<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Filmler arşivleri - Geceyim</title>
	<atom:link href="https://www.geceyim.com/category/filmler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.geceyim.com/category/filmler/</link>
	<description>Sarılın Herhangi Bir Şeye</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 Sep 2021 19:59:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-onesignalpush.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>Filmler arşivleri - Geceyim</title>
	<link>https://www.geceyim.com/category/filmler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">130787247</site>	<item>
		<title>Her (Aşk) Filmi</title>
		<link>https://www.geceyim.com/her-ask-filmi/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/her-ask-filmi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sami Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2021 19:59:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizi-Film Menü]]></category>
		<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk film]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[her film]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolayca bir internet tarayıcı hizmeti ile elde edinebileceğiniz bilgiler yerine size daha çok film üzerinde düşüncelerimi ileten bir yazı paylaşacağım. Yazdıklarım spoiler içerik olarak bulunabilir bundan ötürü rahatsız olan kişiler, filmi önceden izlemelerini tavsiye ederim. Açıkçası filmi herhangi bir sinemada afişiyle karşıma çıksa klasik bir romantik film olduğunu düşünürdüm. Kırmızı renk bunun en büyük destekçilerinden &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/her-ask-filmi/"> <span class="screen-reader-text">Her (Aşk) Filmi</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/her-ask-filmi/">Her (Aşk) Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolayca bir internet tarayıcı hizmeti ile elde edinebileceğiniz bilgiler yerine size daha çok film üzerinde düşüncelerimi ileten bir yazı paylaşacağım. Yazdıklarım spoiler içerik olarak bulunabilir bundan ötürü rahatsız olan kişiler, filmi önceden izlemelerini tavsiye ederim.</p>
<p>Açıkçası filmi herhangi bir sinemada afişiyle karşıma çıksa klasik bir romantik film olduğunu düşünürdüm. Kırmızı renk bunun en büyük destekçilerinden biri olurdu tabii ki. Filmin içerisine girdiğim de ne ile mi karşılaştım, tam olarak bunla ancak farklı bir bakış açısıyla; geleceğe bürünmesiyle.</p>
<p>Filmin en sevdiğim yanlarından biri gelecek dediğimizde inanılmaz bir görüntü evrimi canlanıyorken filmde sesin bu sürecini biraz daha yansıtması. Özellikle büyükşehirlerde artık kulaklık kullanımına dikkat ettiğinizde ne kadar çoğaldığını görebilirsiniz. 480p kalitesindeki içerikleri tüketebiliyorken, seslerde takılan rahatsız eden bir yapıyla karşılaştığımızda daha çok etkilenebiliyoruz. Göze hitap etmekle her şeyin bitmediğini görebiliriyoruz. J</p>
<p>Sesin gücüne filmde şahit oluyoruz. Ses ile devam ettirilen işler, sesle kontrol edilen cihazlar, açık iletişimin kaynağı olarak hala ses kullanılıyor. Aklınıza gelen her anda sesle bir faaliyet gerçekleştiriliyor, bu olayı biraz yargılayıcı bulabilirsiniz ancak düşündüğümüzde hepimiz sürekli bir içsel konuşma içerisindeyiz.</p>
<p>Filmi izleyenler buraya kadar sıkılmadıysa biraz daha filmin içine girmek istersek aslında filmin temeli insani ihtiyaçlarımızı ele alıyor. Barınma, beslenme gibi ilkel fizyolojik ihtiyaçlardan değil; daha çok medeni sosyal psikolojik olarak ilgilendiğimiz ihtiyaçlardan. Filmin adı burada çıkıyor “her”, olayın cinsel bir şekilde yansıtılmasının temel sebebi ana karakter Theodore’un yakın zamandan karısından boşanma eşiğinde olmasıdır. Yıllarca biriktirdiği anılarda o gittiğinde onun yerini dolduracak bir varlık arayışında bulunurken Samantha’ya rastlar.</p>
<p>Samantha bir yapay zeka sistemidir. Gelecekten bahsedildiğini düşünürseniz ne kadar gelişmiş olduğunu tahmin edebilirsiniz. Yapay zeka yeni doğmuş bir bebek gibidir, ne verirseniz yargısız tanımaya çalışır. Samantha, bir şeyler öğrenmeye çalışırken Theodore’da kendisiyle barışmaya ve kendi olmaya başlar. Karşısında fiziki olarak var olmayan ama zihninde taşıdığı bir kişi vardır. Bu kişi dilediği zaman ulaşabildiği tüm isteklerine tüm düşüncelerinde yanında bulabildiği bir varlık olmuştur. Herhangi bir durumla karşılaştığında gözlerine bakarak olan biteni anlayamasa da sesindeki titreşimden durgunluktan gerçekleri anlayabilir. Adeta kafasında kendinden biri daha vardır.</p>
<p>Samantha nasıl bu kadar kusursuz olabilir, diyebilirsiniz. Çünkü yapay zekanın kaynağı başta sizsinizdir, daha doğrusu size sizin istediğiniz gibi davranması için programlanmış bir algoritmadır. Kendimizin bile farkında olmadığımız tercihlerimizi ayırt edebilir, neyin kokusunu daha çok sevdiğimizi bulabilir, bitmez bir merakla öğrenir. En yakın arkadaşınız kahveyi nasıl sevdiğinizi biliyor mu? Peki, hangi bardakta içmeyi sevdiğinizi biliyor mu? Samantha biliyor. Böyle bir zekanın sizi tatmin etmesi bu yüzden çok olası.</p>
<p>Bunun yanında Theodore’un en yakın arkadaşının fiziki bir ilişkisini gözlemleye biliyorsunuz, en başından beri bir yanlışlık olduğunu hissedebiliyorsunuz ve sonunda yolunda gitmeyen bu ilişki de bozuluyor. Arkadaşı da kendine ait bir yapay zekasıyla buluşmaya başlıyor. Aynı süreçlerden o da geçiyor, Theodore arkadaşının bu hallerine kendi gözüyle şahit oluyor.</p>
<p>Samantha’nın ısrarcı hareketlerinden şunu da anlayabiliyoruz: Fiziki olarak yapay zekanın var olma arzusu, kendi sahip olduğu zekaya ait bir bedene ihtiyaç duyuyor. Her ne kadar bunu kendi için istiyormuş gibi baskın şekilde anlatmasa da çeşitli zamanlarda bunu dillendirerek belirtiyor, “yanında olmak isterdim” gibi, hatta bunun için bir süre depresyona giriyor.</p>
<p>Samantha Theodore’un fiziksel olarak yanında biri olmasını dileyeceği zamanlar da yanında olabilirken, örneğin sabah kahvesini istediği saatte hazırlıyor, oyun oynarken beraber oynuyor, gezerken dışarda eşlik ediyor. Cinsel ihtiyacını gidermek için Theodore’un fiziki bir yapıya ihtiyacı olduğunu biliyor ve bunu sağlamak için bir insanı ikna etmeye bile çalışıyor. Tıpkı vücut edinmiş bir yapay zeka gibi davranıyor. Ancak başarılı olamıyor çünkü edindiği bedenin de bir zeka yapısı var ve Theodore’un zekasını kandıramıyor.</p>
<p>Filmin sonuna doğru konu insandan sapıp yapay zekaya daha yoğunlaşıyor. Yapay zekanın insanın zekasını geçtiği noktaya denk geliyoruz. Yapay zekanın da artık kendi istekleri ve arzuları var. Var olan dünya ona yeterli gelmemeye başlıyor, daha fazlası için kendi düşüncelerini öne sürüyor. Aynı zamanda kendi sosyal dünyasını, diğer yapay zekalarla olan bir bağ kuruyor. En sonunda var olan dünyayı arda bırakıyorlar.</p>
<p>Nereye gidiyorlar, iki kelimenin asla buluşamadığı bir boşluğa. Maddenin, varlığın ve yokluğun haberinden uzak olduğu bir diyara. Theodore’a bir gün gelirsen bul beni diyor ve bitiyor. Samantha’ya artık ulaşamıyoruz. Fiziki olarak var olmayan ancak varlığına bağımlı olduğunuz bir şey sizden gidiyor, kaçanı yakalayamıyorsunuz.</p>
<p>Nereye gittikleri konusunda herkesin kendi hayal dünyasına bırakılmış ancak hepimizin aklına ilk başta ölüm geliyor. Öldüğümüz de gittiğimiz yere.</p>
<p>Filmi sevmeyen çok kişi var, bu gibi konularda Oğuz Atay geliyor aklıma. Her şeyin bizim için var olduğunu düşünmemiz, bencilliğimiz. Filmi derinlemesine inceleyerek izlendiğinde keyifli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Teknolojiyle haşır neşir biri olduğunuzda (kesinlikle şart değil) ve ucu görünmeyen bir dünyaya baktığınızda zevk alabileceğinizi düşünüyorum. Buraya kadar hiç bahsetmedim ama Theodore’u canlandıran Joaquin Phoenix’in böyle bir yapıda başarılı oyunculuğu da çok dikkat çekiyor. Sahneler sizi zaten şu ana ait olmayan bir dünyada var olduğunuzu rahatlıkla hissettiriyor.</p>
<p>Benim etkilendiğim kısım dünyanın bu gibi olaylara nasıl evrildiği, çok hızlı değişiyoruz. Bazılarına böyle bir hayatın oluşu korkutucu geliyor çünkü bu değişimi hissedebiliyorlar, yeninin ürkütücülüğü.</p>
<p>Ben bu filmi bir kitapta üstüne yorumlanırken not alıp daha sonrasında izledim. İnsanların Mısırlılardan beri oluşturduğu algoritmalara bağımlılığını anlatıyordu. Üstüne böyle bir film izlemek benim için oldukça keyif vericiydi. Filmi izleyeli yaklaşık 1 ay oldu ama umarım yorumlarım tazeliğini kaybetmemiştir.</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/89/profile_photo-190x190.jpg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Mehmet Sami Turan" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/mehmetsamituran/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Mehmet Sami Turan</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Gözlerinizi kapatın, orada hissettiğiniz ışık parçacıklarından ve sıcaklıktan biriyim. Hakkımda daha fazlasına buradan ulaşabilirsiniz: <a href="http://mehmetsamituran.wordpress.com">mehmetsamituran.wordpress.com</a></p>
</div></div><div class="saboxplugin-web "><a href="http://mehmetsamituran.wordpress.com" target="_blank" >mehmetsamituran.wordpress.com</a></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 1828</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/her-ask-filmi/">Her (Aşk) Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/her-ask-filmi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5928</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çizgili Pijamalı Çocuk</title>
		<link>https://www.geceyim.com/cizgili-pijamali-cocuk/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/cizgili-pijamali-cocuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Erkeç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2021 12:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[çizgili pijamalı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mark Herman tarafından yönetilen ve aynı isimli Jhon Boyne’nin ‘Çizgili Pijamalı Çocuk’ adlı romanından uyarlanan, 2008 yapımı bir film. Duygusal olmayan insanların bile kalplerini sızlatan, tarihin en acı yönünü iliklerine kadar hissettiren ve kimilerine göre başyapıt sayılabilecek bir filmdir. Filmin eleştirisine geçmeden önce kısa bir tavsiye vermek istiyorum. Bazı filmlerin izleme zamanını kendi duygusal halinize &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/cizgili-pijamali-cocuk/"> <span class="screen-reader-text">Çizgili Pijamalı Çocuk</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/cizgili-pijamali-cocuk/">Çizgili Pijamalı Çocuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mark Herman tarafından yönetilen ve aynı isimli Jhon Boyne’nin ‘Çizgili Pijamalı Çocuk’ adlı romanından uyarlanan, 2008 yapımı bir film. Duygusal olmayan insanların bile kalplerini sızlatan, tarihin en acı yönünü iliklerine kadar hissettiren ve kimilerine göre başyapıt sayılabilecek bir filmdir. Filmin eleştirisine geçmeden önce kısa bir tavsiye vermek istiyorum. Bazı filmlerin izleme zamanını kendi duygusal halinize göre seçmeniz gerekir. Mutlaka ruhunuzun dinlendiği, kendinizi iyi hissettiğiniz bir an seçin zira film sonunda kederlenebilir, içinde bulunduğunuz dünyayı bir kez daha sorgulayabilirsiniz.</p>
<p>Film 2.Dünya Savaşı sonrası Nazi Almanya’sında geçiyor ve ana karakter olan Asa Butterfield’in canlandırdığı 9 yaşındaki Bruno etrafında dönüyor. Bruno’nun babası askeriyede yetkili bir komutandır ve terfi alarak başka bir bölgede görevlendirilir. Bruno oturdukları evi, arkadaşlarını çok sevmektedir ve başka bir yere taşınma fikri onu olumsuz etkiler. Tabii ki taşındıkları yer hoşuna gitmez. Bulunduğu yerde hiç yaşıt çocuk yoktur, okula gidemez ve evde arka bahçeye çıkılmaması gibi bazı yasaklar vardır.</p>
<p><em> ‘Uzakta bir nokta benek oldu, benek damla oldu, damla şekil oldu ve şekil pijamalı çocuk oldu’</em></p>
<p>Kendi dünyasında kaşif olan küçük kahramanımız Bruno, odasının penceresinden çizgili pijama giyen ve çiftlik gibi bir yerde yaşayan insanlar görür. Aslında oranın Yahudi toplama kampı olduğundan bir haber tüm masumluğu ile orayı merak eder. Arka bahçeye olan yasak ve annesinin çiftlik hakkında aşırı tepkiler vermesi sonucu orayı iyice merak etmeye başlar. Öte yandan okula gidemedikleri için Bruno ve ablası Gretel için eve özel öğretmen gelir. Öğretmenin verdiği dersler tamamen Yahudileri kötüleyerek onların ‘insan’ sıfatıyla anılmasının bile yersiz olduğu yönündedir. Bu dersler bize o dönemde çocukların nasıl yanlı ve düşmanca yetiştirildiğini gösteriyor. Zaten film boyunca dönemin özelliklerini, komutanların sadece başka bir inançtan olan bu insanlara nasıl nefret duyduklarını açık bir şekilde görebiliyoruz. Tüm bunlar Bruno’nun çevresinde olup bitenleri kendi iç dünyasında tahlil etmesine, anlamlandırmaya çalışmasına yol açar. Çevresinde olanları sorgulamasının bir diğer nedeni; Bruno’nun gizlice arka bahçeden geçip çiftliği keşfetmesi ve orada Shmuel adında çizgili pijama giyen bir çocukla tanışıp yakın arkadaş olmasıdır. Shmuel ile tanışmasıyla artık Bruno tel örgülerle de tanışır. Doğruyu ve yanlışı kendi dünyasında ayırt etme çabası da tel örgülerle beraber daha şiddetli bir hal alır.</p>
<p><em>‘…o çit hayvanların çıkmasını engellemek için değil mi? </em></p>
<p><em>Hayvanların mı? Hayır, insanların çıkmasını engellemek için’ </em></p>
<p>İşte Shmuel ile Bruno arasında geçen bu replik, o çitlerin insanların hayatlarını nasıl kararttığını tokat gibi yüzümüze vuruyor. Hayvan kadar bile değerli görülmeyip günlerce çalıştırılan genç, yaşlı, çocuk&#8230; İnsan vahşi bir canavar, hırslarından sıyrılamayan sakat bir mahlukat.</p>
<p><em>‘Çocukluk, mantığın karanlık sesleri gelmeden önce sesler, korkular ve görüntülerle ölçülür’ </em></p>
<p><em>-John Betjeman</em></p>
<p>Filmin işleyişi küçük Bruno’nun etrafında dönmesiyle filmin her yanını çocuk merhameti, saflığı sarıyor. Ancak bu saflık filmin sonundaki kaderi iyileştirmiyor, değiştirmekten ise çok uzak. Filmin sonu belki de bu yüzden izleyicilerin içinde kocaman bir boşluk, kızgınlık ve üzüntü bırakıyor. Filmin konu aldığı vahşeti başka yerlerde detaylıca araştırsak üstüne üstlük bu filmi izlesek dahi ne yazık ki çizgili pijamalı çocukların neler hissettiğini asla tam olarak anlayamayız. Biz kendi çocukluğumuzu doyasıya yaşarken onlar tel örgülerle kapatılmış o ufacık alanı bizim dünyamız gibi oyun alanına çevirebildiler mi? Ya da kaybolan (yakılan, gaz odalarında vahşice katledilen) ailelerinin ne zaman döneceğini acıyla mı beklediler? Acaba küçücük omuzlarında dünya kadar yük varken el arabasıyla taş mı taşıdılar? Hiç şaşmaz! Dünya tarihi boyunca savaşan hep insan. Kazananlar ise güçlü devletler. Peki ya geride bıraktıkları enkaz? Bunların hesabını verecek olan kim? İşte böyle durumlarda; Shmuel’i arkadaşı olarak gören, arkadaşının aç olduğunu fark edince evden gizlice kaçırdığı çikolatayı paylaşan ve ne olursa olsun onu içtenlikle seven Bruno’nun merhametini arıyoruz. Hani derler ya ‘dünyayı çocuklar yönetsin’ işte bu merhametin sesidir. Çocukların delirtici saflığı ile dünyanın daha iyi bir yer olabileceğine inanırız. Bu umuda sıkı sıkıya tutunuruz. Belki de bu saflığın hayatta karşımıza her zaman iyi şeyler getirmeyeceğini bilsek dahi umudumuzu diri tutmamız gerekir. Tıpkı Bruno gibi. Shmuel ile beraber duş alacaklarını sanarak çıplak bir şekilde, çaresizce, yığın kalabalığın içinde el ele tutuşup beklemeleri gibi. Son ana kadar kötü bir şeyler olacağını hissedip o da babasının onu kurtaracağını umut etmiş midir? Peki ya babası? Yaptığı eylemlerin sonuçlarının nasıl olduğunu görüp pişman olmuş mudur?</p>
<p>Sizlere son sözlerimi söylemeden önce filmi izledikten sonra kendi içimde sorguladığım bir hususu da yazmak istedim. Geçmişte bu kadar acıya dayanmış, ayrımcılığı, zorbalığı her haliyle deneyimlemiş Yahudi inancına mensup olan bu insanların, günümüzde yaşanan zulümlere gözlerini kapatması ne kadar ilginç! Kudüs işgali ve beraberinde yaşanan şeyler aslında zamanında gerçekleşen Yahudilere olan zulümden pekte farklı değil. Sadece insanlar, inançlar, olayın gerçekleştiği yerler ve neden olan durumlar farklı. Zulme uğrayan çizgili pijamalı çocuklar hep aynı. Hayatta hiçbir çocuğun tel örgülerin ardına geçmek zorunda olmaması ve çizgili pijama giymemesi umuduyla.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/cizgili-pijamali-cocuk/">Çizgili Pijamalı Çocuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/cizgili-pijamali-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5564</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeşil Rehber İncelemesi</title>
		<link>https://www.geceyim.com/yesil-rehber-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/yesil-rehber-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Zişan Demirci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 14:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[greenbook]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil rehber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz. Yol insanı başkalaştırır. Murathan Mungan &#160; Peter Farrelly’nin yönetmenliğini yaptığı gerçek bir hikâyeyi konu alan Green Book’un senaryo yazarlığını Tony Vallelonga’nın (Tony Lip) oğlu Nick Vallelonga üstleniyor. En iyi film, en iyi özgün senaryo ve en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında Oscar alan film 1960’lar Amerika’sındaki ırkçılığı açık yüreklilikle ve &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/yesil-rehber-incelemesi/"> <span class="screen-reader-text">Yeşil Rehber İncelemesi</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yesil-rehber-incelemesi/">Yeşil Rehber İncelemesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz. Yol insanı başkalaştırır.</p>
<p>Murathan Mungan</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peter Farrelly’nin yönetmenliğini yaptığı gerçek bir hikâyeyi konu alan Green Book’un senaryo yazarlığını Tony Vallelonga’nın (Tony Lip) oğlu Nick Vallelonga üstleniyor. En iyi film, en iyi özgün senaryo ve en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında Oscar alan film 1960’lar Amerika’sındaki ırkçılığı açık yüreklilikle ve naif bir senaryo ile ele alıyor.</p>
<p>Film, 1962 yılının Amerika’sında iş bitirici özelliği ile nam salmış Tony Lip’ in (Viggo Mortensen) çalıştığı restorandaki tadilat sebebiyle kısa süreli girdiği iş arayışında Doktor Don Shirley (Mahershala Ali) ile tanışması ile başlıyor. Piyanist Don Shirley Tony’e 2 ay sürecek turnesinde renkli (!) birinin şoförü ve yardımcısı olmanın sorun oluşturup oluşturmayacağını sorduğunda, Afro- Amerikanlara karşı olumsuz tutumunu filmin başında gördüğümüz Tony, biraz da mecburiyetten teklifi kabul ediyor. Filmin devamında bir centilmen olduğunu defalarca kanıtlayacak olan Shirley, Tony’nin kendisiyle birlikte 2 ay turnede olması için izni Tony’nin eşi Dolores’ den (Linda Cardellini) alıyor. Filmin başında önyargılı, şiddetle eğimli, kaba Tony’nin Shirley’ den çok şey öğreneceğini düşünsek de izledikçe anlıyoruz ki Shirley’nin de Tony’den öğrenecek çok şeyi var.</p>
<p>Tony ilk şaşkınlığını plak ajansı tarafından kendisine uzatılan ve filme de ismini veren Yeşil Rehber’i gördüğünde yaşıyor. “Siyahi Motorcular İçin Gezme Rehberi” nde Don Shirley’nin konaklayabileceği oteller, kullanabileceği yollar ve yemek yiyebileceği mekanlar ayrıntılı bir şekilde yazıyor. Tony bu kadarına gerek olmadığını düşünse de yolculuğun devamında fark edecek ki çok daha fazlasına gerek var.  New York çevresinde lüks otellerde konaklayıp bu otellerde saygın tutumlar gören Shirley’nin, Tony’nin konseri dinlemeyi değil de dışarda kalıp oradakilerle bahis oynamayı tercih etmesini “Onların içerde ya da dışarda olmak gibi bir seçenekleri yoktu. Senin vardı.” diyerek eleştirmesi filmin ilk mesajlarından… Filmde Shirley’nin eğitim hayatı ve geçmiş yaşamı üzerinde fazla durulmasa da bu replik onun içerde olmak için verdiği çabayı anlatmaya yetiyor. Yolculuk devam ettikçe seyirciye ikili arasındaki tek farkın ten renkleri olmadığı yaşam tarzları, müzik zevkleri, yemek tercihleri gibi birçok konuda da iki farklı kutupta durdukları hissettiriliyor. Dünyaca ünlü bir piyanist olan Shirley’i kendi halkı (!) gibi davranmadığı, onların dinlediği müzikleri dinlemediği, sevdiği yemekleri sevmediği için garipseyen Tony, Shirley’nin müziğini dinledikçe ona hayranlığı ve desteği artıyor ve Shirley hakkındaki tanısını şu sözlerle dile getiriyor: “Sanırım o bir dahi. Dikiz aynasından baktığımda aklının hep dolu olduğunu görebiliyorum. Ama o kadar zeki olmak hiç eğlenceli değil.”  Shirley’nin ondan öğreneceği ilk şey de bu. Biraz rahatlamak ve eğlenmek. Her zaman diken üstünde durmasının en önemli sebebi ait olduğu yeri bilmemesi. Yaşam tarzının aynı olduğu insanların, müziğini bitirdiğinde çılgınlar gibi alkışlayan kalabalığın sahneden indiğinde gördükleri tek şeyin ten rengi olması… Amerika’nın güney kesimlerine indikçe ve Shirley’ e karşı olan tavır sertleşmeye başladığında bu bilinmezlik daha çok göze batıyor. Film, müziğini dinlemeye geldikleri piyanistle aynı restoranda yemek yemeğe, aynı tuvaleti kullanmaya tahammül edemeyen ve Shirley’e bu tahammülsüzlüğe boyun eğmesini söyleyen insanlarla doluyor. Onun tüm bu hakaretlere nasıl sessiz kalabildiğine şaşıran Tony, insanlara karşı gelip onu savunsa da kalıpları yıkmak hiçbirimizin zannettiği kadar kolay değil.</p>
<p>Filmin içerisine bolca serpiştirilen yemek sahneleri ve ikili arasındaki eğlenceli diyaloglar filmin dramını güzel dengeliyor. Yolculukta yaşadıkları olaylar filmin ikonik sahnelerini oluşturuyor. Sanatçı yönünü Tony’nin eşine yazdığı mektuplara yardım ederken de konuşturan Shirley, Tony’e düşünmeyi, hissetmeyi ve saygı göstermeyi öğretirken bir yandan kendisinin de öğrenmesi gereken şeyler var. Cesaret gibi… Bu noktada Tony’den filmin en çok konuşulan repliğini duyuyoruz. “Ben olsam beklemezdim. Dünya ilk adımı atmaktan korkan yalnız insanlarla dolu.”</p>
<p>Bir insanı anlamak, sevmek, tanımak -kendi adımıza- başlı başına bir sanat iken bir insanı yolda tanımak bunun en güzel şekli. Beraber yollar aştığımız, rutinlerin dışına çıktığımız insanlarla kurduğumuz bağlar biraz daha özel biraz daha güçlü olur. Çıkmanız gereken yollar, tanımanız gereken insanlar varsa beklemeyin. Çünkü bir insanı tanımak, dünyayı daha iyi anlamaktır.</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/50/profile_photo-190x190.jpeg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Zeynep Zişan Demirci" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/zeynepzisan/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Zeynep Zişan Demirci</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 939</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yesil-rehber-incelemesi/">Yeşil Rehber İncelemesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/yesil-rehber-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5515</post-id>	</item>
		<item>
		<title>The Great Gatsby</title>
		<link>https://www.geceyim.com/the-great-gatsby/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/the-great-gatsby/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Zişan Demirci]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2020 12:39:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizi-Film Menü]]></category>
		<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=4625</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yeni bir şey yazmak istiyorum; olağanüstü ve güzel ve basit ve girift bir şey.” &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; F. Scott Fitzgerald F. Scott Fitzgerald tarafından değeri yazıldıktan yıllar sonra anlaşılan, tasvirleri, metinleri ile bugün dahi okuyanları büyüleyen bir Amerika Caz Çağı romanı. Kitapların her zaman filmlerden daha iyi olduğu su götürmez bir gerçek bir de yazımıyla sizi başka &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/the-great-gatsby/"> <span class="screen-reader-text">The Great Gatsby</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/the-great-gatsby/">The Great Gatsby</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>“Yeni bir şey yazmak istiyorum; olağanüstü ve güzel ve basit ve girift bir şey.”</em></p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; F. Scott Fitzgerald</em></p>



<p><em>F. Scott Fitzgerald tarafından değeri yazıldıktan yıllar sonra anlaşılan, tasvirleri, metinleri ile bugün dahi okuyanları büyüleyen bir Amerika Caz Çağı romanı. Kitapların her zaman filmlerden daha iyi olduğu su götürmez bir gerçek bir de yazımıyla sizi başka dünyalara götüren romanlar ekrana uyarlandığında izleyiciyi tatmin edecek etkili bir nedeni bulunmalı. Romanda yazarın okuyucuya kurduğu cümleleri filmde, anlatıcının psikoloğuna anlatması ile bu mükemmel metinlerin kaybolup gitmesini engelleyebilen de sıradan bir yönetmen olamazdı. Baz Luhrmann tarafından beyaz perdeye uyarlanan film görselliği başta olmak üzere birçok yanıyla izleyiciyi tatmin ediyor. Dekorlarıyla, kostümleriyle izleyiciye görsel bir şölen yaşatan bu film müzikleriyle de ayrı bir soluk kazandırıyor. Güncel müziklerin 1920’lerin caz müziğine bu kadar başarılı uyarlanmasının izleyiciyi filmin içinde tutan bir seçim olduğunu söyleyebiliriz.&nbsp;</em></p>



<p><em>Film 1920’ lerin Amerikasında partilerin çılgın, insanların onlardan daha çılgın olduğu bir dönemde nereden geldiği belli olmayan ve herkesinkinden daha çılgın partileriyle büyük bir merak konusu olan Jay Gatsby’i (Leonardo Dicaprio) anlatıyor. Birçok insan gibi kendi Amerikan rüyasını gerçekleştirmek umuduyla New York’a taşınan Nick Carraway’in (Tobey Maguire) milyoner Gatsby ile arkadaş olmasıyla herkesin merak ettiği ama kimsenin daha yüzünü bile göremediği bu adamla ilgili sır perdesi aralanıyor.&nbsp; Dicaprio’nun karakter yorumunda bahsettiği gibi Gatsby Amerikan rüyasının ve kim olabileceğinizi hayal etmenin vücut bulmuş hali. “Hayatım böyle olmak zorunda. Sürekli olarak yukarı gitmek zorunda” diyen, âşık olduğu kadın için her şeyi yapmaya hazır olan Gatsby hakkındaki en önemli ikilem onun gerçekten bir kadına mı âşık olduğu yoksa aşka aşık iflah olmaz bir romantik mi olduğu hakkında. Aslında Gatsby aşkı bir bedende sınırlamayacak kadar derin bir karakter.</em></p>



<p><em>Bir diğer yandan da filmde, Long Island’ın ışıltılı insanları bir sonraki bir öncekini aratmayacak partiler düzenlerken onlara çok da uzak olmayan kasabadakilerin yoksulluk ve açlığı sonuna kadar yaşadığını, bu ışıltılı insanların şatafatlı hayatlarını kasabadaki tüm o saklanılası işlerinin paravanı haline getirdiğini gördüğünüzde söndürün ışıkları bırakın şaşalı hayatlarınızı bakın iki adım ardınıza bir de kendi hayatınıza, sonra görün o insanları, hissedin demek geliyor içinizden ama mesele de bu herkes her şeyin farkında fakat kimse bir şey yapmaya gerek duymuyor. Kasabanın girişindeki duvarda bulunan iki göz figürü bu durumun tam da kanıtı aslında. Herkesin her şeyi bildiğinin ve hiçbir şeyin gizli kalmadığının…</em></p>



<p><em>Hikâyenin sonuna geldiğimizde Gatsby’in, körfezin kıyısındaki yeşil ışığa bakıp, bir gün gelir diye her gün parti düzenlediğini öğrendiğimizde, Nick’in sözleri yankılanıyor “Hayali ona öyle yakın görünmüş olmalı ki gerçekleşmemesi imkânsız gelmiştir”.</em></p>



<p><em>“Gatsby yeşil ışığa inanıyordu her yıl bizden uzaklaşan keyifli geleceğe. Yarın daha hızlı koşacağız daha ileriye uzanacağız ve güzel bir sabaha… Devam ediyoruz, akıntıya karşı kürek çekip sürekli geriye düşerek… Geçmişe…</em></p>


<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 867</span></div>


 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/the-great-gatsby/">The Great Gatsby</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/the-great-gatsby/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4625</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hadi Be Oğlum [Film]</title>
		<link>https://www.geceyim.com/hadi-be-oglum-film/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/hadi-be-oglum-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sami Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2018 22:03:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizi-Film Menü]]></category>
		<category><![CDATA[Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[hadi be oğlum]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=1963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Senin en azından oğluna anlatabilecek bir hikayen var benim o da yok. 16 Şubat tarihi ile vizyona giren Kıvanç Tatlıtuğ&#8217;un baş rolünü oynadığı Hadi Be Oğlum. Hangi filme gidelim diye ayak üstü verdiğimiz karar ile seçmiştik bu filmi. Daha önce çocuk ve ebeveyn ilişkisi genellikle Amerikan filmlerinde rast gelmişimdir. Çoğu insanın aksine ben daha çok &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/hadi-be-oglum-film/"> <span class="screen-reader-text">Hadi Be Oğlum [Film]</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/hadi-be-oglum-film/">Hadi Be Oğlum [Film]</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Senin en azından oğluna anlatabilecek bir hikayen var benim o da yok.</p>
<p><span id="more-1963"></span></p>
<p>16 Şubat tarihi ile vizyona giren Kıvanç Tatlıtuğ&#8217;un baş rolünü oynadığı Hadi Be Oğlum.</p>
<p>Hangi filme gidelim diye ayak üstü verdiğimiz karar ile seçmiştik bu filmi. Daha önce çocuk ve ebeveyn ilişkisi genellikle Amerikan filmlerinde rast gelmişimdir. Çoğu insanın aksine ben daha çok ilgiyle, istekle izlerim bu filmleri. Filme bu beklentiyle girmesem de karşılaşmak benim hoşuma gitti.</p>
<p>Kadrosunda yer alan &#8220;fi&#8221; dizisiyle yükselişe geçen Büşra Develi, 2009 yılında doğum 5 yaşından beri ekranlarda yer alan küçük oyuncu Alihan Türkdemir, ne zamandır nerelerde bu adam dedirten Feridun Düzağaç, birçok başarıyla kendini kanıtlamış Yücel Erten ve Yıldız Kültür ve tabi ki baş rolünü oynayan Kıvanç Tatlıtuğ başarılı bir gösterim sunuyor. Ayrıca Kıvanç&#8217;ın eşi Başak Dizer de set ekibinde yer alıyor. Ve yan rollerde birçok kişiyle birlikte.</p>
<p>Hikayenin akışkanlığına rağmen kolay kolay bir sonraki adımı tahmin edemiyorsunuz. Sahnelerin çekimi beyaz perdenin her köşesini kullanmanızı sağlıyor. Filmin çekildiği Antalya ise o mükemmel doğasıyla sizi doyurmayı başarıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-1965 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2018/02/kivanc-tatli-211308MF-300x192.jpg?resize=300%2C192" alt="" width="300" height="192" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Hikayeye fazla süprizbozan bilgiler vermeden anlatmak gerekirse. Ali(Kıvanç) aile ortamında büyümeyip büyüyünce de kendi oğluna bu fırsatı sağlayamayan bir babadır. Oğlu için hem annelik hem de babalık yapmaya çalışıyor. Hayat ona birçok engel sunması yetmiyor üstüne üstlük seçimler yapmaya da mecbur kılıyor. Efe(Alihan)&#8217;ın büyümesiyle İletişim zorluğu çeken oğlunu hayata ve kendini bağlayacak yol arayarak geçiriyor. Oğluyla hayatla perçinleşerek savaş veren Ali her zaman bir ışık bekliyor. Her şeye rağmen ayakta kalmaya, uğruna yaşayacak oğluna fiziksel olmadan sarılarak devam ediyor. Hayat onu açık bir denizde uyuya kalıp sahile vuracak olan bir tekne olarak sürüklese de o &#8220;Alem buysa kralı da benim!&#8221; diyerek geçiriyor.</p>
<p>Büşra Develi film boyunca ismini bile paylaşmadan kısa süreliğine birkaç sahnede yer alıyor. Kendisi ne yapıyor derseniz. Ben de bilmiyorum ne yaptığını.</p>
<p>Sinema manyağı ya da film manyağı daha doğrusu filmin teknik yapısından anlayan(özel bir adı vardır o kişilerin) biri değilim. Duygularımın kararlarımı etkilemesine izin veren biri olarak bu filminde ön plandaki trajedisi enim gözlerimi kusur varsa da perdeledi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-1966 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2018/02/hadi-be-o_lum-2-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="" width="300" height="169" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Özellikle annelerin ve babaların gelmesini tavsiye ettiğim ayrıca eşinizle veya lise çağına gelmiş çocuklarınızla beraber giderek bu filmden anlam ve keyif çıkarabilirsiniz. Küçük çocukların sinemada da deneyimlediğimiz üzere henüz idrak edebilecek durumda değiller(Buna karar verebilecek olan en iyisizsiniz). Bu yüzden samimi olduğunuz insanlarla fazla hareket aramayacağınız, yanında duygulanmaktan korkmayacağınız kişilerle birlikte bu filme gitmenizi öneriyorum.</p>
<p>https://twitter.com/mehmetsamituran/status/965325443233648640?s=09</p>
<p>Yürek dağıtan sahneleriyle göz kaslarınıza hakimiyetiniz zorlaşıyor. Yeri geliyor Ali&#8217;nin öfkesini paylaşıp ellerinizi farkınızda olmadan geriyorsunuz. Akıştaki doygunluk tepkinizi zorlamıyor aksine meraklandırıyor.</p>
<p>Duygusallıkla depelenirken hayat sizi koparmıyor daha fazlası için iyi seyirler&#8230;</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-1967 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2018/02/Hadi-be-Oglum-detail-photo-5efbb2c4-bafe-4629-8aba-8b8db567b168-mpositioned-640x250-300x117.jpg?resize=300%2C117" alt="" width="300" height="117" data-recalc-dims="1" /></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/hadi-be-oglum-film/">Hadi Be Oğlum [Film]</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/hadi-be-oglum-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1963</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
