Günümüzün Modası : Atatürksüzlük ve İnançlıksızlık

Günümüzün Modası : Atatürksüzlük ve İnançlıksızlık

Bu sadece bir yazı değil bu başlı başına bir haykırış.

Bilginin elde edilebilirliğinden çok elde ettiği insanlık size sesleniyorum.

Günümüzün gençliğinin gözünün önünü perdeleyen kirlilik birer birer belki artık daha da fazla bir şekilde bizi hapsediyor.

Yıllar öncesinde görünen tehlikeli Türkiye’nin milletini ( Atatürk’ün belirttiği vatanına sahip çıkan Türk milleti) büyük bir hengameye sürüklüyor.

Tarihi ve inancımızı kaynaksız yalanı yanlışı belli olmayarak bilgilerle zedelenmeye çalışılıyor. İmanı ve dinimizi internetteki bilgilerden ve çevreden duyulan laftan ötürü gidemeyen bilgiler bizi ve benliğimizi alt üst ediyor.

Sıkça artık karşılaşıyorum ki çoğunlukla genç toplumumuz dine karşı bir nükteye sahip ve önyargılar içerisinde. Aynı şekilde tarihimiz ve atalarımızın bizlere kazandırmaya çalıştıkları bilinçleri değerleri göz ardı etmiş durumda.

Atatürk’ün hayatını dayatılan tarihle kirletip insanımızı yobazlaştıran milli değerlerinden uzaklaştırılma çabası bulunmakta. Buna dahil olan topluluklar Atatürk’e karşı çoktan sevgisizliği ve itibarını yitirmiş insanlar değil aynı zamanda Ata’mıza karşı sevgi besleyenler de dahil olmak üzere. Bir o kadar dayatılan din ile dinimizin de tahrip edilmesi söz konusudur.

Hayatımız boyunca bir başka dayatılan konu olan Müslümanlık ile Atatürk düşüncesi apayrı olarak birbirine çarpıştırılmakta. Yüzyılımızın kendini önder sayan ki buna ailelerimizin içinde bulunan sivrilmiş insanlarda dahil biz genç insanların var olan ve varoluşacak algılarımızın kontrollerini peşisıra yıkıyorlar.

Biraz olsun düşüncelerden arınıp sorgulama yetimizi kullanarak dünyaya yönümüzü dönmeliyiz. Bana göre insanların bu aptal duruşları kabul edilebilir değildir. Herhangi bir şeyi kavramak için ilk dayanılması gereken kendisine ulaşmak ve hakikate erişmektir. Bizler ise ardını gözetmediğimiz kuramların içinde adeta savruluyoruz.

Bir başka aptallık konusudur ki Allah’ın ve Tanrı’nın birbirine iki ayrı zıt kavram olarak kurgulanmasıdır. Halbuki Tanrı dilimizin temsilcisi TDK kurumu tarafından açıkça anlatılmıştır. Kullandığımız dil de Türk dili olduğuna göre kurmacalardan öteye geçip bunu da sorgulamalıyız. Konumuzdan pek sapmadan devam etmek istiyorum.

Tanrı’nın emrettiği ve son din olarak gönderdiği dinin, İslam’ın kılavuzu Kur’an dır. Bir bilgi kaynaktan doğar. Dine göre de dünyanın sonunun geleceği vakte kadar İslam’ın ve Müslümanlığın temel kitabı geçerlidir. Günümüzde dini İslam yazmaktan öteye geçmeyen ve dini küçük yaşta sorgusuz sualsiz bazı bilgilerle tanımladığı insanlar dinden kaçmaktadır. Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu sanılan dinden kaçınıp kendi kurguladığı dinden kaçınımdır.

Aynı şekilde dine bağlı olduğunu iddia edip davranışlarını uydurmaca bilgilere kapılıp onlarla yaşayan insanların doğruluğunu kontrol etmesi gereken birincil kaynak Kur’an dır.

Atatürk’ün milletin sürükleneceği bu yılları önceden görmesi ileri görüşlülüğünün bir ispatıdır. Gençliğin de dahil olduğu bağlı olduğu vatanın milletine yaklaşık yüz yıl öncesinden söylediği sözleri şimdi sadece kulaktan kulağa bağnazlık içerisinde dolanmaktadır.

Çok uzaklara bakmanıza gerek yok belki aynada bile görebileceğiniz bu insanlar mevcut. Siz milli değerlerinize sahip çıkmayı sorumluluk bilmişken kan bağınızdaki bir insan bunun ciddiyetinde bile değil. Ve ya siz kendi inancınız çevresinde gerçekleştirdiğiniz bir varoluşa başkaları dalga geçerek veya kötüleyerek yaşamına devam ediyor. Halbuki herkes farkında yaptığı cahilliği.

Ben milli değerlerime sahip çıkmayı ve dinime yaraşır bir şekilde yaşamayı kendime yakıştırdığım bir insanım. Ne dinimi ne değerlerimi çevrenin yıpratışıyla yollar kat ettirmiyorum. Hayattaki en büyük şanslarımdan birisi bağımsızca özgür hür irademle ailemin baskısı altında olmadan düşüncelerimi yeşertmemdi. Hepsi şu an açan bir çiçek olmasa da…

Sizden isteğim çok bir şey değil sorgulayın. İnsana insan olduğu için değer verin başta. Tarafı olduğunuz bölgeyi ve dışarda kalan olan bölgeyi keşfedin. Bunu yaparken çevreden yok olamazsınız ama bilgileri tartın eleştirin.

Dini kaynağından öğrenin başkasının dayattığı dinden değil. Atatürk’ü öğrenin başkasının dayattığı Atatürk’ten değil. Kur’an ı okuyun, sakın küçüklüğünüzde saf yerine konulup sadece Arapçasını okuyarak değil. Atatürk’ün hayatını herkesin ilkokulda yaptığı haylazlıklar ve aşklarını öğrenmek için okuyun demiyorum onun sizin var oluşunuza katkıda bulunduğu süreç boyunca size kattıkları için olan kısmını okuyun. Nutuk’u okuyun. Daha kurtuluş sürecinin başlamasında dini devletten ayırıp yok etmeyi düşündüğünüz zaman Amerikan mandasına getirilmesini gizlice sunduklarında Osmanlı ve İslam dini eğitiminin zarar görmeden himaye şartlarında devam edilip edilemeyeceğini açık bir şekilde sorgulayışını görün. Dinin insani değerleri, dünyevi hayatı hiçe koyarak emirlerle dolu olduğunu düşünmeyin.

Ben de okuyorum. Hiçbir günümüzün insanı kusursuz olamaz. Mükemmellik kusursuzluğu kovalayanlarındır. Bir insandan mükemmel olması beklentisi de yoktur. Sizden beklenen sizin için en derininizdeki doğruları görmek için çaba sarf etmeniz bu hiç kimse için değil sadece sizin için verilen bir emek.

Yazdığım 70 satırı Kur’anı ve Atatürk’ü okuyana kadar taşımanız dileğiyle

Gözlerinizden öpüyorum…

(Lütfen aşağıdaki ankete katılın. Düşüncelerinizi iletişim kutusundan iletebilirsiniz.)

Bir Cevap Yazın