Hicran

en büyük vedayı ölüm olarak benimseyen ruhum bir bedene sığamıyorken, vazgeçen insanlar tanıyorum yaşamaktan. bazen bir şiirin son dizesiyle veda edebiliyorum birine, bir kitabın en can alıcı noktasında da vazgeçebiliyorum birinden. birini herhangi bir terminalden uğurlayabiliyorum ağlayarak uzun bir yola sıkıca sarılıp ve o birini omzumda da taşıyabiliyorum sonsuzluğa, bir tabut içinde.

morg kadar soğuk banyo fayansları, kapalı perdeler ve kafamdaki kaos ortamını andıran kitaplığın dağınıklığı, ruhumu sıkıyor. güneş girmeyen eve, uyku girmeyen göze yaraşır birkaç satıra denk gelince, vazgeçen insanlara tapıyorum. bazı vedalara cesaret edilmez, bazı çiçeklerin solması gerekir ve her evin çatısı yoktur diyerek susturuyorum kafamdaki düşünceleri ve sonrasında kısıyorum vicdanımın sesini. elime alınca kırık kalemi, ağlıyor bazı sayfalar ve dağıtıyor her bir mürekkebimi.

başa çıkamadığım, boyumu aşan ve beni nefessiz bırakan dalgalar çıkınca karşıma, insan olmaktan vazgeçip turuncu bir balığa dönüşüyorum, okyanusa karışıyorum.

bazen vazgeçiyorum. vazgeçmeyi, ölümden sonraki en büyük veda biliyorum.

vedaların en büyüğünü size armağan ediyorum, önüme sunulan tüm ihtimalleri ve seçenekleri es geçiyorum. ben bir adamdan vazgeçiyorum. vedasını boynuma astım, selamını bekliyorum.

Bir Cevap Yazın