fbpx
  • Edebiyat Menü,  İz Bırakanlar,  Kitaplar,  Şiirler,  Yazı

    Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun

      Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki*, Mavinin bir tonundan ayırt edemediğim gözlerini sessizliğime armağan etmekte, haykırmakta seni, okumakta tüm şiirleri, susmakta yüzüme tüm yalnızlığı. Suskun, kimsesiz, yalnız ve mağrur ümitlerim, kayıp suretim ve aşk, niceleri, saymadıklarım… Hani şu elimden kaçan balonum, yere düşen pamuk şekerim, kırılan oyuncağım, eskimiş anne kazağı, bir de şey: gece Ama zifiri karanlık, sönük yıldızlardan yoksun biçimde, öylece karşımda raksa tutulmuş gece. Hepsi ümitlerimin bir çocuğuydu ve hepsine aşıktım, bağnaz biçimde ve bir Yahudi zalimliğinde… Lakin yitirdim bir poker masasında servet misali, şeşbeş gelen bir zarda, hem de bir seferde, tüm șansımla. Kıraç topraklardan topladım umutları, zemheri kapımda kedi misali pineklerken, temmuz içimde sıcağı ile…

  • Denemeler,  Yazı

    Mor Rengin Tarihçesi

    Merhabalar sevgili okurlar 😊 Mor rengini sever misiniz? Bugün sizlerle bu asil renk üzerine konuşalım. Mor esasında ara ve soğuk bir renktir.  Bunun yanı sıra aşağıda anlatacağımız hikayesine bakılacak olursa hep radikal konuların da simgesi olmuş, bazı müzik gruplarına adını vermiş ve birçok imparatorlukta kutsal renk olarak kabul edilmiştir. Roma, Bizans, Pers imparatorlukları zamanı başta olmak üzere özellikle İngiltere’de mor renk kraliyet ailesini simgeler hale gelmiştir. Hatta 1533-1603 yılları arasında İngiltere Kraliçesi olan I. Elizabeth, kendisi ve kraliyet ailesi dışında kalanların mor renkte giysiler giymelerini bile yasaklamıştır. Bu rengin zengin çevreler tarafından arzulanmasını sağlayan en önemli etken Fenike ya da Sur moru olarak da bilinen rengin dayanıklı olması, kumaştan kolay…

  • Edebiyat Menü,  Şiirler,  Yazı

    İÇİMİN AKİDESİ

    Bahçelerde yalnız üşüyen çam ağaçları misali Özümde dinmeyen bir uğultu gibi taşırım seni Her gecenin sabahına ısmarladığım gelişini Avcumdaki dualar ile semaya içirirdim. Kalbimi içinde sen varken ardımda bırakmaktan korkarken Gövdem bir savaş meydanından farksız, şerha şerha ayrılmış Doğunun limanlarında denizlerini seyre dalarken Kağıttan gemiler gibi sulara salıyorum Seni ve içinde bizi büyüttüğüm şiirleri Sen susarken anlamsız bağlaçlar gibi sıralanıyoruz sevdalık cümlelerde İçi boşaltılmış tüm sözler bizi anlatırken Büyük harflerle başlanıp noktasız kalan dizeler gibiyiz Sustuğun gerçek bir şehri yakmaya yeterken Söylesen ya! Sen hangi çağın yorgun savaşçısıydın?   Özlediğim saatlerde tutuluyorum yağmura Saman Pazarı yokuşunda ıslanıyorum Bir Orta Doğu şarkısı kadar içlendiğim vakitte Dilime muhal bir hayali türkü tutturmuş…

  • Şiirler,  Yazı

    Tahayyül

    Sofrada tuz niyetine gökyüzünde sensin yıldız diye baktığım fakat tahayyülümsün. Nerde ellerin, nerde gözlerin bilmiyorum fakat zihnimde en derinlerde akan ırmak kadar gür ve coşkulusun. Kaldı ki göğsümde ağrıyan sensin, Gözümü kapattığımda sadece belirsiz yüzünle cebelleşiyorum. Başımı karanlıkta sağa sola ‘hayır’ diye sallasam kimse görmeyecek biliyorum.   Sessiz bir koridor gibi yüzün, neresine baksam gri duvarlar ve kirlenmiş banklar görüyorum teninde. Koskoca dünyayı avuç içlerine sığdırmayı denemeyi ne zaman bırakacaksın bilmiyorum. Nedir bu aklınla kalbini hücuma soktuğun savaş? Gözümü kapattığımda sadece karanlığınla boğuşuyorum. Aydınlığın kalmadı sanki güneşi yuttun. Karanlıkta dolaşıp duran ve koskoca gökyüzüne sığamayan bulutlar kadar hür ve gerçeğim.

  • Denemeler,  Yazı

    Hislerin İzlerinde

    Tutamasam da kaçmasa o elimdeki son sabır iplikleri. Hiç kimsenin var olması ya da yok olması etkilemese beni. Bir rüzgâr gibi esip geçsem bu yemyeşil ormanların arasından, sarı bozkırdan, mavi denizden… Azar azar dokunsam hepsine ama hiçbirine alıştırmasam kendimi, hiçbiri alışmasa bana. Hem ait olmadan hem de ilişik, ucundan kıyısından yakalayarak yaşasam, yaşasak. Hem biraz deli olsak hem de hızlı hızlı sahillerde koşsak gazozlarımız ılımadan. Senin göze çarpan turkuaz bir şortun olsa, bense arada yanımda olduğun için bir kez daha dalgalara ve gökyüzüne bakıp şükran duysam. Sonuçta bizi bir araya getirmek için iş birliği yapan evrenin, bunca çabası boşuna değil. Tesadüf diye bir şey yok. Birbirini düşünmek, hissetmek, duyumsamak ve…

  • Denemeler,  Yazı

    Japon Kiraz Çiçekleri

    Yeniden Doğuşun Simgesi olan Kiraz çiçekleri Japonca Sakura olarak isimlendirilir. Meyve vermeyen bir tür Kiraz ağacı olan Sakura, oldukça geniş bir genetik çeşitliliğe sahiptir. Bu çiçek her yıl Mart’ın son haftası ile Nisan’ın ilk haftası çiçek açar ve diğer çiçeklerden en belirgin farkı ise solmadan dalından dökülmesidir. Japonya’da bu dönem kutsal sayılmıştır öyle ki halk onlar için önemli nikah günlerini bu döneme denk getirmiş, bu dönemde festivaller düzenlemiştir. Bu dönem yabancıların da ilgisini çekmiş olacak ki baharı müjdeleyen kiraz çiçeklerini görmek isteyen turistler, çeşitli turlar ile ülkeyi ziyaret etmiştir. Samuray yaşam tarzını benimseyen Japon halkı Kiraz çiçeklerine oldukça önem vermiştir. Samuray filmlerini izlediyseniz uçan tekmelerin arkasındaki kiraz çiçeklerini fark ettiniz…

  • Denemeler,  Edebiyat Menü,  Şarkılar,  Yazı

    Öyle‘nin Mevsimi

    Ne günlerdi diye iç çekerler hani… Ne günlerdi? Öyle günlerdi işte… Ben o günleri anlatacak kelimeyi bulamıyorum. Neyi koysam yerine boşluklar kalıyor, seni birkaç harfin sesine nasıl sığdırabilirdim ki… Öyle diyorum ben de… O bile zor çıkıyor ağzımdan… İnsanın iki hecede sesi titrer mi? Titremek ne ki insanın içine dünyasını sığdırdığı bir ‘öyle ‘si varsa iki hecede üşürmüş bile. Öğrenmemiş olmayı dilediğim onca şeyi yorgan ediyorum üzerime. Kendimi acılarımdan kucakladığım doğrudur ama sevincimi önüme sermeyi unutmadım. Belki de öğrendiğim en iyi şeylerden biriydi. Sen bana gözyaşları içinde tebessüm edebilmeyi öğretensin. Bir çocuğa armağan edilebilecek en kıymetli şeyler ona her şeye rağmen gülebilmeyi, gökyüzüne bakışı ertelememeyi, gecenin bir vaktinde yıldızlarla selamlaşmayı,…