Çapa

Hayatınızda kaç defa çapa gördünüz? Çok olduğunu sanmıyorum gerçek bir çapa görmeniz için denizle bağlantısı olan bir hayatınız olmalı. Halbuki dağların tepesinde bile yani denizi hiç görmemiş insanların bile çapa hakkında fikirleri var. Hatta eline kağıt kalemi aldığında rahatça çizebileceği bir görsel hali kendilerinde bulunmakta.

Çapa bir sebep, gerçekle varlık arasındaki özel bir bağ. Bir yere çapa atıldıysa orada bulunmanızın bir sebebi vardır. Çok sevdiğim aylardır telefonumda sakladığım Chuck Palahniuk’e ait bir söz var:

“Hepimiz ölürüz. Amaç sonsuza kadar yaşamak değil, amaç yaşayacak bir şey yaratmak.”

Bu arada hatırlatmak isterim Chuck Palahniuk kim derseniz? Kendisi Dövüş Kulübü’nün yazarı. Şu meşhur beyaz perdeye uyarlanan film. Konumuza hemen kaldığımız yerden geri dönelim.

Eğer bir çapanız olursa tutunacak bir deniziniz olur. Daha da doğrusu kendinize uzaktan baktığınızda huzurlu göreceğiniz bir kişisel alanınız. Bunun dışında da yaşamımızda milyonlarca küçük küçük çapalarla dolu . Her yaptığımızın işin başka bir şeye sebep olarak devam ettiğini görebilirsiniz.

Büyük çapalara ihtiyacımız var. Saçma sapan sürükleneceğimize belirli bir isteğimizin bedelini ödermişçesine yaşamaya sallantıyla devam edeceğimiz büyük çapalara. Çoğu insanın doğru bir şekilde yaşama sebebi ölümden sonra vaat edilen hayatta rahat bir zaman geçirmek değil mi?

Kendinizi upuzun ama dayanabileceğiniz kadar bir boşluk yarattığınızı düşünün. Hiçbir şeye gereksinimiz yok sadece boşluktasınız. Yetişmeniz gereken biri yok, sevmeniz gereken bir insan yok, yemek zorunda olduğunuz bir yemek yok, nefes almanız için bir sebep yok. Bir o kadar da ölmeniz için bir sebep yok. Hayal etmesi zor olacaktır ama sizi dürten kötüye giden bir hisse kapılacağınıza eminim.

En kötüsü de çapası kaybolanlar. Çocukça bıraktığınız çapanız, umutla. İşte onu kaybettiğiniz de canınız nasıl yanacaktır! Kaybetmek zaten insanın varlığında kabulleneceği bir durum değildir. Kaybedilecek bir çöp bile yeri geldiğinde saklanır duruma gelir. İşte bir çapanızı kaybetseniz, küçük çapalar bir diğer küçük isteğinizi yok edecektir. Asıl darbeler büyük çapalardan gelir, zaten büyük çapalar büyük teknelerden atılır. Ha tabi sanmasın bu tekne hep büyüktü küçüklükten başladı. Attığı çapanın etrafında büyüdü tekne. Büyüdükçe yaşamaya tutulduğu yeri sevdikçe çapasını büyüttü. Hiç kaybolmayacağını düşündü çapanın, sonsuza uzayan bir büyüklük, adeta tanrının bir kudreti olarak hissetti kendini. Ama işte unuttu daha da doğrusu hesaba katmamıştı büyük tekneler çapasız devrilir. Küçük tekneler gibi artık suyun üstünde süzülerek kurtulamaz. Her bir dalga her bir rüzgar kendini yıpratır. İşte o zaman küçük bir tekne olmayı bilecektir ya da kendisi de kaybolmayı seçecektir.

Sizin hayatınızda çapa attığınız deniziniz neresi? Kendinizi hayatta tutturan o birkaç şeye bakın bazıları o kadar küçük ki o çapa attıklarınız sizi güldürecektir. Herkesin en büyük çapalarından biri kendileri için hiçbir zaman erişemeyeceği kusursuz bir gelecektir. Yaklaşmak ise her zaman mümkün kılınacaktır. Büyüdükçe bu çapa yerinden oynar ve bir zaman gereksiz kalır. Tıpkı kendisinin gerçekleştiremediği hayalleri öz yavrusuna çocuğuna yükleyecek olduğu hayaller gibi.

Çapalanmak büyük bir aldatmaca. Çapasız olmak büyük bir irade, intihardan da öte. Ne yapsın insan, yaşamak için ihtiyacı olan sadece oksijenden ibaret değil. Azgın bir deniz bu devirecektir, kaybettirecektir. Umutlandıracak, hırslandıracaktır. Sevdirecektir, nefret ettirecektir. Ya o tekneler olmasaydı kim bilirdi onun kıymetini.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın