<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>ikilem arşivleri - Geceyim</title>
	<atom:link href="https://www.geceyim.com/tag/ikilem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.geceyim.com/tag/ikilem/</link>
	<description>Sarılın Herhangi Bir Şeye</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Aug 2021 20:45:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-onesignalpush.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>ikilem arşivleri - Geceyim</title>
	<link>https://www.geceyim.com/tag/ikilem/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">130787247</site>	<item>
		<title>Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</title>
		<link>https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Furkan Dilekci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 20:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat Menü]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Attilaİlhan]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<category><![CDATA[izbırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sendeyaz]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[tevfikfikret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5764</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki*, Mavinin bir tonundan ayırt edemediğim gözlerini sessizliğime armağan etmekte, haykırmakta seni, okumakta tüm şiirleri, susmakta yüzüme tüm yalnızlığı. Suskun, kimsesiz, yalnız ve mağrur ümitlerim, kayıp suretim ve aşk, niceleri, saymadıklarım&#8230; Hani şu elimden kaçan balonum, yere düşen pamuk şekerim, kırılan oyuncağım, eskimiş anne kazağı, bir de şey: gece &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/"> <span class="screen-reader-text">Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/">Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki*,</p>
<p>Mavinin bir tonundan ayırt edemediğim gözlerini sessizliğime armağan etmekte, haykırmakta seni,</p>
<p>okumakta tüm şiirleri, susmakta yüzüme tüm yalnızlığı.</p>
<p>Suskun, kimsesiz, yalnız ve mağrur ümitlerim, kayıp suretim ve aşk, niceleri, saymadıklarım&#8230;</p>
<p>Hani şu elimden kaçan balonum, yere düşen pamuk şekerim, kırılan oyuncağım, eskimiş anne kazağı,</p>
<p>bir de şey: gece</p>
<p>Ama zifiri karanlık, sönük yıldızlardan yoksun biçimde, öylece karşımda raksa tutulmuş gece.</p>
<p>Hepsi ümitlerimin bir çocuğuydu ve hepsine aşıktım, bağnaz biçimde ve bir Yahudi zalimliğinde&#8230;</p>
<p>Lakin yitirdim bir poker masasında servet misali, şeşbeş gelen bir zarda, hem de bir seferde, tüm șansımla.</p>
<p>Kıraç topraklardan topladım umutları, zemheri kapımda kedi misali pineklerken, temmuz içimde sıcağı ile meşke koyulmuşken.</p>
<p>Eski Aramice kitaplarda okudum kendimi, Felemenkçe bir metnin son noktasında rastladım sinemaskop yalnızlığıma ve ağlayarak okuduğum şiirlerin şairini kendim olduğunu fark ettim.</p>
<p>Annemin sıcak göğsüne sığındım şiir üflerken samandan kağıtlara ve annemin çilekeş tarafını nokta bildim cümlelerimin sonunda</p>
<p>Sonra annesi olmayan birini düşündüm, çocuğu, babası olmayanı da tabi, sevgilisi, eşi, işi, parası&#8230;</p>
<p>En çok da hayalleri olmayan birine bir kadeh daha fazla içtim.</p>
<p>Bir küfür fazla savurdum yüreğimi değil de yüreğimdeki hayalleri çalana,</p>
<p>Bir değil iki kere âşık oldum Habîbe, bir değil bin kez geçtim şu sırat köprüsünden,</p>
<p>Bir, iki, üç, dört derken yaşım oldu yirmi iki ve bir kez değil ahir ömürde insan birden fazla ölüyor&#8230;</p>
<p>Sonra yara yeniden örüldü dilimize, sonra yeniden aşık oldum yaz yüzlü kızlara, sonra yeniden gece oldu, demlendim sessizliğin sedasında, unuttum sevmeyi, türküler bitti, o kitap artık rafa kalktı, o son söz söylendi, kalp kırıldı bir kere.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki, tutuldum ayın on dördüne; çirkef ve berduş başımla.</p>
<p>Üstümde afili bir ceket var ki, örter sandım uykulu yalnızlığımı, saçlarımı değil de sana olan duygularımı taradım, peygamber kokuları çalındım gerdanlığıma, mücahit sakallarımı kestim sırf dolunaya olan aşkımdan.</p>
<p>En saf halimle, çocukça, masumca kıskandım yıldızları sırf dolunaya yakınlar diye, şarap mahzenlerine sığındım, Kabbani ruhuna soyundum, gelmedi aklıma kumdan bir kale yapmak, gelmedi Arakan’da bir gecenin sabahı, gelmedi güneşin hüküm sürdüğü bir sabah ve gelmedi bir şarkının sonu.</p>
<p>Şiir yazmaya niyet ettim bilmediğim kelimelerle, şarkı söyledim ama sessiz, içimden, dans ettim kimse görmeden, erik çaldım ağaçlardan, Bir de şey borç aldım hayattan: yaşamak adına.</p>
<p>Bana kalırsa ‘utanç’ bu çağda ortaya çıkan bir hissiyat</p>
<p>Bana kalırsa tüm insanlar yalnız, tanrı da buna dahil ve bana kalırsa kadınlar öldürülmeden de sevilebilir.</p>
<p>Bana kalırsa bu dünya yeşerir, çiçek açar meyve verir, tanrı utanır ve bana kalırsa her şey: sevilen seveni üzmez.</p>
<p>Keşke bana kalsa her şey</p>
<p>Sırf iyi yüzleri ile değil, kötü kalpleri ile razıyım bana kalanlara.</p>
<p>Sonra yeniden ezberledim yaraları, yarınları, geceden, dünden arta kalan acıları, abaküs ile saymaya kalktım mesela: dudaklarıma gebe kalmış tütünün sayısını , ölümün vadesini, geleceğin günü&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki, sarı benizli hatıraları siliyorum zihnimden.</p>
<p>Köhnemiş rüyalara mahkum olmuş veyahut barbarlar tarafından soyulan o hayallerimi, sırf kadın teni arayan tenimi ikna etmek için.</p>
<p>Siliyorum hatıraları, hem de kokulu silgim, inatçı ruhum ve bir daha kazanamayacağımı bildiğim hatıralar ile&#8230;</p>
<p>Şimdi çevremi saran kırkbatıran çiçekleri pek bir manasız, pek bi lüzumsuz dilimizdeki o söz, mert değil namert gelecek çağın duyguları ve bu günün insanı namümkün olan her şeyde ısrarcı.</p>
<p>Öğretmedi babam bir kalbin içinde kadın nasıl taşınır, öğretmedi ağladığım gecelerde göz yaşlarımı nasıl sileceğimi ve babam öğretmedi bana dünyanın zalimliğini.</p>
<p>Şimdi yüreğimin gemileri ilelebet kalacağı limandan ziyade bir pansiyonluk rıhtımları tercih edişi yıkılışımın heykeli demek son nutkum&#8230;</p>
<p>Sonuna geldiğimiz filmi başa sarıp sarıp izlemek, o son vapuru kaçırmak, martıların Üsküdar’da olmayışı, ayazında öldüğümüz Balkan harbi ya da şey mesela şu bir türlü çıkamadığımız dünya turu&#8230;</p>
<p>Bunların hepsi son nutkumuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki,</p>
<p>Kerahet vaktinin iki bilinmeyenli denkleminde bir hikaye üflüyor ruhumun derinliklerine, ezberliyorum günahlarımı, yeniden sayıyorum işlediğim cinayetleri&#8230;</p>
<p>Bakın ben bir çok hamaratımın yanında narsist bir tüccar, şaibeli bir servet baronuyumdur.</p>
<p>İblis ile kara para aklar, ruhsuz şeytanlar ile iş tutarım.</p>
<p>Bir çoğu devlet arşivlerinde yazmaz ama, kayıt altındadır Tanrının defterinde.</p>
<p>Kötü kalpli insanları pek bir sever, yolsuz bezirganlar ile iyi anlaştığım doğrudur.</p>
<p>Son senedi yırtıp atar, vadesi gelmiş bonoları yakarım, parayı insandan çok sevdiğim basıldı gazetelerde.</p>
<p>Sırf bu kötü amelleri çok iyi ezberledim. Aksini yapıp ahmakça cennete erken rezervasyon alacağımı düşündüğüm için.</p>
<p>Bu çağın fiyakalı fantazmalarını saymak pek haddime değil ama bildiğim bir iki şey var ki demeden geçmem.</p>
<p>Bir; posta pulları ile duvarı kaplamak ve kanvasa dadanmak</p>
<p>İki; enstrümantal hayatı tercih edip şu üflemeli enstrümanları kullanmak.</p>
<p>İşte tüm bu saydıklarım tütsü kokan bir çeşit şehvet, dede evinde yadigar dediğimiz bir nefret ve en önemlisi cemali olmadan taşımak zorunda olduğumuz iffet&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki, bu çağının gökkuşağını yazdırdı yine.</p>
<p>Ant olsun gelmeyen sabahın namertliğine, ant olsun çekip giden kadınlara, yüz üstü bırakılan yetimlere.</p>
<p>Ant olsun ki yazacağım bildiğim gerçekleri.</p>
<p>Belki delilim yok ispatlamak için ama bir gün açıp okunursa şiirlerim en büyük delilin sahibi ben olacağım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Duhâ’2</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/29/profile_photo-190x190.jpg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Furkan Dilekci" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/furkandlkci/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Furkan Dilekci</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Asude bir zerafet eşliğinde şiirle mest olan, ulvi güzelliklere hasım, inatçı umutlara yoldaş, ikbali vuslat yolcusu ya da acılarıyla beslenen insan-ı kamil ruhu.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 1507</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/">Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5764</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yıldızlar da kararsız mı ?</title>
		<link>https://www.geceyim.com/yildizlar-da-kararsiz-mi/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/yildizlar-da-kararsiz-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tarık Tan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2018 17:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlayan her şey bitmekle kâimdi. Peki ya başlayamadıklarım ya da başladığımda bitiremediklerim, onlar ne olacak, onların yeri neresi? İşte bir gece ansızın bu sorularla uyandım. Üstüm açılmıştı, soğuktan tir tir titriyordum, yarı açık gözlerimle terliklerimi bulmaya çalıştım. Nihayet ayaklarıma geçirdiğimde aniden doğruldum ve ayağa kalktım. Ne kadar üşüdüğümü bilsem de, benden ziyade, kalbimi üşüten şeylerin &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/yildizlar-da-kararsiz-mi/"> <span class="screen-reader-text">Yıldızlar da kararsız mı ?</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yildizlar-da-kararsiz-mi/">Yıldızlar da kararsız mı ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başlayan her şey bitmekle kâimdi. Peki ya başlayamadıklarım ya da başladığımda bitiremediklerim, onlar ne olacak, onların yeri neresi? İşte bir gece ansızın bu sorularla uyandım. Üstüm açılmıştı, soğuktan tir tir titriyordum, yarı açık gözlerimle terliklerimi bulmaya çalıştım. Nihayet ayaklarıma geçirdiğimde aniden doğruldum ve ayağa kalktım. Ne kadar üşüdüğümü bilsem de, benden ziyade, kalbimi üşüten şeylerin farkındaydım ve bunun verdiği hasar vücut titremesinden veya sonrasında olacak soğuk algınlığından daha büyük olacaktı. Korkak adımlarla çatı katına doğru çıkıyordum, ayaklarım ne kadar geri geri gitse de, kendimle yüzleşmenin ne denli zor olduğunu bilsem de, merdivenin tahta parmaklıklarından destek alarak nihayet yukarı çıktım. Ne zaman bir şeyler düşünecek olsam, ne zaman bir şeylere karar verecek olsam, burası bana iyi geliyordu. İşte şimdi başlayamadıklarım, bitiremediklerim, belki de başladım sandıklarımın tam ortasındaydım. Hafiften pencereyi açmamla odanın kapısı hızla çarptı, sanki içeride birisi beni azarlar gibiydi ya da bütün bu yarım kalmışlıklara bir ket vurur gibi. Gökyüzüne baktım, tedirgin bakışlarla. Hafiften yıldızları süzdüm, bir yıldıza odaklandım, arkamda bıraktığım çoğu şeyi unuttum, belli bir süre öylece bakakaldım. Sonra bir bir çözüldüm. Neredeydim, ne yapıyordum, kimlerlerleydim, gerçekten olmak istediğim ben miydim, yoksa olmaktan korktuğum mu ? Hayatta bazı şeyler vardır ya hani, doğru ve yanlış kadar kesin ve zıt sınırları olan ya da iyi ve kötü gibi farklı kulvarlarda koşan. İşte bu düşündüklerim, bu kafamda bozuk saat gibi çalan fikirler. Söz ettiğim zıtlıklardan çok farklıydı. Bana, soğuk bir gecenin ortasında, hayatı sorgulama cesareti verecek kadar önemliydi. Seçtiklerim veyahut seçmek üzere olduklarım, beni hep ortada bırakıyorlardı. mesela hislerim, ansızın soruyordum kendime &#8220;acaba açık edersem kırılan, yıpranan taraf o mu olur ben mi korkusu. Ya da bir insana koşulsuz şartsız saf sevgi ile bağlanma isteği, ilerde karşıma zamanın asılsız pişmanlıklarını mı çıkaracaktı? Kararlarım çoğu zaman sessiz ve İçimde fırtınalar koparan taze telâşlarımdı. &#8216;Sevmek ya da sevmemek işte bütün mesele bu&#8217; derler ya. Hayır, hiçbir şey bu kadar basit değildi. Gördüklerim, duyduklarım hatta hissettiklerim, çok farklı şeylerdi. Evren bana bunu anlatıyordu. İşte bütün bu yol ayrımları burada başlıyordu, toplumun kabul ettiği dayatma kurallar, insanı bir lokmada yutabiliyordu. Kimisini de yuttum zannedip hayatı boyunca bir handikabın içinde sürüklüyordu. Rüzgar ne yöne eserse o hesap. &#8220;Kararsızdım, ama neden?&#8221; insanın, kendisine çoğu zaman sorması gereken asıl soru buydu. Başkaları ne der putlarımı yıkmadığım müddetçe, kendi hayatımı bir alter kişilik olarak yaşayacaktım.</p>
<p>Önemli olan &#8216;ben ne istiyorumdu.&#8217; toplum beni yerle bir edebilirdi ama kendim, altını çiziyorum, sadece kendim için bir şeylere karar veriyorsam , takılı kaldığım boşlukları yok etmem gerekiyordu. Aklımla kalbim arasında kaldıysam, mantığım mı yoksa vicdanım mı daha yakın geliyordu? Buna karar vermem lazımdı. Ama ben kendime bunu anlatamıyordum, çünkü biliyordum ne zaman kararsız kalsam, ne zaman seçemesem, hangi yöne doğru gideceğimi bilemesem , işte o zaman kalbimi tüm gücüyle sıkıp durduracak bir ben çıkıyordum, aynadaki yansımamda. Kalbimi kat kat yorganlara sarıp sarmalamıştım. Toplumun o güçlü sesinde kalbime sessizlik telkinleri verirken bulmuştum kendimi. İnsanların acımasızca dayattığı çoğu şey, kafamda bir ikilem olup kalmıştı, sanki ben de yol ortasında, kimsesiz ve nereye gideceğimi bilemeyen bir şekilde, Duraksamıştım. Derin bir nefes aldım ve içimden kendime söz vermeye başladım, &#8220;aklın mı,kalbin mi? Vicdanın mı mantığın mı? Söz ver Kendine, bundan sonra herkesin doğru dediği senin doğrun olmayacak ve sen kendin olarak seçebildiklerinle varsın.&#8221; Ne tarafa gideceğini bilememek kadar kötü bir şey yoktu. İnsan bilmediği yerlerde kayboluyordu. En acısı da bulduğunu zannedip kaybetmeleriydi. Eğer sen tek, onlar hepsi ise, senin seçimlerin önemliydi ama sana karşı tek bir kişi varsa o zaman sadece sen önemli değildin. İşte benim de çıkmazım burasıydı, kaldım, iki ara bir derelik, o meşhur sözün tam ortasında. Ne zaman kendime kulak verecek olsam, kendimi bencillikle suçlayıp susturdum, çünkü bu sefer teke tektim ve konuşmak beni korkutuyordu. Bense kafamda bin bir soru işaretiyle kalakaldım. Ne gariptir ki bazen yıldızlar bile çare olamıyordu bu git gel hallerime.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yildizlar-da-kararsiz-mi/">Yıldızlar da kararsız mı ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/yildizlar-da-kararsiz-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2584</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tuzlu Su veya Zaman</title>
		<link>https://www.geceyim.com/tuzlu-su-veya-zaman/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/tuzlu-su-veya-zaman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Afra Emre]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2018 14:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendine layık gördüğü yüksek tepeden ait olduğu topluluğa bakarak boğazını temizledi, ellerini ovuşturup ağzına kapadı, son öksürükten sonra derin bir nefes aldı. Konuşmak için her şey hazırdı ve başladı: -Cam kavanozun içine hapsolmuş, dünyayı oradan izleyenler kulübünün müdavimleri olarak aranızdayız şimdilik. Size bugün bahsedeceğim şey de bu olacak, kulübümüzün yeni üyelere ihtiyacı var. Kimse katılmıyor diye &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/tuzlu-su-veya-zaman/"> <span class="screen-reader-text">Tuzlu Su veya Zaman</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/tuzlu-su-veya-zaman/">Tuzlu Su veya Zaman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendine layık gördüğü yüksek tepeden ait olduğu topluluğa bakarak boğazını temizledi, ellerini ovuşturup ağzına kapadı, son öksürükten sonra derin bir nefes aldı. Konuşmak için her şey hazırdı ve başladı:</p>
<p>-Cam kavanozun içine hapsolmuş, dünyayı oradan izleyenler kulübünün müdavimleri olarak aranızdayız şimdilik. Size bugün bahsedeceğim şey de bu olacak, kulübümüzün yeni üyelere ihtiyacı var. Kimse katılmıyor diye değil, kavanoz dışında çok insan var onları dinlemek istiyoruz. Dışarıda dünya nasıl? Yaşamak böyle değil mi?</p>
<p>&#8220;Kıpırdarsak, koşarsak, kapağa ulaşıp soldan sağa çevirebilecek güce ulaşırsak bilmediğimiz dünyaya yuvarlayacağız. Cam kırılacak ve kalbimiz şimdikinden çok kanayacak. Buradan çıkamıyoruz, merak ediyoruz ve korkuyoruz. Dışarıdan kendi yansımanıza değil içerinin kimsesizliğine bakmanızı istiyoruz. Bir kavanoza binlercemiz sıkıştık,  tuzlu su ve biraz zaman bizi daha iyi yapmıyor. Dünyayı tanımak istiyoruz. Buradan çıkaracak el nerede?&#8221;</p>
<p>Kalabalıktan uğultular yükselmeye başladı, cümleler daha bitmemişti. Sonları hiç duyulmadı zaten. Kalabalığın ne dediği asla anlaşılmıyordu. Sonunda bu kargaşadan bıkan biri gür sesiyle herkesi susturup:</p>
<p>-Kavanoz dışını merak eden kimse yok burada!</p>
<p>İnsanlar endişeliydiler. Üstelik haklı da! Onlara anlatılan hayat yaşadıklarıyla aynı olmasa bile en azından her gün tanıdıkları yüzleri görüyorlardı. Dışarıdan biri onlara daha iyisini getirmemeliydi.</p>
<p>Tepeden yavaşça aşağı indi, gitmek isteğini bastıran gürültülü müziğin sesini açtı içinden. Dışarıyı merak etmeyen insanların arasına karıştı. Yarına kadar öyle yaşadı.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/tuzlu-su-veya-zaman/">Tuzlu Su veya Zaman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/tuzlu-su-veya-zaman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2576</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Araf</title>
		<link>https://www.geceyim.com/araf-2/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/araf-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Özüuğurlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2018 14:01:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahkaha atmakla hıçkırarak ağlamak arasında gidip geliyorum. Kahkahalarım aslında hıçkırıklarım ve ağlamalarım da kahkahalarım. Ruhum hep böyle koşarak uzaklaşmakla olduğu yere çakılmak, başını dik tutmakla olduğu yere yığılmak. Ve sevmek ve daha çok sevmek arasında ama asla daha az sevmek değil. Gitmek ya da kalmak. Bir şehirden, bir yerden, bir kişiden. Kalmak ama çoğu zaman &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/araf-2/"> <span class="screen-reader-text">Araf</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/araf-2/">Araf</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahkaha atmakla hıçkırarak ağlamak arasında gidip geliyorum. Kahkahalarım aslında hıçkırıklarım ve ağlamalarım da kahkahalarım. Ruhum hep böyle koşarak uzaklaşmakla olduğu yere çakılmak, başını dik tutmakla olduğu yere yığılmak. Ve sevmek ve daha çok sevmek arasında ama asla daha az sevmek değil.</p>
<p>Gitmek ya da kalmak. Bir şehirden, bir yerden, bir kişiden. Kalmak ama çoğu zaman gitmek, kimse farkında olmasa da.<br />
Bazen insan kendinden bile gidebiliyormuş. Hayat insana bunu da yaşatıyormuş. Ne acı. Gittim bir kez kendimden sırf kendimi bulabilmek için. Eğer anlamıyorsan, bil ki bunların hepsini bir gün anlamak zorunda kalacaksın ama keşke kalmasan.<br />
Uçurumları severim mesela kanatlarım olmasa da ve yüksekten çok korksam da. Sana bir tavsiye verecek olursam, uçurumlara aşık birine üstelik yüksekten korkuyorsa ve omzu eğri, kaburgaları kırık dahi olsa, kanatların koparıldı diyemezsin. hayatın ikilemi budur işte. ya kanatları hakkında tek kelime etmeyip ölümünü izleyeceksin ya da koparıldığını söyleyip hayal kırıklığını. hangisi mi? ikisinde de ölüm var. çünkü bir melek uçmak için ölür, sen de bir gün böyle intihar edeceksin ve bunda kimseyi suçlayamayacaksın. herkes kendini suçlayacak. paradoks!</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/araf-2/">Araf</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/araf-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2572</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Terazi mi?</title>
		<link>https://www.geceyim.com/terazi-mi/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/terazi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sami Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2018 17:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asansörün hızla yükselişini seyrediyorum. 7, 10, 11, …… 33… Ve o kattayım. Tüm şehri ayaklarının altına aldığın o restorandayım. Girmek için üç hafta önceden aldığım rezervasyonumu kontrol etmek üzere kapıda beni bekleyen görevliye, rezervasyonumun varlığından emin olarak üstün bakışlarla gülümsüyorum. O ise benim bu halime içten gülerek bir rezervasyondan daha para kazandığı için benim tatmin &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/terazi-mi/"> <span class="screen-reader-text">Terazi mi?</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/terazi-mi/">Terazi mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;">Asansörün hızla yükselişini seyrediyorum. 7, 10, 11, …… 33… Ve o kattayım. Tüm şehri ayaklarının altına aldığın o restorandayım. Girmek için üç hafta önceden aldığım rezervasyonumu kontrol etmek üzere kapıda beni bekleyen görevliye, rezervasyonumun varlığından emin olarak üstün bakışlarla gülümsüyorum. O ise benim bu halime içten gülerek bir rezervasyondan daha para kazandığı için benim tatmin oluşumu kutlarcasına bir daha tekrar gelmemi sağlayacak tatminkar duruşuyla bir yüz ifadesini yansıtıp kafasını soldan sağa doğru çapraz olarak eğip sol eliyle içeri doğru buyur ediyor. İçeriye girdiğim anda gözlerime şehirden ve uzay boşluğundan gelen yansımalar yüzünden göz bebeklerimin algı kavrayışını yükseltmek için kaslarının gerildiğini hissediyorum. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;">Dana antrikotun kokusu hafifçe burnuma doğru geliyor ve iştahım boş tabak önümde beklerkenin birkaç katına çıkmasını sağlıyor. En sevdiğim baharat kekiği eklemeli mi yoksa tadına bakıp öyle mi eklemeli ? Çatalın ucundaki eti hafifçe ısırdım. Etin yağının dudağımda yayılışının hazzına erişirken aklım kekikli halindeydi. Isırık aldığım diğer yarısını az önce boş tabağa biraz döktüğüm kekiğe biraz da yağ döküp batırdım ve ağzıma götürdüm.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;">Yemeğin tadı ağzımda hala taklalar atarken, kahve istiyorum. Kahvemin şekerini az şekerli olarak söylüyorum. Aklımın bir ucunda ise orta, bir ucunda da şekersiz varken orta yolda az şekerli de buluyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;">Kahvem geldiğinde manzarayla gözlerimin daha yoğun buluşmasına izin veriyorum ve o anda sonsuz bir ufuk gibi geliyor gökyüzü, nasıl bir ilizyon. Nefes verişimle birlikte yanağımın bir tarafı çukurlaşıyor ve sırıtıyorum bu duruma evrenin sonsuz bir yansıtma daha doğurmasına.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;">Kahvem mi? Bilmiyorum, şekersiz istediğim için mi biraz şekerli yoksa orta şekerli istediğim için mi şekersiz. Bedenen tam hissettiğim anda lavaboya gittiklerimi sanacakları şekilde, masada kalmış bir yarımlıkla kalkıyorum. Dört bir yanı açık camlarla kaplı oval bu restoranın lavabolarına erişmek için ortadan geçerken mutfakta çalışırken gördüğüm aşçıya bu güzel leziz yemek için teşekkür ediyorum, ona bön bön bakarak kafamda kuracağım boş onlarca düşüncenin aksine. Lavabonun kapısına varıyorum, tek bir lavabo ne bayan ne bay yazan ne etekli bir figür ne de şapkalı. Ellerin her zaman temiz kalması gerektiğini ve bunun son ana kadar olması gerektiğini düşünürcesine sabunların parmak aralarında da gezinmesine izin veriyorum. Aynanın karşısında kıyafetimin duruşunu bir toplayıp, saçlarımın dağınık düzenine bir de ben katkı yaparak dağınık ama düzenli olmasını sağlıyorum. Kendime somurtan ben olmamak, yadırgadığım insanların karşısındakinden farksız olduğunu göstermek aynı zamanda yaşama bağlarcasına gülüş atmaya çalışıyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri;"><span style="color: #000000;">Kapı kolu parmaklarım arasında hafifleşiyor. Adımlarım ürkekleşiyor, altımdaki son beton da sanki titriyor. Varlığım kaybolmaya direniyor. Lavabonun yanındaki yangın kapısına dokunuyor ve itiyorum. Kapı’nın arkamdan kapanarak alarmı çalıştırmaması için akıllı telefonumu kapı eşiğine yerleştiriyorum. Tüm hava içeriyi estirmeden acele etmem gerektiğini biliyorum bu yüzden yangın merdivenlerinden bir yarım kat daha çıkıyorum. Ayaklarımı basamaklara yarım, ellerimi de duvar korkuluklarına severek dokunduğu ama ayrılması gereken bir sevgili gibi dokunuyorum. Boş kefeyi birkaç kez daha tartıyorum; istediğim taraf mı ağır, ağır tarafımı mı istemiyorum? Üstünlük mü, ben mi, mantık mı, sevgi mi, samimiyet mi, yalan mı, toplum mu, haz mı, ayrılan mı, terazi mi?  </span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: Calibri;"> </span></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/terazi-mi/">Terazi mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/terazi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2567</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
