• Denemeler

    An’da kal!

    Bahara kavuşmayı sabırsızlıkla beklerken, sayılı günlerin çabucak geçmesi umuduna kaptırıveriyorum kendimi. ”Alışmak” sahi ne garip bir huy değil mi? Böyle havadan nem kapar gibi en küçük rastlantılara bile bir anda kaptırıveriyoruz kalbimizi. Amma velakin onun da bir şartı var “önce isteyeceksin sonra seveceksin” diyor fabrika ayarlarımız. Mesela ben kışa alışamam ama koyun önüme ilk olan baharı, bakın görün nasıl alışıyorum. Veyahut bir insan… Eğer dokunduysa kalbimin akordiyon tuşlarına, bir bakmışım kaptırıp gidiyorum onunla. Çocukluğuma döndüren bir nefesi, mutluluğuma açtığı kucağı, hüznüme uzattığı bir omzu varsa alıyorum onu kalbimin ‘dokunulmazlar müzesine’ saklıyorum. Kim ne derse desin, benim için mühim olan, onun söyledikleri, onun ne hissettiği oluyor. Mesela dinlediğim bir şarkıyı beğendiyse,…

  • Denemeler

    Vazgeçmek ve Vedalar

    Biraz farklılık yapıp temamız “Vazgeçme ve Vedalar”’a ilk yaptığımız çekilişte dağıttığımız kitabımız Düşerken’den minik bir pasajla başlamak istiyorum.   “ Bir şansım daha olsun isterdim, dilediğimde geri dönebileceğim huzurlu bir yer mesela. Bir ağacın altı olabilir; serin gölgesi çocuk bağırışlarıyla dolup taşan. Yaptığı çorbanın kokusunu özlediğim, eli maharetli bir akraba evi de olur; yazları gidilen o ahşap ve kerpiç kokulu köy evi. Herkesin sahip olduğu şeyler değil mi bunlar? Yazları hep bir yerlere gitmez miydi insanlar? Her şeyden uzaklaşmak iyi gelmez miydi? “ Kimi zaman bizim de kurduğumuz kaçmak istediğimiz düşünceler, arkamızda bıraktığımız hayata veda ederek. Veda hangisi olursa olsun, vedalar da elvedalar da peşinden vazgeçişleri peşinden getirir. Bir şeylerden…