Şiirler,  Tanımlanmamış

Ateşgede Notları

Bugün kalp şeklinde mum aldım.

 Karanlık çökse de mumu yaksam diye dua ettim

Bir gün karanlık için gök kapılarını çalacağımı hiç düşünmemiştim.

Bir mum merakıdır sardı gitti bu günlerde

Derdimi biliyorum ama ben.

Sanıyorum ki;

Mecus türlü sözler söylemiş bana

Şiir dahi okumuş olabilir hatta

Sonra ben

Onun peşine takılıp gitmişim,

 Zerdüşt ile yan yana bir ayindeymişim.

Yandıkça arınacağıma inandırmış Mecus beni

Fakat sonra

 Ateşgelerde yüzyıllardır yanan

 Ve asla sönmez sanılan ateşin bir gece sönüvermesiyle

Mecus’un sözlerinin yalnız bir yalan olduğunu anlamışım.

Sanıyorum ki;

Bu, sonsuza dek tekrarlanacak bir yazıdır ve alnımdadır.

 Mumlar yakarak alınyazımı yüzünden okumak istiyorum.

                                                 *

Mumu yaktım ispirtolu çakmağımla

İlk kez çakmağım olmuştu

Aldığım ilk paketteki sigaraları yakmak için

Evet, tombul parmaklarımın arasından

 Ateşli bir dal diriltiyorum artık

Ruhumdaki cüzamlı yerleri yoldan çıkarmasını umarak

Yanımda muska gibi taşıyordum sigara paketimi

Mecus’u başkalarını da kandırmışken görmekten

Ancak böyle kaçabiliyordum.

Çok uzaklara gitmek

 Ve tüm ihtimalleri çok uzak etmek istiyordum

Fakat…

Her gün aynı kaldırım taşının alnına çakıyoruz adımlarımızı

Sahi;

Kaç numaradır bu şehirdeki kaldırım taşlarının alın yazısı?

Bu şehirde çok yalan gördüm ben.

Yürüyen şu kız, yalan…

Gülen oğlan, yalan,

Konuşan adam, ağlayan kadın…

Çok yalanları kasıklarından öptüm.

Ayazında çok yürüdüm,

Yağmurunda çok ıslandım

Bu şehrin

Ne kadar yağmur yağsa da

Arınmayacak günahlarını gördüm.

Günahlarımı da kendim de mum gibi yakmak isterdim

Sahi,

Kalp şeklinde kaç mum daha yakarsam değişir benim alın yazım?

Şimdi Oyla!
[ Toplam: 0 Ortalama: 0]

2 Yorum

  • Birgaripaslan

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
    İçimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti…
    Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak koyu bir karanlık…

    Ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazamak sana dair,
    hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya…

    Ne güzel şey hatırlamak seni.
    Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
    Ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinde,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: