Denemeler

Kapı Duvar

Bir kapı kaç kere açılır aynı kişiye? Şöyle düşünelim bir köprüdesiniz, karşınızda sadece bir kişi var. Onun karşıya geçmesi için sizin düşmeniz gerekecek, fakat bu daha önce defalarca tekrarlandı ve hep siz düştünüz. Siz olsanız yine geçmesine izin verir miydiniz? Hayatta bir sonraki gün ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz ama bir sonraki günün nasıl geçeceğine yine biz karar veriyoruz. Yangından kaçarken enkazda
kalmak istemiyorsanız o köprüyü geçmesine izin vermeyin zira o köprü sizin mezarınız olabilir. Bazen kapıyı çarpıp çıktığı eve bile dönmek zorunda kalıyor insan. Vedalar bir kere olur, bir veda daha yaşatmaz kimse kimseye. Bir kere veda ettikten sonra hala aynı yöne yürüyorsanız bin vedayı daha kalbinizde yük gibi taşırsınız demekmiş. Kendimi bile bile ateşe attığımın kanıtı o kapı, bilerek düşmemi sağladığım ise o köprü…Ölüm var ve her hata unutuluyor sanıyor insan, senin yaptıkların yanlıştı. Artık ne o kapı sana açılır ne de o ev her geldiğinde seni içeri alır. Yitip gidiyor her gün, her gün birbirinin aynısı insanlar geçiyor gözlerimizin önünden, yollar geçiyor birer birer. Aramıza giren yollara da kızamıyorum artık, seni bana getirmemişlerdi zaten… Bundan yıllar sonra, hiç olmazsa o bankta denk geleceğiz, biliyorum. O zaman hep geldiğin ev sana kapı duvar olacak. Sen o köprüyü geçmiş olacaksın ama o köprü yıllar önce benim mezarım olmuş olacak. Her şey geçmiş olacak o bank kalacak, anısı olan şeyler hep kalır. Sen
sanıyorsun ki sevgi göstermediğin çiçek açacak, dönülmez denilen her çıkıştan dönülecek…Hiçbir şeyi kurtarmaya çabalamadan her şeyi yakmalı, yaktırmalı bu hayat bize. Önce o evi yakmalı. O ev yakılmadığı sürece her defasında seni içeri almak gibi bir hata yapacak. Bir gün herkes ait olduğu yere dönermiş, o ev orda olmadığı zaman, açılacak kapın olmadığı zaman nereye gideceksin? Ben biliyorum, mezarlıkta saatlerce ağlayacak yine aynı banka döneceksin. Hep bakıp geçtiğin o bank senin evin olacak, bilmeyeceksin. Daha önce de demiştim, her gün farklı insanlar geçiyor gözlerimizin önünden; içinde bir öfke büyütenler, eve dönüş yolunu uzatanlar, odaya kapanıp saatlerce ağlayanlar ve niceleri. Sen bunlardan hiçbiri değilsin ama bunlar kadar herkessin. Şimdi anlıyorum neden o köprüde yer vermemem gerektiğini, şimdi anlıyorum o kapının neden açılmadığını. Şans her zaman var fakat ikinci ve üçüncü şans diye bir tabir yoktur. Kapıyı üstünüze kapatıp giden birine neden o kapıyı açarsınız ki? Ne kadar kaçarsanız kaçın o bela sizi bir gece yarısı karanlık odada yakalayıp hesap soruyor. O kapıyı açmanın sancısı tüm gece ağrı içinde kıvrandırtıyor. Çok uzaklara da gitse insan kaçamazmış ya kendisinden işte öyle bir ağrı. Kaçıp gitmişsin buralardan ama hala aynı kişisin ne başka bir şey öğrenmişsin ne aklından bir şey silmişsin aynı boşlukta yıllarca sürüklenmişsin. Ne berbat durum ama! İçinde bulunduğun durumun farkında olmamaktan beter daha ne olabilir? Ölüyorsun ama bilmiyorsun bile, yavaş yavaş eriyip gidiyorsun aynaya bakmıyorsun belki biteceksin haberin yok. Sorsan bir kere, bir kere de anlatmayı kesip dinlesen öğrenirsin bi ihtimal neden böyle olduğunu. Farkındasın belki, belki bilerek yapıyorsun, belki bıktın sende aynı kapıdan içeri defalarca girmekten ama ne biliyorsun ne de soruyorsun. Düzelir diye umduğum hiçbir şey düzelmedi, üstelik daha da kötü oldu. Sana uzanan elimi kesip attım, içinde sen geçen cümleleri birer birer yuttum. O gece sabah olmamıştı ama ben yine uyanıp sana günaydın demiştim ya , öyle işte. Sabah olmayan gecelere, ömürler süren saatlere, gelmeyecek otobüsü beklemeye nasıl alıştıysam öyle alışırım her şeye diyordum. Çağımız dünyasında herkes her şeye alışır da sen beni alışmaya bile alışmak zorunda bıraktın. O kadar kolay değilmiş çünkü insan bazen en yakınından görmediği sevgiyi en uzağından, en uzağından görmediği nefreti en yakınından görürmüş. Sadece bununla kalmadın sana çıkan bütün kapıların anahtarlarını kırdın attın. Demek ki o köprüde düşmesi gereken kişi ben değilmişim. Yıllar sonra baktığımızda neleri feda ettiğini göremeyeceksin çünkü etmedin. Yıkılmasına saatler kalmış bir evi onarıyor gibiydim, bütün çabam boşa gidecekti. Ben gözyaşları içinde evin yıkılmasını izlerken o yük benim sırtımda kambur olacaktı. Senden önce açılan kapılarım vardı benim, sonra sen geldin hepsini bir bir kapattım. O kapattığım her kapının altında kaldım, her defasında biraz daha yerin altına gömüldüm. O bela gece yarısı seni bulup hesap sormak istediğinde artık her şey bitmiş olacak, sen diye bir şey olmayacak. İşte o zaman anlayacaksın geç kalmaktan büyük günah olmadığını.


Toplam Ziyaret Sayısı: 225

+8

2 Yorum

Bir Cevap Yazın