Hadi Be Oğlum [Film]

Senin en azından oğluna anlatabilecek bir hikayen var benim o da yok.

16 Şubat tarihi ile vizyona giren Kıvanç Tatlıtuğ’un baş rolünü oynadığı Hadi Be Oğlum.

Hangi filme gidelim diye ayak üstü verdiğimiz karar ile seçmiştik bu filmi. Daha önce çocuk ve ebeveyn ilişkisi genellikle Amerikan filmlerinde rast gelmişimdir. Çoğu insanın aksine ben daha çok ilgiyle, istekle izlerim bu filmleri. Filme bu beklentiyle girmesem de karşılaşmak benim hoşuma gitti.

Kadrosunda yer alan “fi” dizisiyle yükselişe geçen Büşra Develi, 2009 yılında doğum 5 yaşından beri ekranlarda yer alan küçük oyuncu Alihan Türkdemir, ne zamandır nerelerde bu adam dedirten Feridun Düzağaç, birçok başarıyla kendini kanıtlamış Yücel Erten ve Yıldız Kültür ve tabi ki baş rolünü oynayan Kıvanç Tatlıtuğ başarılı bir gösterim sunuyor. Ayrıca Kıvanç’ın eşi Başak Dizer de set ekibinde yer alıyor. Ve yan rollerde birçok kişiyle birlikte.

Hikayenin akışkanlığına rağmen kolay kolay bir sonraki adımı tahmin edemiyorsunuz. Sahnelerin çekimi beyaz perdenin her köşesini kullanmanızı sağlıyor. Filmin çekildiği Antalya ise o mükemmel doğasıyla sizi doyurmayı başarıyor.

Hikayeye fazla süprizbozan bilgiler vermeden anlatmak gerekirse. Ali(Kıvanç) aile ortamında büyümeyip büyüyünce de kendi oğluna bu fırsatı sağlayamayan bir babadır. Oğlu için hem annelik hem de babalık yapmaya çalışıyor. Hayat ona birçok engel sunması yetmiyor üstüne üstlük seçimler yapmaya da mecbur kılıyor. Efe(Alihan)’ın büyümesiyle İletişim zorluğu çeken oğlunu hayata ve kendini bağlayacak yol arayarak geçiriyor. Oğluyla hayatla perçinleşerek savaş veren Ali her zaman bir ışık bekliyor. Her şeye rağmen ayakta kalmaya, uğruna yaşayacak oğluna fiziksel olmadan sarılarak devam ediyor. Hayat onu açık bir denizde uyuya kalıp sahile vuracak olan bir tekne olarak sürüklese de o “Alem buysa kralı da benim!” diyerek geçiriyor.

Büşra Develi film boyunca ismini bile paylaşmadan kısa süreliğine birkaç sahnede yer alıyor. Kendisi ne yapıyor derseniz. Ben de bilmiyorum ne yaptığını.

Sinema manyağı ya da film manyağı daha doğrusu filmin teknik yapısından anlayan(özel bir adı vardır o kişilerin) biri değilim. Duygularımın kararlarımı etkilemesine izin veren biri olarak bu filminde ön plandaki trajedisi enim gözlerimi kusur varsa da perdeledi.

Özellikle annelerin ve babaların gelmesini tavsiye ettiğim ayrıca eşinizle veya lise çağına gelmiş çocuklarınızla beraber giderek bu filmden anlam ve keyif çıkarabilirsiniz. Küçük çocukların sinemada da deneyimlediğimiz üzere henüz idrak edebilecek durumda değiller(Buna karar verebilecek olan en iyisizsiniz). Bu yüzden samimi olduğunuz insanlarla fazla hareket aramayacağınız, yanında duygulanmaktan korkmayacağınız kişilerle birlikte bu filme gitmenizi öneriyorum.

Yürek dağıtan sahneleriyle göz kaslarınıza hakimiyetiniz zorlaşıyor. Yeri geliyor Ali’nin öfkesini paylaşıp ellerinizi farkınızda olmadan geriyorsunuz. Akıştaki doygunluk tepkinizi zorlamıyor aksine meraklandırıyor.

Duygusallıkla depelenirken hayat sizi koparmıyor daha fazlası için iyi seyirler…

Bir Cevap Yazın