Vazgeçmek ve Vedalar

Biraz farklılık yapıp temamız “Vazgeçme ve Vedalar”’a ilk yaptığımız çekilişte dağıttığımız kitabımız Düşerken’den minik bir pasajla başlamak istiyorum.  

“ Bir şansım daha olsun isterdim, dilediğimde geri dönebileceğim huzurlu bir yer mesela. Bir ağacın altı olabilir; serin gölgesi çocuk bağırışlarıyla dolup taşan. Yaptığı çorbanın kokusunu özlediğim, eli maharetli bir akraba evi de olur; yazları gidilen o ahşap ve kerpiç kokulu köy evi. Herkesin sahip olduğu şeyler değil mi bunlar? Yazları hep bir yerlere gitmez miydi insanlar? Her şeyden uzaklaşmak iyi gelmez miydi? “

Kimi zaman bizim de kurduğumuz kaçmak istediğimiz düşünceler, arkamızda bıraktığımız hayata veda ederek. Veda hangisi olursa olsun, vedalar da elvedalar da peşinden vazgeçişleri peşinden getirir. Bir şeylerden vazgeçerek kendi hayatımızı sürdürürüz.

Vazgeçen tek olsa da vazgeçiş tek kişilik değil. Tercihler var olduğu için tek başına tercih değil. Bazen kontrol bizde değilken tercih etmesi gereken bile biz olabiliyoruz. Tercih ettiğimiz hele ki çıkarsız olunca hani itilmiş bir yokuşa yukardan aşağıya sürüklenirken ne arkamıza bakmak gelir ne de düştüğümüz yokuşun sonuna, tercihimizin de sonu beklentisiz olur öyle başa çıkmaya çalışırız.

Vazgeçmek doğru olanı yaptığına inandırmaktır bir yandan da. Tercihinizin size vermesini beklediğiniz bir umut vardır. Her şeyden vazgeçmiş bir insandan ölümden medet umar, hiçbir şeyden vazgeçmemiş insan hayattan. Umut fakirinin ekmeği olduğu kadar, ekmeği olmayanında pastası.

Vazgeçmemize izin vermediklerimiz var bir de yokluğunu veya eksikliğini kabullenemediğimiz gittikçe ağırlaşan bağımlılıklarımız, takıntılarımız hayatlarımız. “İstesem yaparım”’larımız, istememekten vazgeçemediğimiz.

Son olarak her vazgeçiş boylu boyunca bir vedadır, vedalar ise bazen vazgeçiş değildir ama peşinden getirir.

Ben giriş yaparken diğer arkadaşlarımız da temayı donatacak sizler de düşüncelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz, vazgeçmeyin deneyin.    

Bir Cevap Yazın