Dihislerim

Bir sakız falında çıktı hani, ben de güvenebilir miyim böylelikle hislerime? Nasıl emin oluyoruz o hislere, çalan bir şarkıda kabarınca mı “tamam şimdi” diye düşünüp yollara çıkıyoruz. Rüyalarımızda canlanınca mı, rüyanın peşinden gidince o rüyayı yaşamak isteyince mi? Hislerimin gerçekliğini anlamak mı bu yoksa hislerimin gerçekliğine inanırken cesaretimin teklemesi mi?

Aradığımız güveni hep başkalarında ararken kendi hislerimizin bile bizi aldatmasından korkmuyor muyuz? Peki ne kadar kızabiliyoruz kendimize bunun için. Kaç defa ağzımızdan çıkan sözler için dilimizi ısırıyoruz ya da geçmişten hatırladığımız kendimizden bile utandığımız hareketlerimizle karşılaşmamız, kafamızı sallayarak savurmalarımız…

Ne olmuş yanlış yapıp hislerimizi dinlediysek, neden ayrıldık biz hislerimizle neden onlara güvenmek başkasına güvenmek kadar zorlaştı. Kalbimin atışını hızlandıran o sevgi hissini nasıl olurda ben aklımla tartmaya çalıştım, nasıl inancımı küçük görüp kendimi güçsüz düşürdüm.

Güçlü, cesur diye anlattığım ben, neden içimden gelen gücü ve cesareti göstermekte zorlanıyorum. Halbuki kendimi böyle anlatmış, sanmıştım. Güçlü ve cesur bir kilidin anahtarı olmuştu da ben onları kapıya geldiğimde açmak için kaldırdığımda yok olmuştu. Tüm ceplerime baktım halbuki yanımda olan o anahtarları şimdi unutmuştum. Arka cebime bakmak hiç aklıma gelmemişti. Belki de oradaydı ama ben şüphe hissime bile güvenemedim. Onca yolu tekrar anahtarlar için döndüm. Onları en son gittiğim yere götürüyorum.

Çektim hislerimi gözler önünden, kurtuldum mu sahiden?

Bir Cevap Yazın