümleye, bir soru cümlesine ne kadar çok duygu sığabilir? Korku, endişe, umut ve daha niceleri… Bir sesi beklemek… ” Buradayım ben buradayım…” diye bağıran bir sesi beklemek… Hatta bazen bağıramayan bir insanın sesini , sadece bir nefesi duyabilmek için, kendi nefesini tutarak o nefes sesini beklemek. Umutla beklemek, korkuyla beklemek… Ya aykınlarım varsa altında, ya dünyayı bir kere görememiş bir bebek varsa ya da bir anne evlatlarını bekliyorsa o enkazın başında korkuyla. Gelenlere sevinmek; ama gidenlere yanarken tepki gösterememeye ne demeli? Mesela hangi teselli avutur bu insanları? Dilerim hiç kimsenin bedeni, kalbi, ruhu, aklı kalmaz o enkazların altında.

  • Denemeler

    Virüs mü Hayat mı Bizi Korkutan?

    Herkes yıllardır alıştığı hayatı yaşamakla meşguldü aylar önce. Her gün uyguladığımız sabah-akşam rutinimiz, aktif bir sosyal yaşamımız, çok yoğun olan işimiz veya okulumuz, kısacası zamanla yarıştığımız bir hayatımız vardı önceden. Çoğu şeyi de aslında yapamadığımız bir hayat… Şimdi ise tüm düzenimiz değişti. Günün telaşesi eskisi gibi yok artık. Aceleyle evden çıkmamızı gerektirecek bir işimiz, yetişmeye çalışacağımız bir dersimiz yok. Kahvaltı yapmadan evden çıktığımız sabahlar ortadan kayboldu. Sıcacık yatağımızdan kalkıp bir yere gitme mecburiyetimiz uçup gitti aniden. Eski endişelerimiz ve kaygılarımız ayrıldı içimizden. Yerini koca bir belirsizlik duygusu aldı. Her şeyin anlamsız geldiği, kendimizi ve hayatımızı sorgulamaya başladığımız bir evreye geçtik. Peki şimdi ne olacak sorusu aklımızdan çıkmaz oldu. Ölüm korkusuyla…

  • Denemeler

    Sosyal Maske Ağı

    Labirent ne demek bilir misiniz? Kısaca özetlemek gerekirse; çıkış yeri çok zor bulunabilecek bir yapı veyahut da içinden çıkılması olanaksız durum. Sizce de hayatlarımız bir dolambaç döngüsü halinde ilerlemeye devam etmiyor mu? Artık evden çıkmadan önce kıyafetlerimize uygun aksesuar yerine; maske arar olduk… Hani satılan bir yer olsa ve kim olduğumuz konusunda bize yol gösterse hiç düşünmeden üretim çılgınlığına dâhil ederiz. Çünkü tam anlamı ile yıllarca cüzdanlarımızda taşıma alışkanlığı haline getirmiş olduğumuz kimliklerimizi yitirmiş durumdayız. İsmimiz ve birkaç bildiğimiz soy bilgisinden ayrı, hatırlamakta güçlük çektiğimiz özlüğümüzü tam olarak nerede ve ne zaman kaybettik hiçbir fikrimiz yok. Aramak istiyor muyuz? İstiyorsak eğer; nereden başlamamız gerekiyor, orası apayrı bir muamma. “Nabza göre…

  • Denemeler

    Bir Barış Kahramanı Puduhepa

    Süper kahramanlar çocukluğumuzda en yakın arkadaşlarımız, en heyecanlı maceralarımız ve en güçlü kahramanlarımız olmuştur. Onunla oyunlar oynar, pelerinini savurarak maceralarına dahil olurduk. Superman, Spıderman, Batman, Ironman, Hulk ve daha nice kahramanlar. Büyüdüğümüzde bile bizleri peşinden sürükleyen filmleri ve oyuncak figürleriyle yalnız bırakmadılar. Süper kahramanların ana konusu iyilik, kötüleri yok etme ve masum insanları kurtarma üzerine olmuştur hep. Kötü karakterleri en zor zamanlarda bile pelerinleriyle uçarak yok etmeyi ve yenilgiye uğratmayı başarırlardı. Ne kadar heyecan verici ve iyimser gibi görünseler de çocukluğumuzdan beri kavgayı, vurup kırmayı gösterdi bize süper kahramanlarımız. İyilik yapıp masumları kurtarmış olsalar da her zaman birer katil oldular. “Yıldızlar şahidim, sözüm söz olsun” Gelin şimdi yeni bir süper…

  • Denemeler

    İkindi Serinliği

        Gün içinde en sevdiğim vakit nedir bilir misiniz? İkindi vakti. İkindi vakti, her ne kadar bazılarımız onu iki vakit arasında sıkışmış bir vakit olarak görse de ben onu kalabalık çay bahçelerinde denize bakan masayı kapan talihli bir kişi olarak görüyorum. İkindi vaktini vapuru kaçırmamak için hızlı adımlarla yürüyen insanlar arasında aheste aheste hareket eden, ‘’aman canım bunu kaçırırsam başka vapuru beklerim ‘’ diyen birine de benzetiyorum; çünkü ikindi vakti benim için zamanın en yavaş ve en güzel şekilde aktığı vakittir. Onun şahsına münhasır bir kimliği, kendine has bir kokusu varmış gibi geliyor; gerçi her vaktin kokuları olabileceğini düşünüyorum. Vakitlerin kokusu olsaydı, sabahları ıhlamur kokusu, akşamları ekmek kokusu, ikindileri de…

  • Denemeler

    GÖZYAŞLARIYLA ÇOCUK

             Çocuklar; yüreklerimizin en tatlı masumluğu, merhametimizin aynası ve dünyamızın neşesidir. Onlar için Hz. Muhammed (sav) ‘ kokusu cennet kokusundandır’ demiştir. Sabiler işte öyle güzel kokulu, öyle masumlardır. Onların şen kahkahaları, umudumuzun sesi ve geleceğimizin ne kadar parlak olduğunun göstergesidir. Dünyaya ‘çocuk gözlerle’ bakabilen her insan böyle ince detayları fark edecektir. Zaten dünyada ‘küçük’ şeyler ile ‘kocaman’ mutluluklara erişebilen, bu mutluluklarla dünyamızı daha iyi bir yer yapan başka ne var ki? Ancak dünyada o yavruların şen kahkahalarını solduran birçok sorun da vardır. Ben bu yazımda sizlere o masum sabilerin gerçek mutluluklarının nasıl ellerinden alındığını, gözlerindeki ışıkların nasıl söndürüldüğünü anlatacağım. Bu yazıyla onların sesi olacağım. Çalıştırılan çocuklar, savaştan kaçarak hayata tutunmaya…

  • Denemeler

    “Geçmişe Veda” Buluşması

    Bir çocuk parkında, yıllardır kimsenin sallanmadığı bir salıncaktayım şimdi. Sığınağımdayım. Rüzgar yüzümde, hislerim gökyüzünde sallanıyorum. “Daha yükseğe.” diyorum kendi kendime. Sanki ne kadar yükselirsem o kadar yaklaşıyorum kendime, görmek istemediklerime, ertelediklerime, gerçeklere. Düşünmeden edemediğim sorular var zihnimde, bilinmezliğe değil cevaplara ihtiyacım var. En önemlisi, artık onları arayacak cesaretim var.    Bu gece tanıdık sokaklardan koşar adımlarla geçerken buldum, uzun zamandır aradığım bi’ cevabı. “Kim benim en yakınım, en yakın arkadaşım?”. Kendi kendime sorduğum sorunun birkaç ay önce bambaşka bi’ cevabı vardı, şu anıma uymayan bi’ cevap. Şimdiyse biliyorum, içimdeki küçük kız çocuğu benim en yakın arkadaşım. Bu her zaman böyleydi ve ben şu an fark edebiliyorum. Her nefessiz kalışımda onu…