Denemeler,  Edebiyat Menü

KIRMIZI BALON VE O ÇOCUK

Sevgi neydi? Bu sorunun ardından “Sevgi emekti” sözlerini tekrarlıyor insan, değil mi? .Ya da insan neden severdi? Mühim olan aşık olmak mı yoksa  sevmek miydi? İkisi arasındaki fark neydi ve insan nasıl anlardı?Sevgi ve aşk anlatılanlardan yazılanlardan yola çıkarak öğrenilecek bir şey miydi? Peki sevgi geçici bir şey miydi? Ya da zamanla geçen şeylerin adı sevgi midir? Zamanla geçmiyorsa adı nedir? Sevdiğimiz ve aşık olduğumuz şey karşımızdaki insan mıdır yoksa biz onda gördüğümüz aksimize mi aşık oluruz ya da severiz. Tam da bu cümle üzere kokusu ve rengi ile görenleri kendine hayran bırakan nergis çiçeğinin mitolojik öyküsü akla düşer. Kendi aksine aşık olan Nakissos gibi aslında sevdiğimiz sadece kendimiz ve kendimizden parçalar bulduğumuz insanlar mıdır? Bazen öyle zamanlar olur ki insan kendine her birinin diğerine gebe kaldığı bir sürü soru sormaya başlar. İşin yorucu bir miktar da üzücü olan tarafı henüz birine cevap bulamamışken sorular zincirinin zihninde bir sarmaşık edasıyla büyüyor oluşudur. İnsanların bu cevapsız sorular ikliminde kayboluşunun altında genellikle yarım kalmış bir öykü yatmaktadır. Yarım kalmışlığına giydirdiği tüm kıyafetler rüküştür. Zihnindeki o sorulara verdiği her cevap bir miktar yalan bir miktar sahtedir zannınca. Aslına bakılırsa hikayenin yarım kalması da değildir sorun. Sorun insanın yarım kalmasıdır. Bu yarım kalmışlıkta hissedilen duyguyu şöyle bir örnekle ele almaya çalışalım. Daha önce hiç kırmızı balonu olmamış bir çocuğa o balonu verirseniz çocuk onun varlığına alışır. Artık az önceki halinden daha bir mutlu daha bir tam hisseder kendini. Alıştığı  ve tüm kalbiyle inandığı o balonu elinden aldığınızda sanki bir daha kırmızı balonu olmayacakmışçasına gözyaşı döker. İnsanın bu hali de tam olarak kırmızı balon ve çocuğun öyküsü gibidir. Varlığından haberdar olmadığı bir şey için veryansın etmez insan. Ne zamanki alıştığı kendini ait hissettiği bir yerden bir insandan bir histen mahrum kaldığında sanki bir daha aynı bütünlükte olamayacakmış gibi dağılır.İnsan her ne kadar bunların geçici olduğunu bilse de kendini değiştirecek hatta olgunlaşıp büyütecek şeyler olduğunun farkında olsa da zihnindeki yağmurdan kalbini koruyamaz. Bazı insanların sevdiği cümlelerin altını çizme huyu vardır. Kimi bunu kalem kağıtla kitaplarda yapar kimi de bir insanın ağzından dökülen cümleleri hisleriyle çizer. Her iki eylemde severek yapılan bir şey olmasına karşın o kitabı kapattığınızda kalem izi sayfada kalır ancak insanı kapattığınızda hislerin izi kalbinizde kalır. Belki de alışmış olduğunuz şey insandan ötede hislerdir… Ötelerden beri  bu sancıyı çeken her insana yazılan reçete zaman olmuştur.Neydi bu zaman, ne yapıyordu ki bize? Nasıl iyileştiriyordu gözle görülmeyen elle tutulmayan bir yarayı? Aslında zaman hiçbir şey yapmıyordu. İnsanın yine eski halinde olduğu gibi kendini  tam hissettiği, cevap bulamadığı sorular ile zihnini ırgalamadığı, kalbini ağrıtmadığı haline alışma sürecini sağlıyordu. Yani zamanın akıp gitmekten başka yaptığı hiçbir şey yok. Ona anlamlar yükleyen var eden yücelten yine bizdik.Nasıl her şey biz de başladıysa biz de bitecek; her şey alışılmadık şeylere alışmakla başlayıp, bitecek. O çocuk kırmızı balonu unutacak. Bir gün yeniden kırmızı bir balonu belki de bambaşka renkte bir balonu olacak daha önce hiç olmamış gibi. Kırmızı balon örneği belki de bir çoğumuzun bildiği Fransız film yapımcısı Albert Lamorisse ‘in 1956 yapımı Le Ballon Rouge isimli kısa filmini hatırlatmakta. Film tema ve ana fikir olarak başka boyutlara dikkat çekse de. Filmin son sahnesinde olduğu gibi kırmızı balonundan mahrum kalan çocuğa başka balonların taşıdığı mutluluğa şahit oluruz. Şimdi sorularınızı, yarım kalmış hikayelerinizi ve kendinizi bir daha düşünün… Ve değişimi ile süregelen bu dünyada hiçbir şeyin aynı kalmayacağına inanarak reçetenizi uygulayarak yeni bir yaşam için harekete geçin…

Toplam Ziyaret Sayısı: 1085
Elif Girgeç

Hisli kalplerde güçlü kalemler olmaya inanmışlığın kadim yolcusu 🌿🌿İnanmak ve hep düşlemek yetecek elbet...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: