fbpx
Beslenme ve Diyetetik

SEZGİSEL BESLENME (Mindful Eating)

Sezgisel yemenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Peki sezgisel yeme herkesin uygulayabileceği bir yöntem midir? Sezgisel beslenmede neler yapmamız gerekir? Bu soruların cevaplarını sizde merak ediyorsanız o zaman doğru yerdesiniz! İşte bütün sorularınızın cevapları…

    Mindfulness, yaşadığınız anı ve o anda etrafınızda gerçekleşen olayları oldukları gibi fark etmek anlamına gelmektedir. Algıların yeterince açılıp zihinden geçen düşünceleri, vücudun hissettiklerini, kısacası gerçekleşenleri anlamak ve yargılamadan onlarla kalabilme durumudur.

Mindful Eating (sezgisel beslenme) ise yemek yeme eylemi sırasında beş duyu organımızı kullanarak, yargılamadan ve dikkatimizi ‘an’ da tutarak yemek yeme deneyimidir.

Sezgisel yeme, vücudun doğal olarak verdiği fiziksel açlık, tokluk ve doyum sinyallerini dinleyerek ve bu sinyallere uyum sağlayarak yemek yeme biçimidir.  Kısıtlayıcı diyet uygulamalarına karşı sezgisel yemek yeme davranışı anti- diyet yani diyet karşıtı bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir nevi diyet polisi de diyebiliriz.

Bu beslenme düzeninde kendinizi diyet yapıyormuş gibi hissetmiyorsunuz. Sadece besin seçiminin nasıl ve ne doğrultuda olması gerektiği konusunda farkındalık sağlıyor. Kısacası, kısıtlama olmaksızın bireyin vücudunun ihtiyaçlarının farkına vararak ne yemesi gerektiğini öğrenmesidir. Seçimleri yapacak en iyi kişi kendinizsiniz.

Bilindiği üzere ne yazık ki kısıtlayıcı diyet yaklaşımları başlı başına önyargıyı ve beden algısı bazlı takıntılı davranışları beraberinde getirebiliyor.  Aşırı beslendikten sonra düzenli olarak kusma eğilimini gösteren Bulimia Nervoza’lar gibi.

Temel fikir ‘açken ye, doyduğunda bıraktır’. Önemli olan fiziksel açlık ile duygusal açlığı birbirinden ayırt edebilmektir.

Fiziksel açlık bir dürtüdür. Ve olması gereken biyolojik bir ihtiyaçtır. Bize besinleri kullanmamızı söyler. Yavaş yavaş gelişir. Sinirlilik, halsizlik, yorgunluk ve mide-barsak sesleri gibi sinyaller verir.

Duygusal açlık ise duygusal ihtiyaçlardır. Üzülmek, stres, korku, yalnızlık ve sevinç bize yemek yemek için istek uyandırır. Yedikten sonra bireyde suçluluk, pişmanlık ya da geçici bir iyilik halinde olma durumu gözlemlenir.

   Sonuç olarak Mindful eating yani sezgisel yeme bir nevi dikkate dayalı bir meditasyon şeklidir. Kısacası beslenme meditasyonu da diyebiliriz. Bu teknik, yeme alışkanlıklarını kontrol etmeye yardımcı olmaktadır. Kilo kaybını artırdığı, gereğinden fazla yemeyi azalttığı ve daha iyi hissetmeye yardımcı olduğu yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir.

Sezgisel beslenmenin kalori, yağ, protein ve karbonhidratlarla alakası yoktur. Tamamen kilo verme yöntemi olarak adlandıramayız fakat bunu hayata geçirdiğiniz zaman kilo verdiğinizi ve daha sağlıklı tercihler yaptığınızı göreceksiniz.

 

Sezgisel Yeme nasıl uygulanır?

Peki bu sezgisel yemeyi yaşamımıza nasıl dahil edebiliriz? İşte bu konuda Diyetisyen Tribole ve Beslenme Terapisti Resch’nin sezgisel yeme hakkında yazdığı kitapta da belirtmiş olduğu 10 prensibi paylaşmak istiyorum sizlerle. İşte sezgisel yeme davranışını hayatımıza yerleştirmek için öneriler:

1.İlk olarak ‘diyet zihniyetini reddettin’ Unutmayın diyetler yasakları andırırken, beslenme düzeni size alternatifleri sunar. Başarısız sonuçlanan diyet girişimlerimiz yüzünden özgüvenimiz azalır, bedenimize ve bedenimizin bize verdiği sinyallere güvenmemeye başlarız bu da tüm kilo verme sürecimizi olumsuz etkiler.

2.Açlığımız fizyolojik bir ihtiyaçtır ve psikolojik etkilerle karıştırmayın!

3.Yiyeceklerle savaşmayı bir kenara bırakıp ateşkes yapalım. Savaşı durdurup, vücudumuza olan yararlarına odaklanalım. İstediğimizi yemek için kendimize izin verelim.

4.“Aa bu saatte onu mu yiyeceksin?”, “Karbonhidratlar kilo aldırıcıdır bu yüzden yememeliyim!” gibi söylemlerden uzak duralım. Tükettiğiniz besinler sizi iyi ya da kötü bireyler yapmaz, bu düşünceyi mottonuz haline getirin. Biri yediklerinize laf ettiğinde sizin onun onayını ya da beğenisini toplamak zorunda olmadığınızı, istediğinizi yemekte özgür olduğunuzu kendinize anımsatın.

5.Yemek yerken vücudunuzdaki doygunluk sinyallerini gözlemleyin ve doymaya başladığınız zaman yemek yemeye son verin. Tokluğunuzu hissedin!

6.Memnuniyet faktörlerini keşfedin! Yemeği hazırlama, sunum ve tüketme aşamalarını zevkli hale getirin. Bu davranışın sizi tatmin ederken daha az besin tüketmenize yol açtığını göreceksiniz.

7.Açlığınızı duygularınızla doyurmayın. Fiziksel ve duygusal açlığınızın farkına varın. Yiyecekler ile duygularla baş etmeye çalışmak faydasızdır. Sizi kısa sürede rahatlatabilir ancak uzun vadede daha kötü hissettirir. Sorunun temeline inin. Kendinize sorun.  ‘’şu an asıl ihtiyacım olan ne?’’

8.Vücudunuzun herhangi bir kusuruyla ilgilenmek yerine güzelliklerine odaklanın. Kusur aramaktan vazgeçin ve bedeninize saygı duyun. Unutmayın ki, kimse kusursuz değildir ve kusursuz olmak zorunda da değildir.

9.Egzersizi yaşamınıza dahil edin. Egzersizi kilo vermek ya da kalori yakmak için değil, iyi hissettirdiği için yapın.

10.Sağlığınızı onurlandırın.  Ve belki de en önemlisi, kendinize iyi davranın ve sevin! Beslenme en temel öz bakımdır, kendinize şefkat gösterin.

Merak ettiğiniz sorular veya aklınıza takılan sorular varsa bana  diyetisyenaycayenigun@gmail.com  adresinden ya da diyetisyenaycayenigun instagram adresimden ulaşabilirsiniz. Sağlıkla Kalın ve kendinize iyi bakın!

Toplam Ziyaret Sayısı: 289

Bir Cevap Yazın