• Denemeler,  Edebiyat Menü

    KIRMIZI BALON VE O ÇOCUK

    Sevgi neydi? Bu sorunun ardından “Sevgi emekti” sözlerini tekrarlıyor insan, değil mi? .Ya da insan neden severdi? Mühim olan aşık olmak mı yoksa  sevmek miydi? İkisi arasındaki fark neydi ve insan nasıl anlardı?Sevgi ve aşk anlatılanlardan yazılanlardan yola çıkarak öğrenilecek bir şey miydi? Peki sevgi geçici bir şey miydi? Ya da zamanla geçen şeylerin adı sevgi midir? Zamanla geçmiyorsa adı nedir? Sevdiğimiz ve aşık olduğumuz şey karşımızdaki insan mıdır yoksa biz onda gördüğümüz aksimize mi aşık oluruz ya da severiz. Tam da bu cümle üzere kokusu ve rengi ile görenleri kendine hayran bırakan nergis çiçeğinin mitolojik öyküsü akla düşer. Kendi aksine aşık olan Nakissos gibi aslında sevdiğimiz sadece kendimiz ve…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    dört mısralık şiire kelimesi yetmeden ölen şair

    -sen… diye başladı mısrasına şair nefes aldı, durdu -soluğumu kesen acı bi duman gibi.. devam etti verdi -nefessiz kalır gib… başka da nefes alamadan öldü şair. kırmızı karanfil süslendi mezarına. yaz(ama)dığı dörtük öylece ortada kaldı. kimse görmedi. kimse duymadı. kimse anlamadı. kendi gibi şiir, bi defterde yazılı. yağmur yağdı, şimşekler çaktı. evi yıkıldı. defteri enkaz altında kaldı.

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Oyunun Adı Saklambaç

    Kemiklerim arasından dünya halleri sızıyorDerin kesilmiş tırnak acısı gibi Kalbimde kabaran bir sızı sanki Çanak antenlerin kirlettiği çatılardan atlıyor Düşünde sevdiğine koşan aşık Sevgilinin sahnesinde söylenemeyen her tirat Bir gencin uykusunda yankılanıyor. Bu dünya bilinenin aksine işleyişi ile meşhurdurVe her zaman hikayeler anlatmaz sana Trenden inen her yabancı… Kalp şiirle sulanır ve üzeri bir dua ile örtülür Ama sen daha bir harfe dokunmanın inceliğini bilmiyorsun. Serçe parmağım ile küsen çocuk yanımSeni dişime değen bir incir taşında affedebiliyor Avuç içlerindeki vedasız gidişler Maviye  ve sonsuzluğa çağırıyor. Bense uzaklardan koşuyorum sana Ve sonunda yine kalbime çıkıyor  daralan yollar … Hani siyah beyaz fotoğraflar vardırVe asla tek kadraja sığmayan hikayelerNe çok benzedi bize…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Güzel bağlaçlar ve

    Şayet Şayet bir köprünün altında görmüşüm Seni Şayet bir köprünün altında gömmüşüm Seni Ağlar mıydı o koskoca köprü Yoksa yıkılır mıydı üstüne? Titreyen ellerime bak Şayet göremedim, gömdüm. Keza kirpiklerin değdi es kaza gözlerimde astigmat bilemezsin bu cürmü keza göremedim, gömdüm. Böylece Yıldızın kaydı yeryüzüne Aldım en derin topraklara gömdüm Çıkama diye Çıkma diye Ellerim çürüdü Böylece göremedim, gömdüm.

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Izdırap

    Seni çok özlüyorum.Gecenin bir yarısında,Düşünerek yokluğunu,Susuz kalıyorum bir anda. Bir aile meclisinde,Çayları tazelerken,Yine seni düşünürkenKayboluveriyorum karanlığında. Ve daha az uyuyorum,Gecenin alnındaSıçrayak uyanıyorum uykulardan,Kalıyorum yine yalnızlığımla. Gökyüzünden topluyorumYıldızları senin için,Haberin olmasada hergün,Hepsi camının kenarında. Derin bir rüyadan uyandırdın,Bir uyurgezer gibiyim adeta,Her şey anlamını yitirdi.Her sevda bir rüya mı yoksa?Herkes irkilip uyanacak mı en sonunda?Birbirini tanıyan iki ruhNasıl yok olacak bir anda? İçine kapanma ey sevgili,Durma öyle, gel kapı ağzındanNasıl oldu da yitirdim seni,Keşke bu bir rüya olsa. Bu ızdırap ikimize de fazla,Gel, beni mahrum etme kendinden,Dile gelir ele verir ten beni aniden,Bu uzak yerlerde hasretimden,Takatten düşerim seni beklerken.. Başka başka ellere mi düştün?İnce bellere sarıldın ak gerdanlar öptün?Soldurdun ömrün gülünü bir…

  • Denemeler,  Edebiyat Menü

    Boş Bank

    üç gün süren yağmur yeni yeni duruyor, odanın sessizliği, gecenin uğultusu ve asılı olan ceket ruhuma dokunuyordu. her günkü gibi saat yediye gelmek üzere iken balkona çıkıyorum, güneşin doğuşu yakın. gün nasıl geçerse geçsin güneşin doğuşunu izlemek hoşuma gidiyor. her gün güneş doğarken kendime tutamayacağım sözler veriyorum. bugün güneş bulutların arkasına saklanmış doğmamak için direniyor gibiydi. yağmurun ve kapalı havanın etkisiyle olacak ki yarım saat sonra doğdu. ışığı kapatıp perdeleri açtığımda odanın içi artık aydınlanıyordu. işte günün en sevdiğim kısmı çoktan başlamıştı. güneş adeta insanın ruhunu yenileyecek şekilde gülüyordu. yürümek istiyordum ancak ne yapsam ceketimi bulamıyordum. aynı zamanda bir an önce giyip çıkmak istiyordum. neredeyse bir saat önce asılı olan…

  • birgünayniyerdegeceyim
    Edebiyat Menü

    Bir Gün Aynı Yerde

    Biliyorum; Elbet bir gün kavuşacağız Belki bir şehir istasyonunda Belki bir antika plak dükkanında Belki arastanın en kuytu köşesine sıkışmış sahafta Mekan ve zaman fark etmez bilirsin. Ama; Yer ile gök arasında Cennetle cehennem ârâfında olsa bile Bir gün muhakkak kavuşacağız İnançlıyım; Çünkü hayaller gerçekleşmek için kurulur, Bilirsin sen bunu İki kalp aşk ile çarpıyorsa şayet birleşir, Bilirim ben bunu. Eller sevdiğim; Aynı dua için açılmışsa semaya, Muhakkak ki kabul olur. Tutuşmuşsa eller aşk için, sımsıcak kavrulur. Bekliyorum; İlk gün çarpıştığımız, Sümbül kokan çiçek pasajında . Göz göze geldiğimiz, Sırası bitmeyen okul kantininde. El elle tutuştuğumuz, Sonbaharda düşen yaprakların yerleri örtüğü parkta. Şimdi; Gözlerimdeki ilk gün ki aşk ile Üzerimde…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    BEKLEMEKTEYİZ

    Geçen üç yılın ardından dörde çalan bu hayat kervanında Seslenmek sana bir çocuğun sessiz çığlıklarıyla  Gecenin koynuna katıverdiğimiz hasret katran karası şimdi Dönüşecek renk kalmadı da gelemedi vuslat. Güz vaktine tutsak edilen ruhum için Tanrı limon çiçeği kokulu tütsüler yakmış bu gece Gökyüzü bundan puslu olsa gerek Yıldızları duman ardına saklanmış birer çocuk şimdi Nerede olduğunu bildiğimiz ama bilmemezliğe verdiğimiz Bir çocukluk işte… Çocukluğum, Yıllar önce sol yanının acısıyla yağmur kokulu bir toprağı Döşek edinip ana kucağında uyuyakalan özlemdedir. Sen bir gece de sustun Ben bir gece de büyütüldüm. Sen bir gece de gittin Ben her gecenin ardından gelmek istedim. Senin gidişinle gömülen çocukluğumu koynuma alıp Hıçkırdığım gecelerde gelirdin Küçükken…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Erken Göç

    Zordu hayat,yoksulluk bir yanda hastalık desen kalemlerine bile işlemiş ellerinde avuçlarında bir tek umutları var yazmaya,okunmaya,anılmaya dair.çabaladılar umutları uğruna aydınlıkta,karanlıkta yılmadan ama ölüm işte!Muzaffer’in de dediği gibi:‘’Ölüm hiç de güzel değil’’Bilhassa yirmi ikisinde ve yirmi altısında iki gencecik kalem için.

  • Edebiyat Menü,  Şiirler

    Saat Kaç Bilmiyorum

    Saat kaç bilmiyorum Nasılım, neredeyim bilmiyorum Bir kare fotoğraf var ellerimde Ve karşımda; Koca bir İstanbul, seni arıyorum Saat kaç bilmiyorum Hava soğuk Hava ayaz İçime içime işleyen sen Nereye gidiyorum inan ki bilmiyorum Etrafta; Yollara saçılmış tane mutluluklar var Yahut üstü kapatılmış tonlarca pislik Kim ne yapıyor inan bilmiyorum Tane tane erimekte olan kalbim Yavaş yavaş kullandığım hayatım Az az biriktire bildiğim hayallerim Ve, Büyük büyük sevdiğim sen Saat kaç bilmiyorum Bir Üsküdar tepesinde Oturmuş ağlamakla meşgulüm. Gözümde canlandırıyorum; Yaşadıklarımı Yaşayamadıklarımı Yaşattıklarımı Bir sen, bir sen varsın Şu koca kainatta; Silemediğim Çizemediğim Unutamadığım sen varsın. Çünkü sana adanmış hayatlar Çünkü sana verilmiş imtiyazlar Çünkü sana kurulmuş hayaller Ah yara…