• Şiirler

    Tenine ve Sesine Teşneyim Hâlâ

    Sen belimi bükmeden önce tek isteğimdi sonsuzluğu bükmek Zor olmamalıydı sana küs kalamadığımı bilmek Ve hiç kolay değildi tedavülden kalkmış aşkımla sana gelip Ilık bir ekim akşamı istenmemek Kabul, belki çok abarttım Evrenin büyüklüğünün yanında bir hiçken Bana kocaman bir dünya olmanı isteyerek Hala her şeyi senin için yapıyorken Henüz on altı yaşında ama ruhen ihtiyarken sana koşarak geldim Tabuları yıkmak amacım bile değilken Tabuları yıktım senin uğruna ve Yağmurlu bir akşamda bulutları benzetirdim sana Büyük bir gürültüyle içindekileri akıtıp umut olmanı toprağa ve Bir çift kehribar göze tutulmak Tam vazgeçtiğim anda Tenine ve sesine teşneyim hala   +6

  • Şiirler

    tuval, ressam ve köpek

    kapkara bir tuvaldim rengârenk ve güzelsin.   fırçanı doğrulttun, omzuma çiçeklerle öpücükler kondurdun.   picasso değil ressam sensin.   sesin bile gökyüzünü rengarenk boyar ressam değilsin de nesin söyle adam.   ouroboros gibiyim kendimi seninle yeniden yarattım   kapkaranlık tuvalden van gogh tablosuna dönüştüm   güneşler ve dalgalar dalgalar ve bulutlar   sesin ve heyecanım bir yavru köpeğin mama görüp heyecanlanması kadar   bunu yadırgama kelimeler bir yağmurlu havada aksediyor   ayrıca sokakta duran bir köpek var gidip sarabilirim her an. +1

  • Şiirler

    Ay Işığında

    Karanlıkta dolaşan ellerim bilmez neye dokunduğunu Bir klarnet sesi duyarım Sonra bir kumaşa değer ellerim bilir perde olduğunu Perdeyi çekerim Gözlerime önce usulca, sonra aniden parlaklık gelir Ay ışığı gibi Ay ışığıydı. Öyle olmalıydı yoksa ben görmedim böylesine gözlerimi hem yaşla dolduran hem parlatan bir ışık. Sonra klarnet sesini duymayı bıraktı kulaklarım. Bir plak sesi duymaya başladı. ‘’Ben seni gördüm ay ışığında’’ Perdeyi çektiğimde gördüğüm şey gözlerinden yansıyan ışık olmalıydı. Hayat ne tuhaf. Seni görmek için karanlıkta dolanıp perdeyi çekmem yeterliymiş pencerenin önünden. Bu yüzden belki de artık perdeleri sevmiyorum. Gözlerine denk gelmek ve gözlerimi yaşla dolduran ışığına kapılmayı Ay ışığına kapılmayı Batmayı ve yeniden doğmayı… Usulca başımı yastığa koyup…

  • Şiirler

    Yıldız Topluyorum

    Bugünlerde yağmur yüklü bulutlar Ağır gelmekte göz kapaklarıma Geceleri de çiğ düşüyor zaten Sabahlar mayhoş bir soğuk tadında. Her biri sevdama karşılıksız yağıyorlar. Kalbim ise Cemresi erken düşmüş toprak merhametiyle Çiçeğe durdu bu baharda Su çoktan yürüdü kırılan dallarına Yaprak açtı birer birer Her güzde kanaya kanaya dökmeyecek gibi. On ikiye beş var uyumadım hala Gece de ince giyinmişti bugün Ben de yıldızları denizden topluyorum Derinlerden bir mızıka sesi geliyor Ama sesine seni de katamamış Gecem ve mızıka yalnızlığa çalıyorlar Ben yıldızları topluyorum Biri saçlarıma düşmüş yeni görüyorum Gecenin ıssızlığı beni ürkütmüyor Nasılsa yüreğim çok sesli koro. Ben en sevdiğim oyuna koyulurken Deniz annesinin eteklerini çekiştiren çocuk muzipliğinde Parçalarımdan çekiştirmekte…

  • Şiirler

    BOŞ VERSENE

    Atıl boşluğa ve kükre üstüne Kükre ki, çekinsin, çekilsin Sende bir sen olduğunu daha bilsin Sen ki; kızıl ormanların en köklü canavarı kesilirsin Nedir bu iyi olduğuna inancın Korkutuyorsun beni Nedir bu sürekli kendini inandırma çabası Burası Dünya, burada olunmuyor. Burada ölünüyor. Burası taklit ve tekerrürden ibaret Söylenmeyen sözlerden, bitmemiş bitişlerden, Gösterilmeyen cesaretten ibaret burası. Kim bilir kaç yüzyıl yaşadın, Toprağın güneş değmemiş ağaç köklerinde. Bitir artık şu kaygıyı Bitir artık şu kavgayı Ondaki kaygısızlık senin köklerini çürütecek be akıllı Yapma kendine bunu, yapma. Senin mayan sevgiyle yoğruldu Onun anlayacağı dil ise uzaklık Ne geldiyse başına kaygısızlık ve kayıtsızlıktandı. Kulpu düşmüş demlik gibi kaldın ortada bak Olmuyor işte, zorlama, zorlanma…

  • Şiirler

    Sidretü’l-Müntehâ

    Şimdi en kasvetli havalardan, devrim isyanlarından, hayallerime kelepçe vuran yoksulluktan sıyrılmışım, Ve en efsun hülyalar eşliğinde sana bu şiiri yazmışım. Şimdi ben; Bedenimin ve ruhumun, Mevcudiyetine mahkum olduğunu haykırıyorum tüm dünyaya. Akrep ve yelkovan, her ne kadar mutsuzluğa doğru dönüyor olsa da, Ben tüm inatçı düşüncelerden, Benliğimi ve varlığından ötürü izmihlal edilen varlığımı kurtarmışım da sana armağan etmişim bu şiiri. Hür bir kuşum gökyüzünde, Müebbet yiyen gençliğine, af çıkan delikanlı gibi hürüm. Hürüm çünkü, Bir kadının yokluğuna değil, cenneti anımsatan güzelliğine iptila olmuşum. Bir tutam gülüşü ile sarhoş ederken beni, bildiğim tüm özgürlük hikayelerini unutuyorum ve gözlerinden saçılan letafetin özgürlüğünü ezberliyorum. Taşıdığın güzelliğine yürekten rabıta olan ben, meczup bir şahsiyete…

  • Şiirler

    Sırtı Parlayan Yıldız

    gökte bi sürü yıldız yalnız iki tanesi muhteşem parlaklığa sahip aralarında kilometrelerce mesafe vardır eminim. onlardan başka parlayan yıldızlara değil birbirine sırtını dönmüşler ilahi! hiç birbirine sırtını dönen yıldız gördünüz mü? gördüm keşke görseniz. öyle uzaklar lakin, sırtlarını öyle dönmüşler ki; birbirilerine ne kadar benzediklerini unutmuşlar. gökte iki yıldız en çok onlar parlak aşıklar şu sensin, bu da benim der ama onlar sırtlarını dönmüş. biri diğerine bakmaya yeltelenmez biri diğerini görmeye. sırtı parlayan iki yıldız kim bilir ne oldu. +4

  • Şiirler

    Meditasyonlu Yakınma

    otur bir koltuğa. -Keşke rengi kırmızı olsaydı koltuğun. Derin bir nefes al. Nefes alırken karnını şişir. Biraz bekle. -durakta bekler gibi.   Nefesini yavaş bir şekilde bırak.   Bırakırken karnını içine çek. Güzel geldi mi? Ruhuna doğru bir şekilde nefes aldırdın mı? -günde 22 kez yapıyorum. Günde 22 kez ruhum bir odacıkta daralıyor. Bir balon hayal et. Şişmemiş öyle elinde duruyor. Rengi istediğin şekilde olsun. -turuncu O balon senin umudun olsun. Her dileğinde şişir o balonu. Durma devam et. Şişir o balonu sonuna kadar. Umudunu kendin yarat. Ruhuna nefes aldırdığın gibi umuduna da nefes ol. -ya elimde tuttuğum mayın patlarsa? Üstelik yokuş çıkıyor gibi hissediyorum. Derin nefes al, şişir karnını.…

  • Şiirler

    Kanı(k) Acıları

    Yaşamın son sünnetinde, ölümün ilk arifesinde bir beden. Kanlı hançerler üzerine düşmüş, Bitap düşmüş umutları sineminde mihman eden, darmadağın olmuş bir ruh. Acıların en mukaddesine yürekten rabıta olan bir sineyim. Ki daha adını dahi yazamadığım bir elem, Beni tüm mutluluklardan feragat etmekte ısrarcı, Yaşamın nadide bir parçası olan “așk”  hissiyatından mahrum bırakmakla mükellef. Halbuki; Son serzenişimdi onun için yazdığım şiirler. Naçizane bir armağan, süslü bir buketti, Sevda ile büyüttüğüm hayaller. Şimdiler de ise; Sinemde taşıdığım sevda meftununa küsmüş, Hayasız dolanan kalbim bedenim de ölmüş. Kaleme aldığım şiirlerim sustu, Șair ise soğuk kaldırımlara, ıssız sokaklara müebbet yedi.     Kanı(k) acıları beynimde bezirgan saltanatı kurmuş. Ve ben, ezberledim beynimin içindeki köşe…

  • Şiirler

    KAVUŞ

    Şimdi ellerim buğdaylara değiyor, Ayaklarımın acısına aldırmıyorum Gözümü kısıp sana bakıyorum; oradasın Gözlerim büyüyor, hem de güneşe karşı Koşuyorum, rüzgar sana doğru esiyor Kalbimin sesini duyuyor altımdaki toprak Elini tutup sana bakıyorum, Gözümü minnet duygusuyla kapatıp, açıyorum Altımdaki toprak bu sefer bizi duyuyor, Rüzgar bize doğru esiyor Sahnedeymiş gibi karşına geçiyorum; buğdaylara değen elbisemi hafifçe tutup, eğiliyorum. Hoş geldin…