Araf

Kahkaha atmakla hıçkırarak ağlamak arasında gidip geliyorum. Kahkahalarım aslında hıçkırıklarım ve ağlamalarım da kahkahalarım. Ruhum hep böyle koşarak uzaklaşmakla olduğu yere çakılmak, başını dik tutmakla olduğu yere yığılmak. Ve sevmek ve daha çok sevmek arasında ama asla daha az sevmek değil.

Gitmek ya da kalmak. Bir şehirden, bir yerden, bir kişiden. Kalmak ama çoğu zaman gitmek, kimse farkında olmasa da.
Bazen insan kendinden bile gidebiliyormuş. Hayat insana bunu da yaşatıyormuş. Ne acı. Gittim bir kez kendimden sırf kendimi bulabilmek için. Eğer anlamıyorsan, bil ki bunların hepsini bir gün anlamak zorunda kalacaksın ama keşke kalmasan.
Uçurumları severim mesela kanatlarım olmasa da ve yüksekten çok korksam da. Sana bir tavsiye verecek olursam, uçurumlara aşık birine üstelik yüksekten korkuyorsa ve omzu eğri, kaburgaları kırık dahi olsa, kanatların koparıldı diyemezsin. hayatın ikilemi budur işte. ya kanatları hakkında tek kelime etmeyip ölümünü izleyeceksin ya da koparıldığını söyleyip hayal kırıklığını. hangisi mi? ikisinde de ölüm var. çünkü bir melek uçmak için ölür, sen de bir gün böyle intihar edeceksin ve bunda kimseyi suçlayamayacaksın. herkes kendini suçlayacak. paradoks!

Bir Cevap Yazın