<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>ahlarağacı arşivleri - Geceyim</title>
	<atom:link href="https://www.geceyim.com/tag/ahlaragaci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.geceyim.com/tag/ahlaragaci/</link>
	<description>Sarılın Herhangi Bir Şeye</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Dec 2019 13:43:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-onesignalpush.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>ahlarağacı arşivleri - Geceyim</title>
	<link>https://www.geceyim.com/tag/ahlaragaci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">130787247</site>	<item>
		<title>Ah&#8217;lar Ağacı</title>
		<link>https://www.geceyim.com/ahlar-agaci/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/ahlar-agaci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Geceyim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 07:39:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat Menü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[ahlarağacı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=3551</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ilaç içsem bari diye düşündüm,Biraz kolonya sürünsem,Ferahlasam, pencereyi açsam.Şöyle bir şey yazdım sonra:Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehreSıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde.Berbattı,Bir şiire böyle başlanmazdı. İç ses diye söylendim,Ardından Yıldırım Gürses&#8230;Aptal aptal güldüm bir de buna.Ayşecik vazoyu kırıyorVe ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına.Yapıştırsam da parçalarını hayatımınSu sızdırıyordu çatlaklarından.Karnabahar kızartmıyordu aslaBaşrolde kadınlar. Güçlü bir &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/ahlar-agaci/"> <span class="screen-reader-text">Ah&#8217;lar Ağacı</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/ahlar-agaci/">Ah&#8217;lar Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir ilaç içsem bari diye düşündüm,<br>Biraz kolonya sürünsem,<br>Ferahlasam, pencereyi açsam.<br>Şöyle bir şey yazdım sonra:<br>Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre<br>Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde.<br>Berbattı,<br>Bir şiire böyle başlanmazdı.</p>



<p>İç ses diye söylendim,<br>Ardından Yıldırım Gürses&#8230;<br>Aptal aptal güldüm bir de buna.<br>Ayşecik vazoyu kırıyor<br>Ve ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına.<br>Yapıştırsam da parçalarını hayatımın<br>Su sızdırıyordu çatlaklarından.<br>Karnabahar kızartmıyordu asla<br>Başrolde kadınlar.</p>



<p>Güçlü bir el silkeledi beni sonra<br>Sanırım Tanrı’nın eliydi.<br>Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.<br>Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,<br>Çok şey görmüşüm gibi,<br>Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,<br>Ah&#8230;dedim sonra<br>Ah!</p>



<p>İç ses, diye söylendim<br>Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya:<br>Tanrım bana hiç erimeyen,<br>Kırmızı bir bonbon şekeri yolla.<br>Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik<br>Kardeşimle kendimize durmadan,<br>Olmayan çayları,<br>Olmayan fincanlardan içerdik.<br>Olmayan kapıları açardık,<br>Olmayan ziller çaldığında.<br>Siyah papyonlu olurdu mutlaka<br>Resim defterimizdeki damat.<br>Yedi günde yarattığımız dünya<br>Mutlu olurduk pastel koksa.</p>



<p>Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:<br>Olanlar oldu tanrım<br>Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!</p>



<p>Kaybolmak istemiştim bir zamanlar<br>Kapının arkasında yokum demiştim<br>Ve divanın altında da.<br>Bulamazsınız ki artık beni,<br>Hayatın ortasında.<br>Kaybolmak istemiştim bir zamanlar<br>Beni kimse bulamazdı<br>Tanrı’nın arkasına saklansam.<br>O Kocamandı, en kocamandı o.<br>Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.</p>



<p>Bir zamanlar kendimi<br>Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.<br>Kaç metredir benim yokluğum?<br>Benden daha çok var sanmıştım.<br>Benim yokluğumdan dünyaya<br>Bir elbise çıkar sanmıştım.<br>Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan<br>Sonunda ben de alıştım.<br>Ah&#8230;dedim sonra,<br>Ah!</p>



<p>Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım,<br>İçim sıkılmasa o kadar<br>Tek bir satır bile okumazdım.<br>Taş bebeğim ters çevrilince ağlardı<br>Bir derdi var derdim.<br>Derdimi demeyi ben taşbebeğimden öğrendim.<br>Ninni derdim, ninni bebeğim!<br>Cam gözlerini kapardı, naylon kirpiklerini.<br>Plastik gözkapaklarının ardında,<br>Bilirdim rüyaları yoktu bebeğimin,<br>Gözyaşları da.<br>Ağladıkça tükürüğümden sürerdim gözaltlarına.<br>Bu kadar kolay harcamazdım rüyalarımı,<br>Kırmızı çantamda bayram harçlıklarım olmasa.</p>



<p>İnsan çıtır ekmeği ısırdığında,<br>Kırıklar dolar kucağına,<br>İşte orası umudun tarlasıdır.<br>Ve orada başaklar ağırlaştığında,<br>Sayısız ah dökülür toprağa.</p>



<p>İç ses, diye söylendim<br>Ve ah dedim sonra,<br>Böyle ah demeyi beli bükük bir ahlat ağacından öğrendim.</p>



<p>Dallarına salıncak kurardı çocuklar,<br>Hızlı yaşanan bir hayatın şarkılarıydı salıncaklar.<br>Meyveleri tatsızdı<br>Eski bir lanetten dolayı<br>Herkes dişlerdi acı meyvelerini,<br>Ve herkes söverdi ona.<br>İsmini yazardı herkes onun bağrına,<br>Ah derdi o. Ah!</p>



<p>Bıçağın ucundaydı insanların hafızası<br>‘İnsan unutandır<br>ve insan unutulmaya mahkum olandır.’<br>Tanrı şöyle derdi o zaman:<br>Ah!</p>



<p>Ne çok dikeni vardı ahlat ağacının tanrım,<br>Ulaşılamazdı,<br>Sen sarılmak istesen ona,<br>O sana sarılmazdı.<br>Ne çok dikenin vardı Tanrım!<br>Ne çok isterdim,<br>Sana sarılamazdım.<br>Ve şöyle derdim o zaman:<br>Ah!</p>



<p>Ahlat ahların ağacıydı,<br>Yaşlanmaya başlayanların,<br>İtiraf edilememiş aşkların,<br>Evde kalmış kızların.<br>Ahlat ahların ağacıydı,<br>Cezayir nasıl cezaların ülkesiyse,<br>Öyleydi işte.</p>



<p>Ve etimoloji Eti’lerden kalma<br>Bir zaman birimiydi yanılmıyorsam.<br>Ve yanılmıyorsam yalnız insanların,<br>Kahvaltı edip ağladıkları pazar sabahları yokmuş o zaman.<br>Mesela o zamanlar<br>Mutsuz olduğunda insanlar,<br>Yok olurmuş bazı dakikalar.</p>



<p>Gülümsedim o sıra,<br>Bazen sevinirim,<br>Sevinmek nedense hep yedi yaşında<br>Ve ah&#8230; dedim sonra,<br>Ah!</p>



<p>Bazen ah diyorum durmadan,<br>Şimdi ben ahlatın başında,<br>Otuz iki yaşımda.<br>Ahlar ağacı gibi.<br>Rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma,<br>Mavi, mor, kırmızı ve yeşil,<br>İstedim, hep istedim,<br>Sen iste derdim, iste yeter ki<br>Vereyim.<br>Her istediğimi verdim.Arttım, fazlalaştım,<br>Eksikli yaşamaktan.<br>Ahlar ağacıyım, gibisi fazla.<br>Başka bir şey istemem<br>Artık beyazlaşan üç-beş tel saçıma,<br>Hesabımı vermekten başka.</p>



<p>Vasiyetimdir:<br>Dalgınlığınıza gelmek istiyorum<br>Ve kaybolmak o dalgınlıkta.</p>



<p>At arabasıyla kağıt toplardı<br>Her sabah çingene kadınlar.<br>Üst üste yığılırdı buruşuk kirli kağıtlar<br>Şaşırırdım<br>Kadınların mı yoksa kağıtların mı memeleri kocaman?</p>



<p>Bir zamanlar öfkem beni zora koşardı.<br>Kızıl yelelerim yapışırdı terli alnıma<br>Ne eğere gelirsin ne de semere derledi bana,</p>



<p>Yeniden doğmuş olurdum oysa,<br>Öldüğümü sandıklarında,<br>Yalnızca kağıtlarda iyi koşan bir at olarak.</p>



<p>Vasiyetimdir:<br>En güçlülerinden seçilsin<br>Beni taşıyacak olanlar.<br>Ahtım olsun,<br>Yükleri ağırlaşsın diye iyice,<br>Tabutumun içinde tepineceğim.</p>



<script src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js" async=""></script>
<!-- Yazı içi performans inceleme -->
<ins class="adsbygoogle" style="display:block" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="2183400000" data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>



<p><br>Bir göl vardı evimizin karşısında,<br>Mavi gözleri olan,<br>Kara yağız bir şehirde yaşamışım meğer yıllarca.</p>



<p>Ya siz,<br>Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat?<br>Nasıldı<br>Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?</p>



<p>İlk üç vişneyi verdiğinde bahçedeki ağaç<br>Annem sevindiydi hatırlarım.<br>Ah demişti.<br>Ah!<br>Üç küçük kırmızı dünya verilmişti sanki ona.<br>Annem çok sevinmelerin kadınıydı.<br>Bazen sevinince annem gibi,<br>Rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.<br>Annem çok sevinmelerin kadınıydı,<br>Sıcak yemeklerin.<br>Başına diktikleri o taş,<br>Ne zaman dokunsam soğuktur oysa.<br>Ben okşadığımda ama, ısınır sanki biraz.</p>



<p>İç ses!<br>Bu bahsi kapa!</p>



<p>Mutfağa gidip domates çorbası pişirdim.<br>Çoktandır öksüz olan mutfakta<br>Buğulandı ve ağladı camlar,<br>Gözyaşlarını kuruladım perdelerin ucuyla.<br>Çoktandır öksüz olan dünyaya baktım,<br>Allah babasıyla baş başa kalmış insanlara,<br>Poşetin tamamını beş bardak suya boşaltınca,<br>Sanki biraz rahatladım.<br>Kazanlar dolusu çorba kaynatsam sanki,<br>Artık kimse mutsuz olmayacaktı.<br>Ah&#8230;dedim sonra,<br>Ah!<br>İç sıkıntımla çektirdiğimiz bu fotoğrafta,<br>Aynı vampir gibi çıkacağız.<br>Kırmızı çorbama ekmek doğrayınca,<br>Sanki biraz ferahladım.<br>Karıştırdım ve iç ses diye fısıldadım:<br>Hala aç mısın?</p>



<p>Bir tren geçti yine tam o sıra<br>Ustura gibi kara,<br>Düdük çala çala,<br>Geçti şiirimin ortasından.<br>Kes şunu dedim, kes artık!<br>Oldu olacak,<br>Kan kardeşi olsun ruhumla yollar.<br>Merak ederdim,<br>Kesik başları ve sarı ışıklarıyla<br>Nereye gider bu insanlar?<br>Raylar uzanırdı içimde kilometrelerce<br>Bir kara yılan gibi,<br>Bilemezdim menzil neresi?</p>



<p>Ah&#8230;dedim sonra<br>Ve acilen makas değiştirdim.<br>İç ses, diye söylendim,<br>Raydan çıkma bundan sonra.</p>



<p>Kuyruk sallardı,<br>annemden kalma maaşım<br>her üç ayın sonunda.<br>Sevinirdi,<br>Kocaman bir kara kediyi okşamış gibi ellerim.<br>Sarımsak kokulu fötr şapkalı amcalarla,<br>Muhabbet ederdik kuyrukta.<br>Bizler sarımsak kokan uzun bir dizenin,<br>Fötr şapkalı kelimeleriydik,<br>Çürük dişlerimizle bizler,<br>Dökülmüş harfler gibi kelimelerden,<br>Saf ve pembe gülümserdik.<br>Bizler her üç ayın sonunda yeniden doğan bebeklerdik.<br>Neden ilerlemiyor bu kuyruk derdik,<br>Neden hep aynı yerdeyiz,<br>Hayattan söz edilirdi,<br>Zor denirdi,<br>Ve ardından susulurdu mutlaka.</p>



<p>Fötr şapkalı amcalardan biri<br>Ah derdi sonra,<br>Ah!<br>Kuyruk öfkeyle kıpırdanırdı o zaman.</p>



<script src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js" async=""></script>
<!-- Yazı içi performans inceleme -->
<ins class="adsbygoogle" style="display:block" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="2183400000" data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>



<p><br>“Bir Arap şairi şöyle demiş,<br>Savaşta yenilen halkına,<br>Ağlamayın, ağlamayın, acınız azalır”</p>



<p>Uzun bir dize dayardı hayat her sabah karnıma<br>Şiir için düelloya gelmiş bir sevgili gibi,<br>Sorardı:<br>Daha yazacak mısın?<br>Hayır derdim,<br>Artık yazmayacağım.<br>Ama şöyle denir:<br>Kılıç çeken kılıçla ölür.<br>Ama şöyle denir:<br>Kaderden kaçılmaz.</p>



<p>Ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi,<br>Tırnaklarıyla düzeltemiyor insan.<br>Yıllarca biriktirdim<br>rengarenk çokomel kağıtlarını kitap aralarında.<br>Aşık olduğumda,<br>Çikolata kokardı kırmızı yazgım.<br>hayatıma hayat diyemem artık.<br>sarı yazgım her sonbahar onu<br>biraz daha fazla, ömür yaptı.<br>Maviye de, yeşile de dili dönmez ömrümün artık.</p>



<p>Kara yazgımı şimdi kim bilir<br>Hangi kitabın arasında saklıyorsun tanrım?<br>Ah.. dedim sonra<br>Ah!</p>



<p>İç ses, diye söylendim,<br>Başımda rüzgar vardı<br>Başımda uğultular&#8230;<br>Kalbim usulca kıpırdardı<br>Ve ses çıkarırdı dokununca<br>Çan çiçeğiyle karıştırırdı onu belki<br>Bir başkası olsa.<br>Başımda rüzgar vardı,<br>Yine esiyordum<br>Hızla dönmeye başladı kalbim<br>Rüzgargülüyle karıştırırdı onu belki<br>Bir başkası olsa.<br>Başımda uğultular&#8230;<br>Fırtına çıktı sonra,<br>Yaşadığını anladı kalbim,<br>Böyle yaşanamaz derdi<br>Bir başkası olsa.</p>



<p>Bir zamanlar meydan okumak isterdim.<br>Kaç meydanını okudum da bu hayatın.<br>Yalnızca iki harfini öğrendim:<br>A<br>H!</p>



<p>Ah benim nergis kokulu cehaletim&#8230;<br>Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda<br>Anlatmak isterdin kendini durmadan<br>Bir bardağa bile olsa.<br>Ne diyecektin, ne söyleyecektin<br>Şairlerin şahı olsan,<br>Bir AH’dan başka.<br>Ah benim nergis kokulu cehaletim<br>Bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin.<br>AH!</p>



<p>Güçlü bir el silkeledi beni sonra<br>Sanırım tanrının eliydi,<br>Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan,<br>Çok şey geçmiş gibi başımdan<br>Ah dedim sonra,<br>Ah!</p>



<p>İç ses, diye söylendim.<br>Gel!<br>Ahlar ağacından sen de biraz meyve topla.</p>



<p>Vasiyetimdir:<br>Bin ahımın hakkı toprağa kalsın&#8230;</p>



<h2 id="wp-block-themeisle-blocks-advanced-heading-01dd45de" class="wp-block-themeisle-blocks-advanced-heading wp-block-themeisle-blocks-advanced-heading-01dd45de" style="color:#000000;font-style:normal;text-transform:none">&#8216;<em>Didem Madak</em></h2>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/ahlar-agaci/">Ah&#8217;lar Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/ahlar-agaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3551</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
