• Denemeler,  Edebiyat Menü

    KIRMIZI BALON VE O ÇOCUK

    Sevgi neydi? Bu sorunun ardından “Sevgi emekti” sözlerini tekrarlıyor insan, değil mi? .Ya da insan neden severdi? Mühim olan aşık olmak mı yoksa  sevmek miydi? İkisi arasındaki fark neydi ve insan nasıl anlardı?Sevgi ve aşk anlatılanlardan yazılanlardan yola çıkarak öğrenilecek bir şey miydi? Peki sevgi geçici bir şey miydi? Ya da zamanla geçen şeylerin adı sevgi midir? Zamanla geçmiyorsa adı nedir? Sevdiğimiz ve aşık olduğumuz şey karşımızdaki insan mıdır yoksa biz onda gördüğümüz aksimize mi aşık oluruz ya da severiz. Tam da bu cümle üzere kokusu ve rengi ile görenleri kendine hayran bırakan nergis çiçeğinin mitolojik öyküsü akla düşer. Kendi aksine aşık olan Nakissos gibi aslında sevdiğimiz sadece kendimiz ve…

  • Gezi Yazısı

    Dedemin Çardağı

    Memlekete gelirken yollar güzel gelir derler. Öyle de oldu. Çok uzun bir yolculukta ama değdi. Arabadan inerken ayakların titremesi… Kapıyı açıp –her zamanki gibi- nenemi görüp sarılmak. -oy kızım.. Dedemin uykusundan kalkıp ‘düşmanım gelmiş’ diye gülerek çardağından inmesi. Evin bahçesine yapılan bir ev daha. Önceleri neden yaptığını anlamazdım. Ama şimdilerde evine bile sığamadığını düşününce insanın, dedeme hak veriyorum. Onca yılın birikmişliği ve yorgunluğu. Hem nenem hem dedeme sığınak olan çardağa ihtiyacı varmış insanın. Eee hep çardakta oturmadık tabii ki. Maraşlı olunca tarhana yapmadan, bulgur kaynatmadan olmazdı. Çalıştık bolca. İlk başta çok zor gelmişti lakin nenem güzel motive ediyordu. -çalışın kızım çalışın. Çalışan adama bir şey olmaz. Tarhana yapmak bir Maraşlı…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    dört mısralık şiire kelimesi yetmeden ölen şair

    -sen… diye başladı mısrasına şair nefes aldı, durdu -soluğumu kesen acı bi duman gibi.. devam etti verdi -nefessiz kalır gib… başka da nefes alamadan öldü şair. kırmızı karanfil süslendi mezarına. yaz(ama)dığı dörtük öylece ortada kaldı. kimse görmedi. kimse duymadı. kimse anlamadı. kendi gibi şiir, bi defterde yazılı. yağmur yağdı, şimşekler çaktı. evi yıkıldı. defteri enkaz altında kaldı.

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Oyunun Adı Saklambaç

    Kemiklerim arasından dünya halleri sızıyorDerin kesilmiş tırnak acısı gibi Kalbimde kabaran bir sızı sanki Çanak antenlerin kirlettiği çatılardan atlıyor Düşünde sevdiğine koşan aşık Sevgilinin sahnesinde söylenemeyen her tirat Bir gencin uykusunda yankılanıyor. Bu dünya bilinenin aksine işleyişi ile meşhurdurVe her zaman hikayeler anlatmaz sana Trenden inen her yabancı… Kalp şiirle sulanır ve üzeri bir dua ile örtülür Ama sen daha bir harfe dokunmanın inceliğini bilmiyorsun. Serçe parmağım ile küsen çocuk yanımSeni dişime değen bir incir taşında affedebiliyor Avuç içlerindeki vedasız gidişler Maviye  ve sonsuzluğa çağırıyor. Bense uzaklardan koşuyorum sana Ve sonunda yine kalbime çıkıyor  daralan yollar … Hani siyah beyaz fotoğraflar vardırVe asla tek kadraja sığmayan hikayelerNe çok benzedi bize…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Güzel bağlaçlar ve

    Şayet Şayet bir köprünün altında görmüşüm Seni Şayet bir köprünün altında gömmüşüm Seni Ağlar mıydı o koskoca köprü Yoksa yıkılır mıydı üstüne? Titreyen ellerime bak Şayet göremedim, gömdüm. Keza kirpiklerin değdi es kaza gözlerimde astigmat bilemezsin bu cürmü keza göremedim, gömdüm. Böylece Yıldızın kaydı yeryüzüne Aldım en derin topraklara gömdüm Çıkama diye Çıkma diye Ellerim çürüdü Böylece göremedim, gömdüm.

  • Dizi-Film Menü

    The Morning Show

    Uzun zamandır, kişisel olarak yazılar hazırlayıp paylaşmıyordum. Size günümüz dünyasına pencere olacak bir yazı ile geldiğimi düşünüyorum. Yanımda da son derece beğendiğim bir yapıt var. Karantina günleriyle birlikte hepimiz bolca ekran karşısında gözlerimizi bir hayli yorduk. Bu süreç boyunca 3 tane sezon dizi izleme şansı ben de buldum. Dizilerde her şey gibi tüketim ürünü haline geldiğini hepimiz şahit oluyoruz. İki diziyi izledikten sonra dizi izleme olayını tamamen kesmek zorunda kaldım çünkü sadece izlemek ve ardından iki üç kelime edemeyeceğim yapıların hayatımda gereksiz olarak var oluşunu izleyemezdim. Sonuncusuna geldiğimizde tüm dediklerimin aksine harika bir seyir keyfi yaşadım. Adını ilk duyduğunuzda size konuyu açıklığa kovuşturacak bir ipucu olmayabilir. “The Morning Show” üstünde…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Izdırap

    Seni çok özlüyorum.Gecenin bir yarısında,Düşünerek yokluğunu,Susuz kalıyorum bir anda. Bir aile meclisinde,Çayları tazelerken,Yine seni düşünürkenKayboluveriyorum karanlığında. Ve daha az uyuyorum,Gecenin alnındaSıçrayak uyanıyorum uykulardan,Kalıyorum yine yalnızlığımla. Gökyüzünden topluyorumYıldızları senin için,Haberin olmasada hergün,Hepsi camının kenarında. Derin bir rüyadan uyandırdın,Bir uyurgezer gibiyim adeta,Her şey anlamını yitirdi.Her sevda bir rüya mı yoksa?Herkes irkilip uyanacak mı en sonunda?Birbirini tanıyan iki ruhNasıl yok olacak bir anda? İçine kapanma ey sevgili,Durma öyle, gel kapı ağzındanNasıl oldu da yitirdim seni,Keşke bu bir rüya olsa. Bu ızdırap ikimize de fazla,Gel, beni mahrum etme kendinden,Dile gelir ele verir ten beni aniden,Bu uzak yerlerde hasretimden,Takatten düşerim seni beklerken.. Başka başka ellere mi düştün?İnce bellere sarıldın ak gerdanlar öptün?Soldurdun ömrün gülünü bir…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 6.Bölüm “Parçalanmak”

    Bir süre sadece yüzüme bakan gri, ifadesiz gözlerine bakmakla yetindim. Sadece tek bir söz benim alevlenmek üzere olan korkumu sel alarak yok etmişti. Gözlerinde bir düşünce ya da herhangi bir şey aramaya koyuldum. Görebildiğim tek şey, içindeki harlanmış alevlerden gözlerine ulaşan intikam külleriydi. Bu intikamın neden kaynaklandığını bilmiyordum ama fena bir şekilde merak ediyordum. Sadece kendimi kanıtlamak isterken ve özgüvenimin parçalarını birleştirmeye çalışırken kendimi birden burada buluvermiştim. Tüm bunlar sadece birkaç saat içinde sessiz bir mekanda, aptal bir adamın bana saf demesiyle başlamış olamazdı. Düştüğüm şu durumu asla tahmin edemezdim. Benim şuan burada olmamam gerekiyordu. Başım beladaydı, evet, ama ben her ne olursa olsun bu adamın yanında alıyordum soluğu. Gerçekten,…

  • Denemeler

    Bir Kare Fotoğraf

    Nedir ki bir kare fotoğraf ? Baktığımız zaman ne anlatır bize ? Hangi anlamları çıkartırız. Neler hissederiz baktığımızda. Özlem mi, ayrılık mı, sevinç mi, gurbet mi, hayallerimiz mi ? Çoğu zaman iki aşık gencin fotoğrafıdır. En mutlu anlarını ölümsüzleştirmek isterler. Günler, aylar, yıllar sonra açıp baktıklarında tekrar tekrar aşık olurlar birbirlerine. En mutlu oldukları anlara yeniden hareket eder kalpleri. Zamanında yaşanmış olan mutlulukları bir kare fotoğraf tekrar yaşatır iki aşık gence. Bir delikanlının cüzdanında taşıdığı vesikalıktır o fotoğraf. Sevdiği kızı görmek istediğinde, açıp baktığı bir vesikalık. Ya da başucunda, yastığının altında uyumadan önce uzun uzun baktığı genç bir kızın sevdalandığı erkek arkadaşın fotoğrafıdır. Her şeyden önce aşk vardır o fotoğrafın…

  • Tanımlanmamış

    Küçük Prens Spotify’da

    Küçük Prens kitabını sizler için seslendirdik ve daha önce YouTube’da paylaştığımız gibi dilediğiniz zaman dinlemenizi kolaylaştırmak için Spotify’a ve birçok podcast sağlayıcısına yükledik. Böylelikle dilediğiniz zaman bölüm bölüm takip edebileceksiniz. Aşağıdan hemen dinleyebilir veya Spotify’da Küçük Prens olarak aratabilirsiniz. Küçük Prens’i Spotify’da dinleyebilirsiniz. Küçük Prens — Küçük Prens, kendi galaksisinde, kendi dünyasında tek bir gül ile yaşayan bir Küçük Prens’in başka galaksileri gezmek için tek gülünü tek başına bırakıp yolculuk yapmasını anlatır. Ancak bu yolculuk esnasında vurgulamak istediği şey ‘büyümek’tir. İnsanların yaş aldıkça, büyüdükçe insani ve temel değerlerden uzaklaşmalarını hatta yozlaşmalarını masum Küçük Prens’in gözlerinden bize aktarır.