Biz Bize Röportaj-5

  • Hızlı bir başlangıç 3 farklı durumla kendini anlat

ilk soru en zor soru sanırım. sadece çok karmaşık bir kızım, bildiğim tek şey bu. bazen o kadar berrağım ki yanınızdan geçmem yeter ama sıklıkla bulanık bir su gibiyim. ne yaptığımı, ne yapacağımı saniyeler sonra bile bende dahil kimse anlamlandıramaz.

  • İlk nasıl yazmaya başladın, yazarken nerelerden nasıl ilham alıyorsun?

ilk öykümü yazıp annemin elune tutusturdugumda sekiz dokuz yaşlarındaydım. babamın çiftliğimizde astığı tablodan bana hikayeler uydurmasıyla hayal gücümü keşfetttim. bana ilham babamdı. ama gerçekten ilk yazmaya başladığımda 15 yaşındaydım ve korku içindeydim. lisede tanıştığım ve şu an yollarımizın ayrıldığı dört kız bana destek olmuştu. o zaman bilgisayarım ve telefonum bozuktu. ilk kitabımın adı YAMA ydı ve deftere yazmak zorundaydım. oradan wattpad platformunda yayınlamak için o kızlardan biri alıo eve götürüyor ve yayınlıyordu benim adima. bazen bölümler o kadar uzundu ki, parmaklarım kalemi tutmaktan açılmiyordu. böyle zamanlarda o eski dostlarım kalemi elimden alıp, “sen yeter ki aklındakileri dök. sen söyle biz yazarız. bırakma.” diyorlardı. her ne olursa olsun onlara minnettarım. bu yolda beni ilk destekleyen insanlar onlardı.

şu an ilham aldığım şey, kendi hayatım ve bazı müzik sözleri.

  • Yaşadıklarının kalemine etkisi var mı? Kendini hangi yazar gözünden görüyorsun?

yaşadıklarımin kalemime etkisi var. aslında aynı zamanda ürkütücü bir şekilde, yazdıklarim yaşamıma dönüşüyor. sanki yazmış olduğum yazının bir sahnesi gelip hayatimin ortasına bomba gibi düşüyor. sanırım yazdıklarımdaki gerçeklik hissinin sebeplerinden biriside bu. çok değil, bir hafta önce falan. yazdığım kilit bir sahnenin içinde buldum kendimi. lanetli gibi bir şey ama süprizlerle de dolu. yazmam gereken neyse yazıyorum ve hiç ummadığım sahnenin içinde kendimi buluyorum. ve daha da tuhafı bunların başıma gelebilme olasılığını hiç düşünmeden yazıyorum. kalemim beni korkutuyor.

Kendimi bağdaştırdığım birkaç sair var aslında. birisi de didem madak. aşığıyım. ama yalnızca bu.

  • “Geceyim” senin için ne ifade ediyor

Geceyim benim için en başta dostluğu ifade ediyor. bence birbirimizi tamamlayan bir ekibiz. bana hep eski dönemleri anımsatıyor. bir amaç uğruna birleşip yazılar yazmak, dergi olayları gibi. bu çok hoş. hala sadık olan insanları görmek gurur verici. ben bizimle gurur duyuyorum.

  • Ne zaman “ben artık yazarım” diyebildin ya da diyor musun?

kitabıma teklif geldiğinde, şiirlerim bir dergide yayınlandığında, sık bir şekilde kalemime övgüler aldığımda kendimi bir yazar gibi hissetmiştim. ama sadeca anlık. dediğim gibi karmakarışığım. bazen yazmayı bırakmayı düşünecek kadar.

  • Yazmaya başlarken belli bir başlangıcın var mıdır? Masaya oturmadan yazamam mı dersin yoksa hayat yoğunluğu arasında da yazar mısın?

hayir, yoktur. aksine yazmam gerekmiyorsa aylarca kalem oynatmam. dün mesela yerde duran kırık bir anahtar yazmama sebep oldu. yazmazsam bile sesimi kaydediyorum ve onu yazıya geçiriyorum. gece yazıyorum. sokakta, evde, alışveriş merkezinde… farketmiyor.

  • En sevdiğin yazı türü nedir?  

ben şiir kızıyım. şiir benim beş yaşımdan beri hayatımda, onu es geçemiyorum.

  • Yazmak bir yetenek işi midir, herkes yazabilir mi

yazmak kesinlikle yetenek işi. herkes yazabilir ama yeteneği olmayan biri kendi üslubunu oluşturamaz. yazmak bir tutku. yazmak nefes almak gibi bir ihtiyaç.

  • Okuduğun kitaplardan birinin senaryosunu değiştirecek olsan hangisini neden değiştirirdin

değiştirmezdim.

  • Yazmak ve yazar olmak isteyenlere ve tüm insanlara önerin tavsiyen var mı?

öncelikle denemekten çekinmesinler. yazdıklarını okutsunlar ve yorumları dikkate alsınlar. ve çok okusunlar. söyleyebileceklerim bunlar.

  • Son olarak bir kitap önermeye ne dersin?

böğürtlen kışı harika bir kitap. kitabı bitirdikten sonra victor hugo’nun sefiller kitabınin son sözünü okumalarını öneriyorum. ben çok bağdaştırdım. keyifli okumalar. teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın