<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>tarih arşivleri - Geceyim</title>
	<atom:link href="https://www.geceyim.com/tag/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.geceyim.com/tag/tarih/</link>
	<description>Sarılın Herhangi Bir Şeye</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 May 2023 17:45:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-onesignalpush.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>tarih arşivleri - Geceyim</title>
	<link>https://www.geceyim.com/tag/tarih/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">130787247</site>	<item>
		<title>Gayemiz Çalışmak Olsun</title>
		<link>https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Furkan Dilekci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 19:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Menü]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Farabi]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[İlber Ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5605</guid>

					<description><![CDATA[<p>“İşleyen demir pas tutmaz” atasözünün kıymet-i hakikiyesi o denli tesirlidir ki, insanın günlük yaşantısına etki ettiği gibi insanın ruhsal benliğine de o denli etki etmektedir. Atasözünün esas manası çalışmaktır. Çalışmak; günlük hayatta herhangi bir meşgale edinmeyi kapsadığı gibi, sosyal bir aktiviteyi de ihtiva etmektedir. Antik çağ Yunan filozoflarından başlayan bu silsile 21.yüzyıl düşünürlerine kadar gelmiş &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/"> <span class="screen-reader-text">Gayemiz Çalışmak Olsun</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/">Gayemiz Çalışmak Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“İşleyen demir pas tutmaz” atasözünün kıymet-i hakikiyesi o denli tesirlidir ki, insanın günlük yaşantısına etki ettiği gibi insanın ruhsal benliğine de o denli etki etmektedir. Atasözünün esas manası çalışmaktır. Çalışmak; günlük hayatta herhangi bir meşgale edinmeyi kapsadığı gibi, sosyal bir aktiviteyi de ihtiva etmektedir. Antik çağ Yunan filozoflarından başlayan bu silsile 21.yüzyıl düşünürlerine kadar gelmiş ve bütün fikriyat sahipleri çalışmak eylemini ele almış, bu hususta düşünmüş ve nasihatler vermiştir. Bu yazımızda ise Türk-İslam düşünürlerinden olan Farabi’nin çalışma gayesini, 20.yüzyıl sosyologlarından Cemil Meriç’in çalışma azmini ve bu azmi nasıl kazandığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği çalışma vazifesini ve son yüzyılın yaşayan tarih profesörü İlber Ortaylı’nın çalışmak üzerine söylemlerinin ele alacağız.</p>
<p>Türk düşünürlerinin en büyüğü olan Farabi, Türk-İslam düşünürleri ve İslam disiplini içinde yetişmiş bir alimdir. Onu bu denli özgü ve unutulmaz kılan hiç şüphesiz kendine ait bir metafizik oluşturmasıdır. Aristoteles’in mantığına dayanan usçu bir metafizik oluşturması onu yüzyıllar sonrasında bile hatırlanmasını sağlamaktadır. Gayesi şudur ki; Aristoteles’i, biraz da Platon’un yardımıyla İslam dinine uzlaştırmaktı. Farabi bununla da yetinmemiş, İslam dinini de bilim ile uzlaştırmaya çalışmıştır. Yani Farabi, bir gaye için çalışmıştır. Hırsı ve istekleri uğruna çabalaması ilk evvel lisanları bilmekle başlamıştır. Anadili Türkçe kadar Arapça, Farsça, Süryanice ve Yunanca bilmekteydi. Aynı zamanda uzman bir tabip ve müzikçiydi. Kimi kaynaklarda yüz, kimi kaynaklarda yüz elliye yakın kitap yazdığı rivayet edilmektedir.  <em>“Erdemlerin en büyüğü bilimdir”. </em>O erdemli olma uğruna bütün bir ömrü armağan etmiş Türk-İslam düşünürlerindendir. Çalışmak, onun için mutluluk veren bir hissiyattır. Devletin bireye, bireyin devlete karşı sorumlulukları olduğunu dile getiren ve bunun felsefesini kaleme aldığı<em> “İdeal Devlet” </em>eserinde çalışmanın mutluluk getirdiği lakin bu çalışmanın yürekten gelen bir his ile olmasını dile getirmiştir.</p>
<p><strong><em>“İnsan, bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazen de bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur. Böyle yapılan işler mutluluk getirmez”.</em></strong></p>
<p>Farabi, çalışmanın mutluluk getirdiğini ve bu mutluluğun kâinatta başka hiçbir şeyden temin edilemeyeceğine inanan bir düşünürdü. El-Farabi&#8217;nin mirasının sermayesi tamamen çalışmak ve okumaktan oluşuyordu. O, zamanlarında tanınmış bütün düşünürlerin yansıra ahlak, politika, doğa, aritmetik ve müziği öğrendi. Ama ilk sırada felsefe ve mantık vardı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" data-attachment-id="5606" data-permalink="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/b/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/b.jpg?fit=386%2C512&amp;ssl=1" data-orig-size="386,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="b" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/b.jpg?fit=226%2C300&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/b.jpg?fit=386%2C512&amp;ssl=1" class="size-medium wp-image-5606 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/b.jpg?resize=226%2C300&#038;ssl=1" alt="" width="226" height="300" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Çalışmak; etimolojik olarak bir eylem niteliğinde karşımıza çıkmaktadır. Lakin temelinde arzunun ve hedefin yolunda ilerlemek ve bu yolda çaba sarf etmek olduğunu anlarız. Bizi biz yapan ülkünün ne olduğunu bilip ve bu ülkülerin akıbeti hakkında ilerlemek en nihayetinde çalışmaktır. Misal vermek gerekirse şayet, insan, doktor olmak istiyorsa eğer bu yolda ilerler. Tıp fakültesi ve tıp kitapları bitirir en nihayetinde de doktor olur. Ama ne olursa olsun bir hedef ve ülkü için çalışır. Sadece meslek edinmek için değil bir sanat dalı içinde çalışır insan. İyi bir öykü ustası olmak isteyen bir kişi sürekli öykü üzerine okumlar yapar ve iyi bir öykü yazmak için çabalar. Yani bu durum için çalışır ve bu çalışma kesik kesik değil sürekliliğin sonucunda başarıya ulaşır.</p>
<p><strong><em>“Bir fikir veya duygunun içimizde canlanması ve yaşarması için samimi olması, devamlı olması ve tekrar etmesi gerekir. Bu fikir veya duygu yavaş yavaş ama sebatkar bir şekilde etkisini artırır, adeta etrafını çevreleyen kaynakları oluşturup, kendisini empoze eder ve bir değer yargısı halini alır. Sanat eserleri bu durum sonucunda ortaya çıkar”. </em></strong></p>
<p>Fransız eğitimci ve pedagog olan Jules Payot’un ünlü eseri<em> “İrade Terbiyesinde” </em>açıklığa kavuşturduğu bu cümle Türk sosyolog ve düşünür olan Cemil Meriç’in kitaptan etkilendiği en hassas anekdottur. Kendi deyimi ile<em> “disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim” </em>cümlesi Türk aydın ve düşünürlerine bir ışık tutmaktadır. O, çocukluk yıllarında kendini okumaya vermiş ve kendine has toplumsal bir metafiziğini oluşturmak için çalışmıştır. Bunun için öncelikle kendi metaforunu ve bu metaforların silsilesi ile de kendine has bir düşünce ve yazım yaratmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son içtimaiyat üzerine düşünen, fikriyat safhasının en önemli kişiliği olan Cemil Meriç, çalışkanlığı ve okuma üzerine yaptığı başarılar ile bilinir. Son Osmanlıya ve yeni Cumhuriyete bizzat tanıklık etmiş, bu süreç içerisinde kendi düşünce ve dünyasını oluşturmuştur. Dönemin getirdiği sefalet, sefaletin getirdiği esaret onun yaşamına etkisi oldukça fazladır. Edebiyata ve edebi yapıtlara olan alakası onu büyük bir fikir sahibi yapmıştır. Bu yüzden kitaplara yönelmesi erken çağda kendini göstermiş ve ilk yazısını memleketi Antakya’da çıkan Yeni Gün gazetesindeki <em>“Geç Kalmış Bir Muhasebe” </em>başlıklı yazısı ile hem edebiyat hem de içtimaiyat hayatı başlamıştır. (23 Eylül 1933)</p>
<p>Onun çalışma prensibi daha çok düşünme, okuma ve yazma üzerinedir. İdeal olarak gördüğü ve sistematiğini kavramaya çalıştığı kişi Fransız sosyalizminin kurucusu ve fikir babası olarak görünen Henri de Saint-Simon&#8217;dur. 1967 yılına kadar Saint-Simon üzerine okumalar yapar ve bazı yazılarını belli başlı yayın mecralarında yayımlar. Daha sonra büyük bir çalışmanın getirdiği gayret ile <em>“İlk sosyolog-ilk sosyalist” </em>kitabı neşredilir. Cemil Meriç’in çalışma hayatı sürekli arayışlar ile geçer. Kendi yaptığı tasnife göre kendini şu dönemlere ayırır;</p>
<ol>
<li>1917-1925: Koyu Müslümanlık devri</li>
<li>1925-1936: Şoven Milliyetçilik devri</li>
<li>1936-1938: Sosyalistlik devri</li>
<li>1938-1960: “Araf” dediği kuluçka devri</li>
<li>1960-1964: Hint devri</li>
<li>1964’ten sonrası: Sadece Osmanlı devri</li>
</ol>
<p>Türk edebiyatının ve Türk sosyolojisinin en büyük düşünürlerinden biri olan Cemil Meriç bütün ömrü boyunca tek bir gaye için çalışmıştır. Anlaşılmak. O, Friedrich Hegel’in diyalektiği olan Tez-Antitez-Sentez yolunda ilerlemiş ve bunu Türk kültürü ile harmanlayarak bir metafizik oluşturmaya çalışmıştır. Gayesi şudur ki; geçmiş kültürü hiçe saymadan (Osmanlı Devleti’nin kültür ve medeniyet birikimini kastetmektedir) yeni kurulan ve filizlenmeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalması için gençlerin ve eğitimin nasıl olacağını Avrupa nazarından örnekler vererek ve olması gereken hususlar ile açıklayarak oturtmaya çalışmıştır. Ona göre bir medeniyetin ve devletin uzun soluklu sergüzeşti şuna bağlıydı:<em> “gelecek nesilleri kitaplar ile beslemek”. </em></p>
<p><img decoding="async" data-attachment-id="5607" data-permalink="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/a/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/a.jpg?fit=752%2C395&amp;ssl=1" data-orig-size="752,395" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="a" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/a.jpg?fit=300%2C158&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/a.jpg?fit=752%2C395&amp;ssl=1" class="size-medium wp-image-5607 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/a.jpg?resize=300%2C158&#038;ssl=1" alt="" width="300" height="158" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Çünkü gençlik bir milletin temel taşıdır. Milletlerin geleceği ve sonu gençliğin çalışmasındaki sebatkarlık ile aynı paralelde ilerler. Gençliğe aşılanan çalışma duygusu bir milletin uzun vadede başarısını gösterir. Osmanlı Devleti’nin son yarım asrında gençler; Fransız ve İngiliz söylemlerin etkisinde kalmış, fikirleri dış mihrakların suları ile yıkanmış, ardı arkası kesilmeyen ideolojiler ile devlete karşı başkaldırma itemine itilmiştir. Bu gençlik Osmanlı Devleti’nin yıkımını hızlandırmıştır. Bilançosu ağır olan harpler ile kesilen fatura ödenmiş ve yeni bir birikimin peşine düşülmüştür. Bu birikimin ilk örneği ise Türkiye Cumhuriyeti ve onu yaşatacak olan gençlikti. Bu gençliğin temel domino taşlarını sağlam atmak isteyen birçok aydın, düşünür ve fikir adamları işe koyulmuş ve bu ülkü için yoğun çaba sarf etmişlerdir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere birçok fikriyat sahibi insan gençliğin eğitimine önem vermiştir. Atatürk’ün idealizmindeki gençlik, her şeyden öte okuyan ve çalışan, tamamen laik, aklı ve bilimi ön planda tutan bir gençlikten ibaretti. Atatürk’ün çalışma gayesi ilk evvel ülkedeki düşmanı saf dışı bırakmak, daha sonra ise yeni bir devlet kurarak muasır medeniyetler zirvesine taşımaktı. Bunun için çalışmış ve bunu başarmış bir lider vasfına sahip nadide kişilikti. Onun en büyük arzusu canından çok sevdiği Türk milletinin selamete erişmesi ve hak ettiği mertebeye gelebilmesiydi. Bunu da ancak bir Türk subayı olarak başarabileceğini bildiği için çocukluk yılarından itibaren asker olma hayali ile yaşamıştır. Hayallerini gerçekleştirmiş ve çalışma azmini düvel-i muazzama kanıtlamıştır. Kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni ancak ve ancak yeni nesil olan gençliğe emanet edebileceğini bilen ve gençliğin bu Cumhuriyeti sonuna kadar savunacağını ve koruyacağını bilen bir şahsiyetti. Mustafa Kemal Atatürk şu sözleri ile bize bunu çok açık bir şekilde özetlemiştir:<em> “ilk işimiz milleti çalışkan yapmaktır”. </em></p>
<p>Başbuğ Atatürk’ün ilk gayesi işte bunu başarmaktı. Bu ülkü için çalışmalara başlamıştır. Eğitimin ne denli önemli olduğunu bilen bir kişiliğe sahipti. Eğitimin başarılı ve kalıcı olması için de dilin ne kadar önemli olduğunu bilen bir liderdi. İlk evvel bunun için çalışmış ve Latin Harflerini esas alan<em> “Yeni Türk Harflerinin Kabulü ve Tatbiki Kanunu” </em>çıkarmıştır, 1 Kasım 1928 yılında resmen Harf Devrimini gerçekleştirmiştir. Eğitimin her yerde ve her koşulda olması gerektiğine yürekten inanan ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin her karışına yaymayı hedefleyen Atatürk; 17 Nisan 1940 yılında Hasan Ali Yücel önderliğinde Köy Enstitülerini açmıştır. Çalışma azmi bir nebze olsun dinmek bilmeyen bir liderdi o. Türk milleti tarihini ve dilini doğru bilmeli ve yorumlamalı diyerek Türk Tarih Kurumunu ve Türk Dil Kurumunu açmıştır. Garp&#8217;ın irtica olarak gördüğü eğitimde kız ve erkek çocuklarının ayrı okutulması meselesini ve söylemlerini bir çırpıda silmiştir. O döneme kadar ayrı sınıflarda eğitim alan çocukları kardeşlik duygusu ve birlik olgusu oturması için ve kadın-erkek her alanda eşit olmalı dediği için 3 Mart 1924 tarihinde gerçekleştirdiği<em> Tevhid-i Tedrisat Kanunu</em> ile eğitim ve öğretim tek bir çatı altında toplamıştır. Bu inkılap Avrupa nazarında en büyük inkılap olarak yankı bulmuş ve Türklerin bu vakte kadar gerçekleştirdiği en büyük devrim olarak görülmüştür.</p>
<p><strong><em>“Gençler cesaretimi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz”</em></strong></p>
<p>İşte; Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün ümidim gençliktedir dediği için, çalışkan bir gençlik, düşünen ve üreten yeni nesil için çalışmıştır. Onun tek temennisi hiç şüphesiz <em>“İstikbal Göklerdedir” </em>sözünü ümidim dediği gençliğin başarmasıdır.</p>
<p><img decoding="async" data-attachment-id="5609" data-permalink="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/d/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/d.jpg?fit=500%2C367&amp;ssl=1" data-orig-size="500,367" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="d" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/d.jpg?fit=300%2C220&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/d.jpg?fit=500%2C367&amp;ssl=1" class="size-medium wp-image-5609 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/d.jpg?resize=300%2C220&#038;ssl=1" alt="" width="300" height="220" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Atatürk&#8217;ün emanet ettiği gençlik ise durmaksızın çalışmış, düşünmüş ve üretmiştir. Kendilerine emanet edilen vazifeyi üstlenmiş, taşıdıkları bayrağı layığı ile bir sonraki nesille emanet etmiştir. Atatürk&#8217;ün temellerini attığı eğitim sisteminin meyveleri günümüz Türkiye&#8217;sinde örnek teşkil eden şahsiyetleri yetiştirmiştir. Atatürk’ü anlayan, onun prensiplerine ve inkılaplarına anlam kazandıran önemli şahsiyetlerin başında gelen biri hiç kuşkusuz İlber Ortaylı’dır. Atatürk&#8217;ün kurduğu eğitim sisteminden mezun olmuş ve Osmanlı Devleti’nin son tarihçisi olan Halil İnalcık’tan ders almış, hayatı boyunca okumuş, düşünmüş ve yazmıştır. Avrupa tahsili sırasında yaptığı gözlemleri kitaplarında yazmış ve Türk gençliğinin tek gayesi çalışmak olmalı nasihatini her seferinde vurgulamıştır.</p>
<p><strong><em>“Kimsenin sizi bulmasını beklemeyin, nitelikli insanları siz arayın. Ben insanları arar bulurum. İyi hocalardan ders almak için bizzat çok uğraşmışımdır. Neticede kimse beni keşfetmedi”.</em></strong></p>
<p>İlber Ortaylı yetmiş yıllık ahir ömründe edindiği bilgileri ve bu bilgileri öğrenmek için nasıl çalıştığını anlattığı<em> “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” </em>kitabında yazdığı bu cümle gençliğe verdiği en büyük nasihattir. Hakiki ilmin peşine düşmüş ve öğrenmek için çaba sarf etmiştir. Tarih, edebiyat ve hukuk başarılı olduğu alanlardır. Kendi gayesi ile sekiz dil öğrenmiş, İngiltere’de eğitim verdiği zamanlar birçok tarih profesörü ile tanışmış, Amerika’da eğitim gördüğü zamanlarda ise birçok akademik kitapları incelemiş ve üzerine yazılar kaleme almıştır. Afet İnan, verdiği bir röportajda: “çalışma masası kitapların içinde kaybolmuş, kitapların varlığı yüzünden evin içerisinde adım atacak yer yoktu” cümlesi bütün ömrünü okumaya verdiğini gösterir. Çalışma duygusunu genç yaşlarda temin etmiş birçok şahsiyetin teşekkül ettiği bir zamanda bizlerin tek gayesi çalışmak olmalıdır. Türk milletinin ve Türk gençliğinin ilelebet payidar kalması şu iki temele dayanır: okumak ve çalışmak.</p>
<p>Gayemiz şu olmalı ki; bizleri asıl mevkiimiz olan muasır medeniyete götürsün, bizlere emanet edilen değerlere layığı ile sahip çıkılsın ve gelecek çağlarda, geçmiş çağlarda olduğu gibi yeni kuşaklara bir ülkü ve gaye bırakılsın. İşte bu ülkü ve gaye için çok çalışmak en mümtaz haysiyeti ve hissiyatı ihtiva eden bir onur ve vazifedir. Çalışmak içinse önce başlamak gerekir. Şu an yapmanız gereken her ne varsa onun için çalışmaya başlayın. Çünkü çalışmak; insanı olduğu yerden ve zaman diliminden ileriye götüren tek eylemdir. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayat felsefesi olan <em>“Türk, öğün, çalış ve güven”</em> sözünü armağan ettiği yüce Türk milleti ve sözün değerini bilen Türk gençliğinin şanı yüce gayesi çalışmak olsun.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="5610" data-permalink="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/e/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/e.jpg?fit=1200%2C675&amp;ssl=1" data-orig-size="1200,675" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="e" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/e.jpg?fit=300%2C169&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/e.jpg?fit=1024%2C576&amp;ssl=1" class="size-medium wp-image-5610 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2021/05/e.jpg?resize=300%2C169&#038;ssl=1" alt="" width="300" height="169" data-recalc-dims="1" /></p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/29/profile_photo-190x190.jpg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Furkan Dilekci" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/furkandlkci/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Furkan Dilekci</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Asude bir zerafet eşliğinde şiirle mest olan, ulvi güzelliklere hasım, inatçı umutlara yoldaş, ikbali vuslat yolcusu ya da acılarıyla beslenen insan-ı kamil ruhu.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 1426</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/">Gayemiz Çalışmak Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/gayemiz-calismak-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5605</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Kelebekler</title>
		<link>https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Erkeç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2020 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[mavikelebekler]]></category>
		<category><![CDATA[Srebrenitsa katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=4045</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.’ Ben bu yazıma Aliya İzzetbegoviç’in bu sözünü esas alarak başlamak istiyorum. Srebrenitsa katliamı veya soykırımı desem sizlere ne düşünürsünüz? Elbette ki herkesin bu konu hakkında biraz bilgisi vardır; belki bir kitapta belki de sosyal medyada dolaşırken karşılaştığınız iki saniyelik bir fotoğrafta&#8230; Srebrenitsa katliamı,2.dünya savaşından sonra &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/"> <span class="screen-reader-text">Mavi Kelebekler</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/">Mavi Kelebekler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>‘Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.’ Ben bu yazıma Aliya İzzetbegoviç’in bu sözünü esas alarak başlamak istiyorum. Srebrenitsa katliamı veya soykırımı desem sizlere ne düşünürsünüz? Elbette ki herkesin bu konu hakkında biraz bilgisi vardır; belki bir kitapta belki de sosyal medyada dolaşırken karşılaştığınız iki saniyelik bir fotoğrafta&#8230;</p>



<script src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js" async=""></script>
<!-- Yazı içi performans inceleme -->
<ins class="adsbygoogle" style="display:block" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="2183400000" data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>



<p>Srebrenitsa katliamı,2.dünya savaşından sonra
Avrupa’da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak
nitelendirilen, 20.yüzyılda Avrupa’nın göbeğinde tüm devletlerin gözü önünde
insanların katledildiği acı dolu bir olaydır. 1992 yılında başlayıp 3 yıl devam
ederek 1995 yılında sona ermiştir. Bu etnik soykırımın nasıl
gerçekleştirildiğini anlatmak için belki de en baştan başlamalıyım. Her şey
Eski Yugoslavya’nın bölünmesinin ardından Müslüman Boşnakların manevi lideri
Aliya İzzetbegoviç’in diğer ülkeler gibi bağımsızlık talebinde bulunması ve
Bosna Hersek’in <strong>29 </strong><strong>Ş</strong><strong>ubat-1 Mart 1992</strong>&#8216;de düzenlenen referandumla bağımsızlığına kavuşmasıyla
başladı. Bu olayın ardından Sırp liderin Müslüman Boşnaklara olan tutumu
ayrıştırıcı ve sertti. Sadece bağımsızlık istedikleri için dünyanın 4.büyük
ordusuna sahip Sırp askerleri ve Çetnikler, Boşnakların yaşadığı şehir ve
kasabaları kuşatarak resmen işgal etmiş oldular. Daha sonra bu olay işgal
olarak kalmamış adeta bir katliama dönüşmüştür. Birleşmiş Milletler bu duruma
zoraki olarak müdahale etti ve Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etti. Bu
amaçla Srebrenitsa’daki Bosna askerlerinin silahları toplandı ve sözde barış
gücü olarak Hollanda devletinin askerlerinin oraya gitmesi uygun bulundu. Ancak
durumun tam tersi oldu ve bana göre tarihin yüz karası olan Hollanda askerleri
60 bin nufüslu Srebrenitsayı Sırpların eline vererek onlara açıktan katliam
için yardımda bulundu. Bu durumda Bosnalı insanlar Avrupa Birliğine başvurdu ve
yeniden silahlanılması gerektiğini savundu. Bosna Hersek yalnızca Avrupa’dan ve
Amerika’dan adaleti, hakkı, hürriyeti, kendi koydukları ve var olduğunu
savundukları ilkelere sahip çıkmalarını istedi. Birleşmiş Milletler’in kurulma
amacını gerçekleştirmesini istedi. Silahsız ve korumasız kadını, çocuğu yaşlıyı
korumalarını istedi. Buna karşılık Birleşmiş Milletler ne yaptı dersiniz?
Boşnaklara silah satışına ambargo koydu ve gülünç bir şekilde silahlı, tam
donanımlı Sırp ordusunun karşısına Boşnak Müslümanları yem olarak ortaya attı.
Soruyorum size bu hangi vicdana sığar? Tek hedefin bir milleti daha doğrusu
kendi dininden olmayan bir milleti Avrupa’dan sürmek gibi iğrenç bir düşüncenin
hakim olduğunu ve bunun için Sırplara perde arkasından yardım edildiği
yadsınamaz bir gerçektir. Arkadaşlar 20.yüzyılda yaşanan bir soykırımdan
bahsediyorum ayrıca Avrupa’nın gözü önünde, onların göz yummasıyla yaşanıyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="512" height="419" data-attachment-id="4052" data-permalink="https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/unnamed-2/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-2.jpg?fit=512%2C419&amp;ssl=1" data-orig-size="512,419" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;Kemal Zorlak&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;Avrupa&#039;da, \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131&#039;n\u0131n ard\u0131ndan ya\u015fanan en b\u00fcy\u00fck insanl\u0131k trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa soyk\u0131r\u0131m\u0131nda hayat\u0131n\u0131 kaybeden 127 kurban daha \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131n ard\u0131ndan Poto\u00e7ari An\u0131t Mezarl\u0131\u011f\u0131&#039;nda topra\u011fa verilecek. Kurban yak\u0131nlar\u0131n\u0131 bu ac\u0131l\u0131 g\u00fcnde yaln\u0131z b\u0131rakmak istemeyen bir\u00e7ok \u00fclkeden binlerce insan da sabah\u0131n erken saatlerinden itibaren Poto\u00e7ari&#039;ye ak\u0131n etti. An\u0131t mezarl\u0131\u011fa gelen kurban yak\u0131nlar\u0131, sevdiklerinin mezar\u0131 ba\u015f\u0131nda dua edip g\u00f6zya\u015f\u0131 d\u00f6kt\u00fc. ( Kemal Zorlak - Anadolu Ajans\u0131 )&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;\u00a9AA&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="unnamed-2" data-image-description="" data-image-caption="&lt;p&gt;Avrupa&#8217;da, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımında hayatını kaybeden 127 kurban daha öğle namazının ardından Potoçari Anıt Mezarlığı&#8217;nda toprağa verilecek. Kurban yakınlarını bu acılı günde yalnız bırakmak istemeyen birçok ülkeden binlerce insan da sabahın erken saatlerinden itibaren Potoçari&#8217;ye akın etti. Anıt mezarlığa gelen kurban yakınları, sevdiklerinin mezarı başında dua edip gözyaşı döktü. ( Kemal Zorlak &#8211; Anadolu Ajansı )&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-2.jpg?fit=300%2C246&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-2.jpg?fit=512%2C419&amp;ssl=1" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-2.jpg?resize=512%2C419&#038;ssl=1" alt="unnamed (2)" class="wp-image-4052" data-recalc-dims="1"/><figcaption>Avrupa&#8217;da, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımında hayatını kaybeden 127 kurban daha öğle namazının ardından Potoçari Anıt Mezarlığı&#8217;nda toprağa verilecek. Kurban yakınlarını bu acılı günde yalnız bırakmak istemeyen birçok ülkeden binlerce insan da sabahın erken saatlerinden itibaren Potoçari&#8217;ye akın etti. Anıt mezarlığa gelen kurban yakınları, sevdiklerinin mezarı başında dua edip gözyaşı döktü. ( Kemal Zorlak &#8211; Anadolu Ajansı )</figcaption></figure></div>



<p>Gelin bir de bu katliamın karanlık
tarafına, perde arkasına birlikte bakalım. Srebrenitsa’nın ‘güvenli bölge’ ilan
edilmesinden sonra savaştan önce nüfusu 24 bin civarında olan şehrin nüfusu 60
bine çıkmıştı. Hollanda ve Sırp askerleriyle çevrili olan şehir açlık, sefalet
ve hastalık şehrine dönüşmüştü, adeta. Şehre ulaşım yok, insani malzeme
tükenmiş, temiz su yok her gün çocuklar ve yaşlılar açlıktan ölüyor. Sanıyorum
ki bu anlattığım şeyler belki de oradaki insanların yaşamak zorunda olduğu
acıların en hafifiydi. Bana göre insanlar aç kalabilir, savaşın getirdiği acı
kayba, yoksulluğa hatta ve hatta sevdiklerinin ölmesine bile katlanabilir ancak
kendi kadınına gözünün önünde tecavüz edilmesine, gözünün önünde beşikteki
yavrusunun öldürülmesine nasıl katlansın ki? Çaresizlik dediğimiz kavramı
iliklerinize kadar hissettiğinizi düşünün.</p>



<p>Suhra Maliç, TRT Srebrenitsa Anneleri
Kayıplarını Arıyor belgeseline konuk olan savaş mağduru bir anne, yaşadığı acı
dolu hatıralı bize şu şekilde anlatıyor ‘‘Sırplar bizleri evimizden erkek,
çocuk, kadın demeden topluyorlardı. Yanımızda erkekler de vardı biz düşündük ki
onlar varken bize bir şey olmaz. Ancak daha sonra bizi ayırmaya başladılar bir
dere kenarına geldiğimizde erkeklerimizin cesetlerini gördük, sanki dere su
değil kan akıtıyordu&#8230; Yanımızda bebekli bir kadın vardı ve bebeği, sanırım aç
olduğu için sürekli ağlıyordu. Bir Sırp askeri gürültüsüne dayanamayarak
‘Susturun şunu!’ diye bağırdı ve anında bebeğin boğazını kesip attılar. Geriye
üstü başı kan içinde kucağında sadece başsız bebek olan bir kadın kaldı.
Günlerce ağladım&#8230;’’ Arkadaşlar savaşın bile belirli kuralları vardır. Bu
yaşananlar, o annenin acısı hangi vicdana sığar, hangi toplumsal ahlak kuralı
bunu kabul eder? Hangi dinden, inanıştan, mezhepten olursanız olun merhamet,
saygı, anlayış bunlar bir insanın kalbinde yoksa dünya zaten cehennemi
yaşıyordur. Aynı belgeselde bir başka kadın: Hanifa Coğaz ‘Hala bazen rüyamda
Çentiklerin beni aldıklarını görüyorum. Onlar benim çocuklarımı öldürdüler,
onlar öldüğünde benim de kalbim öldü. Her şeyimi aldılar, bütün ailemi
öldürdüler hiç pişman olmadılar. Tek pişman oldukları şey hepimizi
öldürememekti.’ Bu olaylar tarihe yazılmış kara lekedir, insanlık dışıdır,
suçtur.</p>



<script src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js" async=""></script>
<!-- Yazı içi performans inceleme -->
<ins class="adsbygoogle" style="display:block" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="2183400000" data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true"></ins>
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script>



<p>Savaş Mağduru Kadınlar Derneğinin
kurucularından Bakira Hasecic kadın kurbanlarla yaptığı görüşmelerden sonra şu
sözleri söylemiş: ‘Kadınlar kablolarla yataklara bağlanıp tecavüze uğradılar ve
işkence gördüler&#8230;’, ‘Bazı kadınlar kompleksteki yüzme havuzunda tecavüz
edildi. (Bahsedilen yer Vilina Vlas otelidir.)” Şüphesiz ki bu trajedinin en
büyük kurbanları kadınlar ve çocuklardır. Eğer bir kurban susuyorsa suçlar hiç
yaşanmamış gibidir&#8230; Bu olaylardan sonra eminim ki birçok kadın toplum baskısı
nedeniyle kendisine yapılanları açıklamaktan korkuyor ve ciddi psikolojik
problemler yaşıyordur. Normal yaşantıya dönme veya evdeki sorumluluklarını
yerine getirmede eksiklikler yaşadıklarını düşünüyorum. Bunlar çok büyük
acılar, çok büyük çaresizlikler&#8230;</p>



<p>Sırp askerleri daha savaşın başında 8.372
Boşnak’ı vahşice katletmişti. Onları toplu mezarlara gömdüler. Hatta öldürmekle
zaman kaybettiklerini ve mermilerinin azaldığını fark edince Boşnakları diri
diri mezarlara gömdüklerine dair söylentiler vardır. Olayın üstünden uzun bir
süre geçmesine rağmen hala toplu mezarlar yeni yeni bulunuyor. Onların
mezarlarını mavi kelebekler buluyor. Aliyya İzzetbegoviç’in Türklere olan
mektubunda da anlattığı gibi her toplu mezarın üstünde bir çeşit bitki nedeniyle
mavi kelebeklerin kümeleştiği fark ediliyor. Ve ne kadar acıdır ki her kelebek
gördükleri yerleri kazıyorlar. Belki Ayşe teyzenin, Fatma ablanın oğlunun
kemikleri vardır diye&#8230;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="610" height="406" data-attachment-id="4053" data-permalink="https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/27960113150_b700215cd1_z/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/27960113150_b700215cd1_z.jpg?fit=610%2C406&amp;ssl=1" data-orig-size="610,406" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="27960113150_b700215cd1_z" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/27960113150_b700215cd1_z.jpg?fit=300%2C200&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/27960113150_b700215cd1_z.jpg?fit=610%2C406&amp;ssl=1" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/27960113150_b700215cd1_z.jpg?resize=610%2C406&#038;ssl=1" alt="27960113150_b700215cd1_z" class="wp-image-4053" data-recalc-dims="1"/></figure></div>



<p>Bosna katliamı sırasında kurulan İHH(İnsani Yardım Vakfı) verilerine göre
olayın bilançosuna bakacak olursak; 3 yıl devam eden savaşta 312.000 kişi
hayatını kaybetti, 2 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Toplu
Mezarları Araştırma Enstitüsü’nün 18 yıldır yaptığı çalışmalarda 20 bin ceset
bulunmuştur. Bütün umutlarını mezarlardan çıkacak olan kemiklere bağlayan
insanlar düşünün. Çıkan kemiklerden en azından bir tanesi onun yakını olsun
diye umutla bekleyişlerini. Mezarları olsun, bayramda çiçekler dikerim, en
azından mezarlarında göz yaşı dökerim dediklerini&#8230;&nbsp; </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="625" height="313" data-attachment-id="4054" data-permalink="https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1.jpg?fit=625%2C313&amp;ssl=1" data-orig-size="625,313" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1.jpg?fit=300%2C150&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1.jpg?fit=625%2C313&amp;ssl=1" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/04/bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1.jpg?resize=625%2C313&#038;ssl=1" alt="bosnada-7-binden-fazla-kurban-hala-kayip-h1532164948-639fa1" class="wp-image-4054" data-recalc-dims="1"/></figure></div>



<p>Bosna katliamı
bir annenin acısı, bir kocanın feryadı ve bir kadının utancıdır. Dini ve
milleti ne olursa olsun, insanları ne kadar kucaklayabildiğimiz, ayrıştırıcı
değil birleştirici kimlikle toplumda ne kadar var olabildiğimizdir aslında
yaşamak. Şu zor günlerde daha çok sabretmeyi, insanları sevmeyi öğrenmeliyiz.
Bu hayatta bir daha var olmayacağız tıpkı Bosnalı insanlar gibi her acıdan,
zorluktan sonra dimdik ayakta durabilmeliyiz. Bizden sonraki nesillere daha az
acının olduğu, tüm insanları sevginin kucakladığı bir dünya bırakılmasını
temenni ediyorum. İnsanların acılarını göreceğiniz ama farkındalığınızı bu
acılarla beslenerek geliştireceğiniz bir yazı olmuştur umarım&#8230;Benim
düşüncelerime ortak olup buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgiyle
kalın.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Özge ERKEÇ</p>



<p>Kaynak:</p>



<p>BBC News</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_Katliam%C4%B1">https://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_Katliam%C4%B1</a></p>



<p>Aliya İzzetbegoviç-türklere mektup</p>



<p>Anadolu Ajansı-SREBRENİTSA NATO ya üyelik</p>



<p>Ihh.org</p>



<p>Ouronews </p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/">Mavi Kelebekler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/mavi-kelebekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4045</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Göbeklitepe</title>
		<link>https://www.geceyim.com/gobeklitepe/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/gobeklitepe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Geceyim]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 08:14:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Menü]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[geceyim]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=3803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öyle bir yer düşünün ki şu anda sahip olduğunuz her şeyin başlangıcı, tarihin sıfır noktası kabul edilen ve henüz sadece yüzde 5&#8217;i kazılabilmişken bile elde edilen bilgilerle tarihin seyrini değiştiren Göbeklitepe, henüz çözülemeyen sırlarıyla dünyanın odak noktası haline geldi… Dünyanın günümüze ulaşan en eski tapınağı olarak bilinen Şanlıurfa&#8217;daki Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girdi. &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/"> <span class="screen-reader-text">Göbeklitepe</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/">Göbeklitepe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Öyle bir yer düşünün ki şu anda sahip olduğunuz her şeyin başlangıcı, tarihin sıfır noktası kabul edilen ve henüz sadece yüzde 5&#8217;i kazılabilmişken bile elde edilen bilgilerle tarihin seyrini değiştiren Göbeklitepe, henüz çözülemeyen sırlarıyla dünyanın odak noktası haline geldi…</p>



<p><span id="more-3803"></span></p>



<p>Dünyanın günümüze ulaşan en eski tapınağı olarak bilinen Şanlıurfa&#8217;daki Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girdi. Türkiye tarafından giren 18.eser oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2019 yılının Türkiye’de ‘Göbeklitepe Yılı’ ilan edilmesinin ardından Doğu Anadolu’nun en mistik yerleri Şanlıurfa, Göbeklitepe ile anılmaya başladı.12 bin yıllık tarihi geçmişe sahip Göbeklitepe, detaylarıyla sizi oldukça şaşırtacak.</p>



<p>Göbeklitepe, 1963’te İstanbul ve Chicago üniversitelerindeki araştırmacılar tarafından keşfedildi. Sadece &#8220;Göbekli Tepe Ziyareti&#8221; olarak bilinen bir yükseltiyken arkeolog Prof. Klaus Schmidt tarafından yapılan kazılar sonunda dünyanın konuştuğu bir yer haline geldi.</p>



<p><strong>Günümüzde medyanın ürünü olarak baş rol çektiği, yazılı eserlerin konu bulduğu yer haline gelen Göbeklitepe şimdilerde en popüler yerlerden biri. </strong></p>



<p>Daha fazla gezi-tarih yazıları için <a href="https://www.geceyim.com/menu-gezi/">Gezi Menü</a>&#8216;müzü takip edin.</p>



<p><script async="" src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="5505523026"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>



<h2 class="wp-block-heading">Nasıl Oluştu?</h2>



<p>Taş Devri&#8217;ni zamanında yapılmış bir alan olan Göbeklitepe kazılarından çıkan bulgular şu soruyu akıllara getiriyor; O çağda çömlekle ve tekerlekle bile tanışmamış insanlar bu alanı nasıl oluşturdu? Bu sorunun yanıtı hâlâ tam olarak bilinmese de bu özellik alanı daha da büyüleyici bir hale getiriyor.</p>



<p>Tarih boyunca kültürel evrimimiz hepimizin bildiği gibi şu şekilde gerçekleşti; Tarım yerleşik hayata geçmemize, dini öğretiler geliştirmemize ve ibadet yerleri inşa etmemize imkân tanıdı. Küçük yerleşimler şehirleri, şehirler ise güçlü medeniyetleri oluşturdu. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün desteğiyle süren kazılardan elde edilen bulgulara göre, Göbeklitepe bu ezberi bozuyor. Göbeklitepe, kültürel evrimin tarımdan önce gerçekleştiğini adeta ortaya koyuyor. Bunu tetikleyen şey ise elde edilen bulgulara göre din unsuru. Günümüzden tam 12.000 yıl önce inşa edilmiş Göbeklitepe’deki kalıntılara göre aynı çatı altında toplanmak için önce ibadet yeri yapılmış. Sonrasında ise tarım hayatına uzanan yepyeni bir süreç başlamış. Göbeklitepe’de yapılan kazılar sonucu elde edilen bulgular, medeniyetlerin oluşmasına neden olan şeyin tarımdan önce din olduğunu savunuyor. Bu kazıları devam ettikçe uzmanların tapınak tezini destekleyici bulgulara rastlanıyor&#8230; Bildiğimiz sıralama da değişmiş oldu. </p>



<p>Göbeklitepe’de bulunan kalıntılar, bu alanı inşa eden insanlara dair çeşitli bilgiler sunuyor. Bu kalıntılar arasında insanların yediği etten arta kalan birçok yabani hayvan kemiği, taş parçası, taş aletlerin yapımı ve kullanımından kalan molozlar var. Yani Göbeklitepe, tarım öncesi bir topluluğun eseri. </p>



<p>Bu insanlar, sandığımız gibi ilkel değil tam aksine oldukça bilinçli ve mühendislik bilgisi olan topluluklar. Öyle ki o zamanlar Taş Devri&#8217;ni yaşayan insanlar, bu ibadet alanını yaparken binlerce yıl sonra ulaşılabilecek <strong>mühendislik metotlarını</strong> kullanmış. </p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-attachment-id="3805" data-permalink="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/gobeklitepe_geceyim/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepe_geceyim.jpg?fit=1280%2C720&amp;ssl=1" data-orig-size="1280,720" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="gobeklitepe_geceyim" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepe_geceyim.jpg?fit=300%2C169&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepe_geceyim.jpg?fit=1024%2C576&amp;ssl=1" class="wp-image-3805" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepe_geceyim.jpg?resize=1024%2C576&#038;ssl=1" alt="" data-recalc-dims="1" /></figure>
</div>



<p><script async="" src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="5505523026"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>



<h4 class="wp-block-heading">Dünya&#8217;daki Bir Çok Eser gibi Gizemini Koruyor!</h4>



<p>Göbeklitepe yapılış aşaması anlamında da şaşırtıcı. Boyları 3-6 metre arasında değişen dikilitaşların ağırlığı 20 tona kadar çıkabiliyor. Kullanılan kireç taşının sağlanabileceği en yakın yerse yapılara 2 kilometre uzaklıkta. Henüz çakmak taşı dışında bir alet kullanmayan, hayvanları evcilleştirmediği için onlara yük de taşıtamayacak olan insanoğlunun nasıl olup da burayı inşa ettiği anlaşılamıyor. Bu bakımdan Göbeklitepe&#8217;nin yapımı da en az Mısır Piramitleri kadar gizemli.</p>



<p>Avcı ve toplayıcılar aynı zamanda beklenmedik düzeyde bir organizasyon yeteneği, örgütlenme kapasitesi olan insanlar. Kazılarda bulunan bir dikili taşı taşımak için 50 insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Bu kalıntılar arasında insanların yediği etten arta kalan birçok yabani hayvan kemiğinin bulunması bu alanda yemek şölenlerinin düzenlendiğini gösteriyor. Bu durum çok sayıda topluluğun burada olduğunu ispatlıyor. </p>



<p>İnsanlığın Göbeklitepe’deki gibi bir yapıyı inşa edebilmesi için yerleşik bir yapıda olması gerekiyor. Ancak kazılarda beslenme, barınma gibi ihtiyaçlara yönelik bulgulara rastlanmıyor. Bu toplulukların burada günlerini taş çıkartmak, sütunlara şekil vermek için zaman harcadığı ve sonrasında yerleşim yerine gittiğini gösteriyor. Bu yerleşim yeri ise büyük bir olasılıkla Şanlıurfa. Şanlıurfa&#8217;da Taş Devri&#8217;ne ait bulunan heykeller de bunu ispatlar nitelikte.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1350" height="900" data-attachment-id="3806" data-permalink="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/gt4/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt4.jpg?fit=1350%2C900&amp;ssl=1" data-orig-size="1350,900" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="gt4" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt4.jpg?fit=300%2C200&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt4.jpg?fit=1024%2C683&amp;ssl=1" class="wp-image-3806" src="https://i1.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt4.jpg?fit=1024%2C683&amp;ssl=1" alt="" /></figure>



<p>Elips ya da spiral biçiminde yerleştirilmiş alçak duvarların ortasında <strong>T şeklinde dikilitaşlar</strong>dan oluşuyor. Bu taşların bulunduğu duvarlar boyunca yine T şeklinde, daha küçük taşlarla çevrili yapılar görülüyor. Boyları <strong>5 metreye</strong> ulaşan dikilitaşların bazılarının üzerinde, kabartma olarak çoğunluğunu yılan, tilki, yaban domuzu ve kuşların oluşturduğu çeşitli hayvan tasvirleri bulunmaktadır. Bazı örneklerde kabartma olarak yapılmış kol ve ellerden dolayı, dikilitaşların stilize edilmiş insan figürleri olduğu, aşırı şematik ve kübik formda gösterilen gövdeleri ile yaşayanları değil de başka bir boyutun varlıklarını temsil ettikleri öngörülmektedir.</p>



<p>O dönemde yapıyı inşa eden insanlar, bu alanı 1500 yıl kullandıktan sonra üzerini toprakla örterek kapatıyor. Alanın keşfedilmesinden bugüne kadar yapılan incelemelerde bunun nedeni henüz bulanamamışken, bu yapıların tamamlanmasından sonra bilinçli bir şekilde toprak ve çakıl dolguyla örtülmüş olduğu kazılar sırasında anlaşılmış olduğundan bunların <strong>ölü kültüyle</strong> ilişkili olabileceği düşünülmektedir. orada yaşayan insanlara ne olduğu da aydınlatılmak için beklenen sorular arasında yer alıyor.. Yapılan jeomanyetik araştırmalarda yerin altında 14 tane daha benzer yapının bulunduğunu saptanırken neden Göbeklitepe ve benzeri 14 yapı yaptıkları hala gizemini koruyor..</p>



<p><script async="" src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="5505523026"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>



<h4 class="wp-block-heading">Hayrete Düşüren Dikilitaşlar&#8230;</h4>



<p>Burada bulunan dikilitaşların üzerindeki kabartma, oyma ve boyamalarda, simgesel ve stilize anlatım tarzı dikkat çekiyor. İşçiliklerdeki ustalık, yüksek bir bilince ve estetik anlayışa işaret ediyor. Bu durum şunu gösteriyor: insanlık daha tarım yapmıyorken, yazıyı keşfetmemişken, henüz hayvanları bile evcilleştirmemişken böyle eserleri yapabiliyordu. İşte bu yönüyle Göbeklitepe&#8217;nin Taş Devri insanına bakış açısını değiştiriyor..</p>



<p>Yazı bulunmadan 8 bin yıl öncesine ait bu yapılarda kullanılan resimler ve şekiller insanlığın bilinen en eski şekille anlatımı yani insanlığın ilk hiyeroglifleri. Mağara içine çizilen hayvan resimleri bilinen hayvan figürlerinden çok farklı şeyler anlatıyor. Bunların bir dile karşılık geldiğini, bir tür yazı olduğunu söylemek elbette mümkün değil. Ancak Mısır hiyeroglifleriyle benzer figürlerin, simgelerin görülüyor olması dikkat çekiyor..</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="460" height="735" data-attachment-id="3807" data-permalink="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/gt8/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt8.jpg?fit=460%2C735&amp;ssl=1" data-orig-size="460,735" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;Lenovo&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;1578168430&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="gobeklitepe2_geceyim" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt8.jpg?fit=188%2C300&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt8.jpg?fit=460%2C735&amp;ssl=1" class="wp-image-3807" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt8.jpg?resize=460%2C735&#038;ssl=1" alt="" data-recalc-dims="1" /></figure>
</div>



<h4 class="wp-block-heading">MÖ 10.000&#8217;deki Din mi?</h4>



<p>Tanrı kavramı da insanlık tarihine Sümer ve Mısır medeniyetleriyle giriş yapmış olsa da Göbeklitepe&#8217;de yapıların şeklinden ve dikilitaşlardaki kabartma ve oymalardan, burada da bir nevi inançsal hiyerarşinin, belki de tanrı ve insan ayrımının olabileceği düşünülüyor..</p>



<p>Bu dönemde şehirleşme olmadığı için liderlik, askerlik, kölelik ya da işveren yok. Ortak yaşam, ortak projeler, eşit yiyecek ve eşit mal bölüşümü var. Yani insanların bu yapıların inşasına katılmasını zorlayan bir sistem olmaması gönüllü olarak katıldıklarını gösteriyor. Bu da Göbeklitepe&#8217;nin bir tapınak olabileceği ihtimallerini artırıyor.</p>



<p>Göbeklitepe, dünyanın ilk tapınağı olma tacını İngiltere&#8217;de bulunan Stonehenge&#8217;i, Mısır Piramitleri&#8217;ni ve Malta&#8217;daki Ggantija Tapınakları&#8217;nı 7000 yıldan fazla bir zaman farkıyla geçerek elde etti. <strong>Bugün yapılış şekli ve amacı, yaşı ve yüksek estetik özellikleriyle tarihçileri, arkeologları ve antropologları büyülüyor</strong>. Dünya üzerinde gelişmiş insan medeniyetinin yalnızca bizler olmadığını gösteriyor. <strong>İnsanlığın dünya üzerinde birkaç kez geliştiğini, son noktasına geldikten sonra tekrar sıfırdan başladığını savunanlar Göbeklitepe&#8217;yi tezlerinin bir ispatı olarak gösteriyorlar.</strong></p>



<p><script async="" src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-9899694617748977" data-ad-slot="5505523026"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>



<h3 class="wp-block-heading">Göbeklitepe Nerede?</h3>



<p>Göbeklitepe, Şanlıurfa&#8217;ya 13 kilometre mesafede bulunuyor. İnsanlık tarihinin başlangıç noktalarından biri olan Mezopotamya&#8217;nın en kuzey ucunda yer alıyor. Bu anlamda Mezopotamya&#8217;nın medeniyetlerin kuruluşuna, gelişimine şahitlik ettiğinin, insanlığın ilk yerleşik hayat örneklerinden biri olduğunun kanıtıdır Göbeklitepe.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1350" height="900" data-attachment-id="3808" data-permalink="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/gt6/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt6.jpg?fit=1350%2C900&amp;ssl=1" data-orig-size="1350,900" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="gt6" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt6.jpg?fit=300%2C200&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt6.jpg?fit=1024%2C683&amp;ssl=1" class="wp-image-3808" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gt6.jpg?fit=1024%2C683&amp;ssl=1" alt="" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Destekler</h4>



<p>Artık sadece eseri yaratan insanlar için değil insanlık için değerli olan bu eser, yüzlerce insanın emeğini içeriyor. Doğuş grubu tarafından sponsorluğu sağlanıyor ve 20 yıllık bir anlaşmayı içeriyor. Şimdiye kadar 15 Milyon Doları aşan bir yatırım sağlanmış ve sağlanıyor. <br />Göbeklitepe&#8217;ye özgü hazırladıkları <a href="http://www.zeropointintime.com/">zeropointintime.com/</a> &#8216;da inceleyebilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-attachment-id="3809" data-permalink="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/gobeklitepesaha_geceyim/" data-orig-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepesaha_geceyim.jpg?fit=1600%2C900&amp;ssl=1" data-orig-size="1600,900" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="gobeklitepesaha_geceyim" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepesaha_geceyim.jpg?fit=300%2C169&amp;ssl=1" data-large-file="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepesaha_geceyim.jpg?fit=1024%2C576&amp;ssl=1" class="wp-image-3809" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2020/01/gobeklitepesaha_geceyim.jpg?resize=1024%2C576&#038;ssl=1" alt="" data-recalc-dims="1" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Kaynaklar</h4>



<p>Şanlıurfa Valiliği &#8211; www.sanliurfa.gov.tr/gobeklitepe <br />Skylife &#8211; www.skylife.com/tr/ <br />NTV &#8211; www.ntv.com.tr<br />Türk Havayolları &#8211; www.turkishairlines.com</p>



<h4 class="has-vivid-red-color has-text-color wp-block-heading">Siz de coğrafyaya ve tarihe meraklı, araştırma yapmayı seven ve bunu paylaşmak için bir sayfa arıyorsanız, Platformumuza kayıt olarak <a href="https://www.geceyim.com/kayit-ol/">üye olun</a>.</h4>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gobeklitepe/">Göbeklitepe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/gobeklitepe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3803</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
