Denemeler

Sosyal Maske Ağı

Labirent ne demek bilir misiniz?
Kısaca özetlemek gerekirse; çıkış yeri çok zor bulunabilecek bir yapı veyahut da içinden çıkılması olanaksız durum.
Sizce de hayatlarımız bir dolambaç döngüsü halinde ilerlemeye devam etmiyor mu?
Artık evden çıkmadan önce kıyafetlerimize uygun aksesuar yerine; maske arar olduk…
Hani satılan bir yer olsa ve kim olduğumuz konusunda bize yol gösterse hiç düşünmeden üretim çılgınlığına dâhil ederiz.
Çünkü tam anlamı ile yıllarca cüzdanlarımızda taşıma alışkanlığı haline getirmiş olduğumuz kimliklerimizi yitirmiş durumdayız.
İsmimiz ve birkaç bildiğimiz soy bilgisinden ayrı, hatırlamakta güçlük çektiğimiz özlüğümüzü tam olarak nerede ve ne zaman kaybettik hiçbir fikrimiz yok.
Aramak istiyor muyuz?
İstiyorsak eğer; nereden başlamamız gerekiyor, orası apayrı bir muamma.
“Nabza göre şerbet” durumuna bambaşka bir boyut kazandırdık.
Günümüz, tam anlamı ile “nabza göre maske” halini aldı.
Hele ki bunu rahatlıkla sergilediğimiz alan; şuan zamanımızın büyük bir kısmını ele geçirmişken.
Sosyal medya ağından bahsediyorum.
Evde o üzerimizde rengârenk desenli pijamalarız içerisinde kurduğumuz hayalleri yaşıyormuş gibi fırsatlar sunan, yorganın altında sessiz sedasız ağlarken mutluluk storylerini rahatlıkla paylaştığımız o ağdan.
Aynı bedende, birbirinden farklı onlarca kişiliği sergileyebildiğimiz sicim.
İpin ucunu kaçırmış bulunmaktayız; ara ki bulasınız.
Çünkü yüzümüze geçirdiğimiz sahte maskeler altında yatan gerçekliğe erişmek artık hiç kolay değil.
Yalanları bir örgü halinde, şişlere itina ile ilmiklemiş durumdayız.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali…
Hani bazen öyle daralıp “ben kimim” sorusunun cevaplarını aramaya çalıştığımız anlarda; kendi kendimize attığımız tokatları fark edip, tekrardan kapatıyoruz ruhlarımızın kapılarını.
Çünkü korkuyoruz.
Olduğumuz kişinin, olmak istediğimiz kişiden çok farklı olmasından.
Yüzleşmekten korkuyoruz.
İlmik ilmik ördüğümüz örgünün ufacık bir boşlukta çözülmesinden.

Yıkmak kolaydır, peki onarmak?
Aslında bilirsiniz gittiğiniz yolun sonu doğru değildir, fakat gidişat güzergâh ışıkları gözlerinizi öyle bir kamaştırır ki, merakınıza yenik düşersiniz.
Belki?
Belki dersiniz yok mudur buralardan kestirme bir çıkış.
Ah, bu belkiler, sonu gelmeyen acabalar?
Cevaplarını bildiğimiz halde, manasızca girdiğimiz arayışlar.
İşte artık en önemli eşyamız haline gelen maskelerimizin altında yatan o bakınca insani ama içine girince korkutan gelgitler.
Kesin olarak bilip de, bilmezden gelmek istediğimiz tek şey; duymak ve görmek istediklerimiz.
Sahte isimler, belirsiz rumuzlar, bambaşka fotoğraflar…
Kısacası çeşit çeşit maskeler.
Hiç bir şey göründüğü kadar çekici değil biliyoruz.
Hiçbirimiz, sosyal sayfamıza yüklediğimiz kadar güzel, paylaştıklarımız kadar mutlu değiliz ne yazık ki…
Peki, ne zaman farkına varacağız?
Ruhlarımızı pazarlıyoruz adeta,
Kime ait olduğunu bilmediğimiz bedenleri sunuyoruz gözler önüne.
Kimiz biz?
Sizler kimsiniz?
Görünen her şey o kadar sahte ki…
Peki, bizler hangi gerçeğe tutunacağız?

Toplam Ziyaret Sayısı: 96

Emel Bulut

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: