<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Yaş arşivleri - Geceyim</title>
	<atom:link href="https://www.geceyim.com/tag/yas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.geceyim.com/tag/yas/</link>
	<description>Sarılın Herhangi Bir Şeye</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Nov 2021 21:40:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-onesignalpush.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>Yaş arşivleri - Geceyim</title>
	<link>https://www.geceyim.com/tag/yas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">130787247</site>	<item>
		<title>HEPSİ BUYDU</title>
		<link>https://www.geceyim.com/hepsi-buydu/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/hepsi-buydu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Furkan Dilekci]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2021 20:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat Menü]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Attilaİlhan]]></category>
		<category><![CDATA[barışmanço]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[geceyim]]></category>
		<category><![CDATA[özdemirasaf]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[tevfikfikret]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazılmış ayrılık mektubunda ki cümlelerin ağırlığını hissetti yüreğinde Ya içli türküler eşliğinde eski sevdası için ağlayacaktı Ya da her zaman yaptığı gibi yüreğini dillendirecekti Beyaz sayfalar ilaçtı ruhuna, reçetesini beyni kesmişti nasıl olsa ve şuan dozajını arttırmıştı ilacın Hadsiz diye düşündü kalbine girip çıkan spazmın cesaretini Ki ucu bucağı görünmüyordu sırt ağrılarının İki dizeden mütevellitti &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/hepsi-buydu/"> <span class="screen-reader-text">HEPSİ BUYDU</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/hepsi-buydu/">HEPSİ BUYDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılmış ayrılık mektubunda ki cümlelerin ağırlığını hissetti yüreğinde<br />
Ya içli türküler eşliğinde eski sevdası için ağlayacaktı<br />
Ya da her zaman yaptığı gibi yüreğini dillendirecekti<br />
Beyaz sayfalar ilaçtı ruhuna, reçetesini beyni kesmişti nasıl olsa<br />
ve şuan dozajını arttırmıştı ilacın<br />
Hadsiz diye düşündü kalbine girip çıkan spazmın cesaretini<br />
Ki ucu bucağı görünmüyordu sırt ağrılarının<br />
İki dizeden mütevellitti perhizi<br />
Küfrediyordu sabahı gelmeyen gecelere,<br />
anlamsız hecelere, çekip giden sevgiliye<br />
Ah! Bir de şu yüreğini akıtmak için neden bulması yok mu?<br />
Saçma bir ideolojiden farkı yok diye düşündü<br />
Uzay ne kadar boşsa neden bulmakta en az onun kadar boştu.<br />
Savaş ortasındaki bir çocuğun mutsuzluğu vardı kederinde<br />
<em>-Bu hepsine bedeldi-</em><br />
Öksüz bir çocuğun burukluğu vardı cümlelerinde<br />
<em>-Bu da şiirin başıydı-</em><br />
Aç kalmış çocuğuna rızık bulmak için çabalayan anne ve babalar yok mu?<br />
Yok mu irtifa, irtica ve irtișa için çabalayan insanlar?<br />
İşte; gözünden damla damla akmak isteyen sevgilisindeki çaba buydu<br />
Ki zaten harf harf dökülüyordu sevgilisi<br />
Ah! Şiirin her tümcesi, yazılmış her imgesi aşk kokusu saçıyordu<br />
tabi aynı zamanda nefretin âlâsınıda.<br />
Radyoda çalan tılsımlı türkü ruhuna işlemişti adeta<br />
Sözleri ile sevişti türkünün<br />
Güftesinde kayboldu iffeti belki de nefreti&#8230;<br />
Her nedense yazdıkları kendisi gibi ağlıyordu<br />
Tadı kaçmıştı, uğruna can verdiği ülkünün<br />
Ne çok sevmişti oysa ki.<br />
Ne hikmetse artık hiç bir şey ona hoş gelmiyordu.<br />
Radyoda türkü dinledikçe daha çok yazıyor<br />
Aşkını harf harf yazdıkça daha çok ağlıyor<br />
Sevdası için ağladıkça daha çok seviyordu<br />
Zaten sayfanın yarısı ya Orhan ya Müslüm oluyordu<br />
Diğer taraf ise hep kendisi kokuyordu<br />
Durdu, derin bir nefes aldı, küfretti&#8230;<br />
Bir sigara yaktı,<br />
tez vakitte bir sigara daha<br />
<em>-sonu yoktu içtiği sigaranın-</em><br />
Ama yaşamın elbette sonu vardı<br />
Cüzdanındaki vasikalık, unutamadığı ayrılıktı<br />
Astım hastası gibiydi yazdıkları<br />
Bir türlü sonuna nokta koymayı beceremiyordu<br />
Kesik kesikti sonları, hep bir yarım, hep bir mutsuz, hep bir ruhsuz bırakıyordu<br />
Șair mutsuz<br />
<em>-olsun o kadar diye düşündü-</em><br />
Bir yumruk gibiydi bu düşünce beynine<br />
Ahmakça bir tebessüm ile rezil etti kendini.<br />
Şafak yeryüzüne cihat vermeye başlamıştı<br />
Şöminesindeki ateş misali sönmüştü sokak lambaları<br />
Yüreğine sıkışmış sevdası gibi sıkışmıştı dört duvar arasına<br />
Sigara dumanından sararmış perdeleri gibi sararmıştı zaten beti benzi<br />
Saatine baktı, içerlendi bir sigara daha yaktı.<br />
Ölüm fermanını yazdığı zamana insanlar kuşluk vakti diyordu<br />
Şiirleri okundukça yürek parçalıyordu<br />
<em>-ki buna kendi yüreği de dahildi-</em><br />
Kimse bilmiyordu halbuki<br />
Yazarken yüreğini paramparça eden kelimeleri bir araya getirmenin ne denli güç olduğunu<br />
Bilmiyordu kimse dizeler arasında hunharca ağladığını,<br />
eskimiş vesikalık fotoğrafa bakıp sigara yaktığını<br />
Yaşadığı trajediye her neyse demekle yetindi<br />
Bu şiirde böyle olsun,<br />
kısık sesle okunsun diyerek nokta koydu.<br />
Dört duvar, biraz volta, biraz küfür, bir kaç sigara<br />
Sabah ezanına beş kala yaptığı hepsi buydu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/29/profile_photo-190x190.jpg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Furkan Dilekci" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/furkandlkci/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Furkan Dilekci</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Asude bir zerafet eşliğinde şiirle mest olan, ulvi güzelliklere hasım, inatçı umutlara yoldaş, ikbali vuslat yolcusu ya da acılarıyla beslenen insan-ı kamil ruhu.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 2461</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/hepsi-buydu/">HEPSİ BUYDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/hepsi-buydu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5945</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yas Teması</title>
		<link>https://www.geceyim.com/yas-temasi/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/yas-temasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selenay Sağlam]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 09:24:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[türk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhabalar sevgili geceyim okurları 😊 Sizlere böyle hitap etmeyi özlemişim. Bu yazımda sizlerle Türk edebiyatında sıkça karşılaştığımız yas temasına değineceğiz. Yas, insanın yaşamında karşılaştığı kayba karşı verdiği doğal bir tepkidir. Her kayıp yaşanan acının yanında bireyin kendini değiştirmesi ve geliştirmesi için de bir fırsat sunar. Öncelikle kayıp/yas sürecinden bahsedelim. Kayba karşı bireylerin ilk tepkileri inkâr &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/yas-temasi/"> <span class="screen-reader-text">Yas Teması</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yas-temasi/">Yas Teması</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar sevgili geceyim okurları <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Sizlere böyle hitap etmeyi özlemişim. Bu yazımda sizlerle Türk edebiyatında sıkça karşılaştığımız yas temasına değineceğiz.</p>
<p>Yas, insanın yaşamında karşılaştığı kayba karşı verdiği doğal bir tepkidir. Her kayıp yaşanan acının yanında bireyin kendini değiştirmesi ve geliştirmesi için de bir fırsat sunar.</p>
<p>Öncelikle kayıp/yas sürecinden bahsedelim. Kayba karşı bireylerin ilk tepkileri inkâr ve kabullenememe biçimindedir (Kubler-Ross, 2000, s.65). İlk zamanlar kaybedilen kişi her an geri gelecekmiş gibi gelir. Yas süreci olgunlaştıkça ve kabullenme evresine yaklaştıkça artık kaybedilen kişi ile kurulan ilişki soyuta ve imgesel bir düzeye geçer.</p>
<p>Yaşama dair her alanda olduğu gibi yas yaşantısı da edebiyatın bir konusu olmuştur. Bu yazımda, bazı Türk edebiyatçılarının yaşamlarındaki yas deneyimlerini ve bunu eserlerinde nasıl ele aldığını inceleyeceğiz. Edebiyatçılar kimi zaman kendi kayıp yaşantılarını anlamlandırabilmek, kimi zaman da bu süreçle baş edebilmek için eserlerinde açık ya da örtük bir biçimde kaybı ve yas yaşantısını bizlere aktarmışlardır.</p>
<p>Recaizade Mahmut Ekrem kaybettiği oğlu Nijad’ın ardından duyduğu kederi;</p>
<p><em>“Bu ayrılık bana yaman geldi pek,</em></p>
<p><em>Ruhum hasta, kırık kolum kanadım.</em></p>
<p><em>Ya gel bana ya oraya beni çek</em></p>
<p><em>Gözüm nûru, oğulcuğum, Nijad’ım!”</em> dizeleriyle anlatmıştır. Diğer yandan edebiyatımızda ölüm ve yas yaşantısını en çok işleyen şairlerimizden Abdülhak Hamit Tarhan eşinin ölümünden önce yazmaya başladığı eseri <em>Makber’i</em>, onun ölümünden sonra tamamlamıştır. Şair <em>Makber’de</em> acısını, ölümü inkâr etmesini ve sonunda kabullenişini dile getirir. Hamit ölüm karşısında da hep sorgulayıcıdır. <em>Makber’i </em>de kaybedilen sevgilinin ardından duyulan acının bir gün gelip unutulacağından korktuğu için yazdığı söylenir.</p>
<p>Ölüm ve yas temasını ele alan bir diğer edebiyatçımız Halit Ziya Uşaklıgil’dir. Çocukluk yıllarında karşılaştığı ekonomik kayıplar, annesini kaybetmesi, amcasının ve arkadaşlarının sürgüne gönderilmesi, sürgünden dönen amcasının intihar etmesi, ilk çocukları Vedîde’nin kaybı ve ardında kızının ölümü nedeniyle eşinin ciddi bir hastalığa tutunması… Halit Ziya’nın sonraki yaşamı da kayıplarla doludur. Birçok kez evlat acısı yaşamış olan Halit Ziya, küçük yaşta kaybettiği oğlu Sadun için <em>“Kırık Oyuncak”</em> ve kızı Güzin için <em>“Kırık Hayatlar”</em> adlı eserlerini yazmıştır. Diğer üç çocuğunu küçük yaşta kaybeden Halit Ziya küçük oğlu Vedat’ın üzerine titremiş ve ilgisini ondan hiç esirgememiştir. Buna rağmen bir süre Atatürk’ün yanında da çalışan, diplomat olan oğlu Vedat Uşaklıgil otuz beş yaşında intihar etmiş ve oğlunun intiharı üzerine Halit Ziya derin bir yasa boğulmuştur. Halit Ziya oğlunun acısını, duyduğu hayal kırıklığı ve çaresizliğini oğlunun ardından yazdığı <em>Bir Acı Hikây</em>e adlı eserinde şu şekilde dile getirmiştir:</p>
<p><em> “Dediler ki evlat acısını ölçecek bir ölçü aleti yoktur. Bu da doğrudur; ama belki yalnız bir tek ölçü vardır: O acıyı kavrayıp kuşatan anılar ne kadar çok zengin ise, harcanan emekler ne kadar ağır ve bol, bunlardan ortaya çıkan sonuçlar ne kadar olgun ve mutlu ise duyulan acının ateşi de o oranda yakıcıdır. Analar ve babalar için çıkarılacak ibret dersi de buradadır: Çocuklarına fazla bağlanmasınlar, onlarla fazla sarmaş dolaş olmasınlar; her şeyi alın yazısının yazgısına ve onların varlıklarına errahmanirrahim korumasına bıraksınlar. Onları çok sevme. Ah! Acaba bu mümkün müdür? Her halde çok sevmek için çalışma, onlarla pek fazla uğraşma, kendi hallerine bırak. Büyüsünler, serpilsinler daha çok kendi kendilerine yetişsinler.”</em> (Uşaklıgil, 1991, s.9)</p>
<p>Halit Ziya&#8217;nın romanlarında konuları genellikle aşk temelinden hareketle üçlü ilişkiler ve bunların ortaya koyduğu çıkmazlar ile hayatın kimi yönlerini değiştirmeye yönelik kurulan hayaller, bu yolda verilen mücadeleler oluştururken, genel olarak romanlarında psikolojik çözümlemelerin hâkim olduğunu görüyoruz. İlgi çeken diğer bir nokta da kahramanların intihar yoluyla kaybedilmesidir. Ümit ve hayallerin, hayal kırıklıkları ve hüzne dönüşmesi sonucu karakterlerin intiharı seçmeleri <em>Aşk-ı Memnu, Mai ve Siyah ve Nesl-i Ahir</em> romanlarında açıkça anlaşılıyor.</p>
<p>Evlat acısı yaşamış edebiyatçılardan biri de Ümit Yaşar Oğuzcan’dır. Ümit Yaşar’ın yaşamı boyunca birçok kez intihar girişiminde bulunduğu söylenir. Şairin bu ruh halinin büyük oğlu Vedat Oğuzcan’ı da olumsuz yönde etkilemiş olacak ki 6 Haziran 1973 günü 17 yaşındaki oğlu Vedat, Galata Kulesi’ne çıkmış ve kendini aşağıya atmıştır. Vedat’ın cansız bedeni yerde yatarken avucundaki kâğıtta: &#8220;Baba intihar öyle edilmez, böyle edilir!&#8221; şeklinde bir not bulunduğu da söylenmektedir. Oğlunun intiharından sonra yazdığı şiirlerinde bu tem daha çok yer almış, ayrılık, isyan, çaresizlik, umutsuzluk gibi duygular yoğunlaşmıştır. Bir rubaisinde bu acısını şöyle dile getirmiştir:</p>
<p><em>“Gittin&#8230;Bize günden güne tatsız yaşamak</em></p>
<p><em>Olmaz! Kuş olup böyle kanatsız yaşamak</em></p>
<p><em>Ölmekten acıymış meğer evlat acısı</em></p>
<p><em>Yarabbi! Ne zor böyle Vedat’sız yaşamak.”</em></p>
<p>Ümit Yaşar Oğuzcan, oğlu Vedat’ın arkasından <em>“Oğluma Ağıt”</em> ve <em>“Galata Kulesi”</em> adlı şiirlerini de kaleme almıştır.</p>
<p>Yas ve yaşamı bir arada ele alan bir başka edebiyatçımız da Cemal Süreya’dır. Genç yaşlarda kardeşini, annesini ve babasını kaybeden şair hemen hemen tüm eserlerinde ölüm temini farklı şekillerde işlemiştir. İlk şiir kitabı <em>Üvercinka’da</em> yer alan <em>Sizin Hiç Babanız Öldü mü?</em> adlı şiirinde küçükken kaybettiği babasının ölümü karşısındaki şokunu ve bu durumu kabullenemeyişini çarpıcı bir biçimde anlatır:</p>
<p><em>“Sizin hiç babanız öldü mü?</em></p>
<p><em>Benim bir kere öldü kör oldum</em></p>
<p><em>Yıkadılar aldılar götürdüler</em></p>
<p><em>Babamdan ummazdım bunu, kör oldum”</em></p>
<p>Anlıyoruz ki kayıp bireyin tüm yaşamına, başkalarıyla olan ilişkilerine ve -eğer edebiyatçıysa- eserlerine de yansır. Yas yaşayan edebiyatçılarımızın eserlerinde açıkça gördüğümüz gibi duygularda, düşüncelerde, imgelerde ve eserlerde kaybın izlerine rastlamak mümkündür. Unutmayalım ki! Yaşam, kayıplar ve kazançlarla dolu bir serüvendir. Yaşama daima uyum sağlayabilmek temennisiyle ve yazımı Cemal Süreya’nın ömrün kısalığına dikkat çeken ‘<em>’Kısa’’</em> şiiri ile tamamlamak istiyorum:</p>
<p><em> “Hayat kısa</em></p>
<p><em>Kuşlar uçuyor.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/44/profile_photo-190x190.jpg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Selenay Sağlam" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/mandalinalover/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Selenay Sağlam</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhaba ben Selenay, çokça okuyup biraz da bir şeyler yazıyorum. Ha bir de hayallerimin peşinden koşuyorum!</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 1017</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yas-temasi/">Yas Teması</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/yas-temasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5554</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaşını Hisset</title>
		<link>https://www.geceyim.com/yasini-hisset/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/yasini-hisset/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eski Kullanıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2018 18:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[dersedinmek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anton Pavloviç Çehov’un Martı’sında, Boris Alekseyeviç Trigorin “İnsan on sekiz, on dokuz yaşlarında nasıl hisseder kendini unutmuşum.” der. Bu on kelime karakterin ruhuma dokunabildiği tek yer. Korkuttu çünkü bu düşünce beni, henüz “On dokuzum.” diyebiliyorken ve yirmimi yaşıyorken bu zamanlarda hissettiklerimi unutma korkusu kapladı bedenimi. Bu yüzden kağıtla buluşuyor bu cümleler. Unutmamak ve unutturmamak için &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/yasini-hisset/"> <span class="screen-reader-text">Yaşını Hisset</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yasini-hisset/">Yaşını Hisset</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anton Pavloviç Çehov’un Martı’sında, Boris Alekseyeviç Trigorin “İnsan on sekiz, on dokuz yaşlarında nasıl hisseder kendini unutmuşum.” der. Bu on kelime karakterin ruhuma dokunabildiği tek yer. Korkuttu çünkü bu düşünce beni, henüz “On dokuzum.” diyebiliyorken ve yirmimi yaşıyorken bu zamanlarda hissettiklerimi unutma korkusu kapladı bedenimi. Bu yüzden kağıtla buluşuyor bu cümleler. Unutmamak ve unutturmamak için kendime kendimi.</p>
<p><span id="more-2071"></span></p>
<p>Bir sistem çarkından kurtulmaya çalışmakla geçti yıllarım, istesem de unutamam sanırım ama dersimi aldım. Önemli olan da bu değil mi? “Hiçbir zaman bu durumdan yakınmadım.” dersem yalan olur; böyle geçen yıllardan sonra daha çok yaşamam, kendi hayatımı kurmam gerektiğini anladım. Eskiden ölümden korkmazdım. Hatta yatkındım bu fikre. Kurtuluş olduğunu ve beni huzura kavuşturacağını sanardım. Ne kadar aptalmışım! Başkalarının hayatlarında kendim olamayacağımın ve herkesin beni sevmesini sağlayamayacağımın çok geç farkına vardım. Yine de karartmadım umutlarımı, yüzümü çevirmedim mutluluğa. Başkaları için mutluluk neyse benim için de o olmadığını kendime haykırdım. Şu saatten sonra başkalarının kahkahaları için ben ağlamayacağım. Benimle gülmek isteyenlerle mutlu olacağım. Bu yaşlarımın tadını çıkaracağım ve benliğimi şekillendiren hislerimi asla unutmamak için yazacağım.</p>
<p>Yazamadığım günler için üzülmem gerekir mi peki? Hiç sanmıyorum. Her şeyin bir nedeni olduğuna inanıyorum ve yaptığım &#8211; hatta bazı zamanlar yapmadığım- şeyler için asla pişmanlık duymuyorum. Her geçen gün -istemesem de- büyüyorum. Dizlerimin yaralı olmadığını söyleyemem ama artık onları kendim sarabiliyorum. Düşmeden büyünmüyormuş, öğreniyorum. Biraz unutmamak biraz da hatırlamak için yazıyorum. Yazdıkça hatırlıyorum. Artık yazdıkça, hatırladıkça, daha çok ben olmak için yaşadıkça unutmayacağımı biliyorum. Sen de bil. Kaç yaşında olursan ol, hisset. Asla unutma ve hep hatırla.</p>
<p>Eses.</p>
<p>Kırmızı defterimden bir gün.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yasini-hisset/">Yaşını Hisset</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/yasini-hisset/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2071</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
