fbpx
  • Edebiyat Menü,  İz Bırakanlar,  Kitaplar,  Şiirler,  Yazı

    Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun

      Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki*, Mavinin bir tonundan ayırt edemediğim gözlerini sessizliğime armağan etmekte, haykırmakta seni, okumakta tüm şiirleri, susmakta yüzüme tüm yalnızlığı. Suskun, kimsesiz, yalnız ve mağrur ümitlerim, kayıp suretim ve aşk, niceleri, saymadıklarım… Hani şu elimden kaçan balonum, yere düşen pamuk şekerim, kırılan oyuncağım, eskimiş anne kazağı, bir de şey: gece Ama zifiri karanlık, sönük yıldızlardan yoksun biçimde, öylece karşımda raksa tutulmuş gece. Hepsi ümitlerimin bir çocuğuydu ve hepsine aşıktım, bağnaz biçimde ve bir Yahudi zalimliğinde… Lakin yitirdim bir poker masasında servet misali, şeşbeş gelen bir zarda, hem de bir seferde, tüm șansımla. Kıraç topraklardan topladım umutları, zemheri kapımda kedi misali pineklerken, temmuz içimde sıcağı ile…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler,  Yazı

    İÇİMİN AKİDESİ

    Bahçelerde yalnız üşüyen çam ağaçları misali Özümde dinmeyen bir uğultu gibi taşırım seni Her gecenin sabahına ısmarladığım gelişini Avcumdaki dualar ile semaya içirirdim. Kalbimi içinde sen varken ardımda bırakmaktan korkarken Gövdem bir savaş meydanından farksız, şerha şerha ayrılmış Doğunun limanlarında denizlerini seyre dalarken Kağıttan gemiler gibi sulara salıyorum Seni ve içinde bizi büyüttüğüm şiirleri Sen susarken anlamsız bağlaçlar gibi sıralanıyoruz sevdalık cümlelerde İçi boşaltılmış tüm sözler bizi anlatırken Büyük harflerle başlanıp noktasız kalan dizeler gibiyiz Sustuğun gerçek bir şehri yakmaya yeterken Söylesen ya! Sen hangi çağın yorgun savaşçısıydın?   Özlediğim saatlerde tutuluyorum yağmura Saman Pazarı yokuşunda ıslanıyorum Bir Orta Doğu şarkısı kadar içlendiğim vakitte Dilime muhal bir hayali türkü tutturmuş…

  • Şiirler,  Yazı

    Tahayyül

    Sofrada tuz niyetine gökyüzünde sensin yıldız diye baktığım fakat tahayyülümsün. Nerde ellerin, nerde gözlerin bilmiyorum fakat zihnimde en derinlerde akan ırmak kadar gür ve coşkulusun. Kaldı ki göğsümde ağrıyan sensin, Gözümü kapattığımda sadece belirsiz yüzünle cebelleşiyorum. Başımı karanlıkta sağa sola ‘hayır’ diye sallasam kimse görmeyecek biliyorum.   Sessiz bir koridor gibi yüzün, neresine baksam gri duvarlar ve kirlenmiş banklar görüyorum teninde. Koskoca dünyayı avuç içlerine sığdırmayı denemeyi ne zaman bırakacaksın bilmiyorum. Nedir bu aklınla kalbini hücuma soktuğun savaş? Gözümü kapattığımda sadece karanlığınla boğuşuyorum. Aydınlığın kalmadı sanki güneşi yuttun. Karanlıkta dolaşıp duran ve koskoca gökyüzüne sığamayan bulutlar kadar hür ve gerçeğim.

  • Şiirler

    Birdenbire

      Elektrikler gitmedi tek başıma bir sokakta, kaldırıma oturmuş öylece gelip geçen arabaları seyrederken buldum kendimi. Elektrikler gitmedi, hava da aydınlık zaten sadece kaldırıma oturma sebebim ile yüz yüze geldim ve konuşmuyor adeta bakışıyorduk. Sular gitmedi zaten sokaktayım kimse yok arabalar, ben ve kaldırım dışında öylece bakışıyoruz sebeplerle konuşmadan, gözyaşlarıyla. Gök gürlemedi sadece içimde kopan fırtına seslerini işitir oldu kulaklarım ama dıştan baksan yorulduğu için kaldırıma oturmuş nefesini dizginlemeye çalışan bir nineden farkım yok. Sebep insan olsaydı eğer kaba ve agresif bir insan olurdu eminim, yoksa bu denli kalbi kırılıp ağlatılamazdı bir insan ya da sessizliği bir lütuf saymazdı. Sessizlik ya da susmak bir lütuf olsaydı eğer ben içime içime…

  • Şiirler

    Yüreğimin Örtüsü

    Kitap sayfalarındaki cümlelerden topladım yalnızlığımı. Acılarımı ve anılarımı hep cümlelerde okudum. Ve cümlelerin sonundaki nokta hep yalnızlığın oldu. Kim bilir ki; Yokluğunda kaç cehennem gezdim, Kaç malik ateşine esir edildim. Şimdi tek tek toparladım; Şarap misali yıllanan acılarımı da, Hüzne yoldaşlık eden anılarımı da, Kedere komşu olan ayrılıklarımı da, Ve üstü toz tutmuş eski bir bavula sıkıştırdım hepsini. Ve düştüm hicrana giden yollara. Şu vakit ki, Gönlümü en rânâ hali ile, bir şüveyda sevdası fethetmekte. Çünkü gönlüm; Bir ayrılık tarafından acılara armağan edildi Cenneti an be an yansıtan gözler ile acımasızca katledildi. Göğe baktığım vakitlerde, Şakaklarıma yağan cennet kışına sath-ı müdafaa zorunlu. Üzerime yüklenen acıları her nedense görmezden geldi âdemoğlu.…

  • Şiirler

    Sokağın Üşüyen Yanı

    Güneşte gölgesiz aynalarda kaçağım. Gece huysuzlanan bir çocuk gibi uykusuz, Yanıldığım kadar insan, Düşlediğim kadar yaşamaktayım Bu yüzyılda korkabildiğim kadar kadınım.   Bu kış ayaklarından üşüyen evsizler gibiyim Ayrılıkta ısınamıyorum Kırık bir camda buluyorum aksini Kaçtı yaşım ve bu sokaktan kaçıncı geçişim İnan ki unutuyorum. Ellerin ceplerinde başın hep biraz eğik, önünde Yürüyorsun, ödü kopuyor sokağın. Sevdam, ortasından yırtılan bir defter misali Uzaklar bildirmez belki ama izi orada bir yerde.   Bileklerimde hasret Özlemek avuç içlerim Ama en çok gözlerim Bir baksan göreceksin Bir bakabilsem göreceğim yine Hoyrat kalbinin sıcacık yüzünü Bak bir köşe başı yağmuruna tutuluyorum Şimdi gün doğmuş gün batmış umrumda mı? Enine boyuna koca bir sensizlikteyim Ve…

  • Şiirler

    Tenine ve Sesine Teşneyim Hâlâ

    Sen belimi bükmeden önce tek isteğimdi sonsuzluğu bükmek Zor olmamalıydı sana küs kalamadığımı bilmek Ve hiç kolay değildi tedavülden kalkmış aşkımla sana gelip Ilık bir ekim akşamı istenmemek Kabul, belki çok abarttım Evrenin büyüklüğünün yanında bir hiçken Bana kocaman bir dünya olmanı isteyerek Hala her şeyi senin için yapıyorken Henüz on altı yaşında ama ruhen ihtiyarken sana koşarak geldim Tabuları yıkmak amacım bile değilken Tabuları yıktım senin uğruna ve Yağmurlu bir akşamda bulutları benzetirdim sana Büyük bir gürültüyle içindekileri akıtıp umut olmanı toprağa ve Bir çift kehribar göze tutulmak Tam vazgeçtiğim anda Tenine ve sesine teşneyim hala  

  • Şiirler

    tuval, ressam ve köpek

    kapkara bir tuvaldim rengârenk ve güzelsin.   fırçanı doğrulttun, omzuma çiçeklerle öpücükler kondurdun.   picasso değil ressam sensin.   sesin bile gökyüzünü rengarenk boyar ressam değilsin de nesin söyle adam.   ouroboros gibiyim kendimi seninle yeniden yarattım   kapkaranlık tuvalden van gogh tablosuna dönüştüm   güneşler ve dalgalar dalgalar ve bulutlar   sesin ve heyecanım bir yavru köpeğin mama görüp heyecanlanması kadar   bunu yadırgama kelimeler bir yağmurlu havada aksediyor   ayrıca sokakta duran bir köpek var gidip sarabilirim her an.

  • Şiirler

    Ay Işığında

    Karanlıkta dolaşan ellerim bilmez neye dokunduğunu Bir klarnet sesi duyarım Sonra bir kumaşa değer ellerim bilir perde olduğunu Perdeyi çekerim Gözlerime önce usulca, sonra aniden parlaklık gelir Ay ışığı gibi Ay ışığıydı. Öyle olmalıydı yoksa ben görmedim böylesine gözlerimi hem yaşla dolduran hem parlatan bir ışık. Sonra klarnet sesini duymayı bıraktı kulaklarım. Bir plak sesi duymaya başladı. ‘’Ben seni gördüm ay ışığında’’ Perdeyi çektiğimde gördüğüm şey gözlerinden yansıyan ışık olmalıydı. Hayat ne tuhaf. Seni görmek için karanlıkta dolanıp perdeyi çekmem yeterliymiş pencerenin önünden. Bu yüzden belki de artık perdeleri sevmiyorum. Gözlerine denk gelmek ve gözlerimi yaşla dolduran ışığına kapılmayı Ay ışığına kapılmayı Batmayı ve yeniden doğmayı… Usulca başımı yastığa koyup…

  • Şiirler

    Yıldız Topluyorum

    Bugünlerde yağmur yüklü bulutlar Ağır gelmekte göz kapaklarıma Geceleri de çiğ düşüyor zaten Sabahlar mayhoş bir soğuk tadında. Her biri sevdama karşılıksız yağıyorlar. Kalbim ise Cemresi erken düşmüş toprak merhametiyle Çiçeğe durdu bu baharda Su çoktan yürüdü kırılan dallarına Yaprak açtı birer birer Her güzde kanaya kanaya dökmeyecek gibi. On ikiye beş var uyumadım hala Gece de ince giyinmişti bugün Ben de yıldızları denizden topluyorum Derinlerden bir mızıka sesi geliyor Ama sesine seni de katamamış Gecem ve mızıka yalnızlığa çalıyorlar Ben yıldızları topluyorum Biri saçlarıma düşmüş yeni görüyorum Gecenin ıssızlığı beni ürkütmüyor Nasılsa yüreğim çok sesli koro. Ben en sevdiğim oyuna koyulurken Deniz annesinin eteklerini çekiştiren çocuk muzipliğinde Parçalarımdan çekiştirmekte…