Nurullah Ataç

“Deneme bir yandan eleştirmedir. Bir konuyu alır, onu inceler, onun gereklerini bulmaya, göstermeye çalışır… Bunda, bir yaratıcılık payı vardır: Denemeci şiirde, hikâyede, müzikte neler bulduğunu söylerken kendince bulunmaması gerekenleri de söyler. Yani kendi içini de dinler, kendini bir yana bırakmaz.”

Türk dili için hayatı boyunca çokça emek vermiş, eleştirmenliğin hakkını veren yapıcı eleştirileriyle gelişmeye her zaman katkı sağlamış bir yazardır. Edebiyatımızda deneme ve eleştirme yazarlığı deyince ilk akla gelen Ataç’ın bu alandaki yazılarının etkisi 1940’lı yıllarla birlikte başladı. Ataç’ın eleştirileri heyecan ve duygularıyla birlikte değer yargılarına dönüştü.

Çoğunlukla devrik cümlelerle yazdı, yabancı sözcükler kullanmamaya, öz Türkçeyle düşüncelerini dile getirmeye büyük bir özen gösterdi. Her yazısında yeni yeni sözcükler kullanarak, kendisine en yakışanı seçmede özel bir dikkati korudu.

Ataç, dilci, deneme ve eleştirici yanıyla edebiyatımızda büyük bir usta oldu. Türk dilini özleştirmek için sürekli çaba gösterdi. Bunda da çağdaşı yazarlara göre, aşırı bir tutum izledi. Bu durumu eleştirenler için o hiç çekinmeden, “Aşırıyım ben, aşırılıktan çekinmek, düşüncelerimizin sonuna dek gitmekten çekinmek demektir.” dedi.

Deneme yazılarını bir söyleşi havası içinde konuşurcasına kolay anlaşılan bir dille yazdı. Türkçenin söz dizimini araştırıp konuşma dilinde bulunan devrik cümleyi yazı diline kazandırdı. Yazılarında özellikle genç edebiyatçıların çalışmalarına yer verdi. Fransız, Latin ve Sovyet yazarlarından yaptığı çeviriler 50 kitabı geçti. Bunlarda da anlatım biçimlerine büyük bir önem verdi. Bu konuda şunları söyledi: “Bir söz, şöyle yolu yordamıyla, kendine en yakışan tilcik (kelime)lerle, kullanılan dilin gereklerine uygun olarak söylenmemiş mi, geçin onları!”

Asıl adı Ali Nurullah Ata’dır. Galatasaray Lisesi’nde dört yıl okuduktan sonra İsviçre’ye gitti (1917-1919). Mütareke yıllarında İstanbul’a döndü. Darülfünun’da edebiyat derslerini izledi. 1921’de Nişantaşı Lisesi’nde öğretmenliğe başladı, 1945’e kadar sürdürdü, edebiyat ve sanat tarihi okuttu. Ankara’da çeşitli bakanlıklarda memurluk, müdürlük ve çevirmenlik (1925-1927) yaptı. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulu’nda okutman olarak çalıştı (1930-1940). Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde yayın şefliği, Cumhurbaşkanlığı çevirmenliği görevlerinde bulundu ve bu görevinden emekliye ayrıldı (1952).

1951-1975 arasında TDK Yayın Kolu başkanlığı yapan Ataç, yazı hayatına Yahya Kemal ve arkadaşlarının çıkardığı Dergâh dergisinde şiirlerini yayımlayarak başladı. Daha sonra Akşam, Ulus, Haber, Cumhuriyet, Son Havadis gazetelerinde eleştiri ve deneme yazıları yazdı.

Türkçe’nin inançlı bir özeleştiricisi oldu. Cumhuriyet dönemi şairlerinin tanınmasına, yeni şiirin benimsenmesine destek verdi. Özellikle Orhan Veli’nin ünlenmesini sağladı.

Nurullah Ataç’ın Başlıca Eserleri

Deneme:

  • Günlerin Getirdiği (1945),
  • Karalama Defteri (1952)
  • Sözden Söze (1952),
  • Ararken (1954),
  • Diyelim (1954),
  • Söz Arasında (1957),
  • Okuruma Mektuplar (1958),
  • Günce (1960),
  • Prospero ile Caliban (1961),
  • Günlerin Getirdiği (1989),
  • Günlerin Getirdiği: Sözden Söze (1998),
  • Okuruma Mektuplar; Prospero ile Caliban (1999),
  • Dergilerde (2000),
  • Diyelim (2000)

Günce:

  • Yaşantı (2000)

Söyleşi:

  • Dil Üzerine Söyleşiler (der. Hikmet Dizdaroğlu-Sami Nabi Özerdim, TDK, 1962),
  • Söyleşiler (1964).

Çeviri:

  • Adsız Köşk (Alain Fournier, 1940).
  • Kızıl ile Kara (Stendhal, 1941),
  • Kumarbaz (Fiodor Mihayloviç Dostoyevski, 1945),
  • Taras Bulba (N. Gogol 1946),
  • İki Yeni Gelinin Hatıraları (H. De Balzac, 1953),
  • Çömlek (Plautus, 1958),
  • Madame Bovary (Gustave Flaubert, 1967)
  • Masallar (Aisopos, 1949),
  • Masallar (Andersen, 1952).

Bir Cevap Yazın