Denemeler,  Sanat Menü

“Tüm Zamanların En Büyük Caz Piyanisti” Bill Evans

Sizlere yeni keşfettiğim ve dinlemekten kendimi alamadığım birini tanıtacağım. Bu tür müzikleri daha önce dinlemezdim. Her tür müzik dinlerdim ama caz ve klasik müzik dinlemezdim. Sevmediğimden değil tabiki. Sadece karşıma çıkmadı ve bu müzik dünyasına girme şansım olmadı. Öncelikle nereden keşfettiğimden bahsetmek istiyorum. Yeni bir şarkı keşfetmelerin en güzeli kitapların içinde geçenleridir. Her zaman daha kıymetli gelir bana. Orada karşıma çıkan müziği defalarca dinleyip o kitabı bitiririm. Haruki Murakami’nin İmkansızın Şarkısı adlı kitabında geçiyordu Bill Evans – Waltz For Debby. Okuduğum kitapla bütünleşen bu eserin sahibinin daha birçok eserini dinledim. Farklı sanatçılar keşfettim. İyice sardım bu müziklere. Hayatını merak edip okuduğum Bill Evans’ı ve parçalarını sizlere de tanıtmak, bu güzel eserden sizlerinde faydalanmanızı sağlamak istedim. William John “Bill” Evans (1929 – 1980) New Jersey Amerika’da doğdu. Babasının alkol, kumar ve şiddet uygulama gibi sorunları vardı. Çocukluk dönemini zor geçiren Evans, kardeşleriyle daha da yakınlaştı. Abisinin piyano dersi almaya başlamasıyla piyanoyla tanışan Evans, piyano, flüt ve keman dersleri almaya başladı. Bu dönemler Evans’ın geleceği için çok önemlidir. 13 yaşında ilk defa orkestrayla çaldı. Dans partileri ve düğün gibi yerlerde piyano çalmaya başladı. Üniversitede flüt ve piyano üzerine eğitimler aldı ve ilk eserini bu dönemde ortaya çıkardı. Okul yıllarında gitarist Mundell Lowe ve basçı Red Mitchell ile tanışıp üçlü bir grup kurdular. Evans, ilerleyen zamanlarda Fields Orkestrası’nda çalmaya başladı. Askerlik yıllarında Evans, ciddi bunlaımlara girdi. Piyanodan uzak kalmak onun için hiç iyi olmadı. Piyano çalma tekniği hakkında şüpheye düştü. Bu bunalımların sonucunda yavaş yavaş uyuşturucu bataklığına sürüklendi. Sizlere bahsettiğim “Waltz For Debby” bu dönemde ortaya çıktı. Bu bilgileri okuduğumda o çok sevdiğim eserin böyle kötü bir dönemde ortaya çıkmış olması beni daha da etkiledi. Çünkü eserde ben ne acı ne hüzün hissettim. Tek hissettiğim içimi rahatlatan bir müzikti. Ancak yazıldığı dönem o kadar kötü bir dönem ki eseri en baştan defalarca dinledim. Bill Evans’ın hayatı  her zaman gel gitlerle, inip çıkmalarla dolu olmuştur. Zaman zaman çok iyi şeyler başarmış kimi zaman eve kapanıp bunalıma girmiş. Geçirdiği bu zor zamanın sonunda yine başarıya ulaşmayı başarmış Evans. Birkaç yıl eve kapandıktan sonra yeni insanlarla tanışıp ilk albümü olan “New Jazz Conceptions”u yayınlar. 1959’un ortalarında kurduğu yeni bir üçlüyle caz tarihinin en ünlü piyano triolarından biri olmayı başardı. Bu dönemde de konserler, albümler derken oldukça verimli yıllar geçirdi. Ancak Evans’ın hayatı yeniden inişe geçti ve kurduğu üçlü grubundan en yakın arkadaşı olan Scott LaFaro bir konser çıkışı araba kazasında hayatını kaybetti. Bu olumsuz gelişme Evans’ın tamamen çökmesine neden oldu. Tekrarlayan bir süreç haline gelen eve kapanmayı bu dönemde de yaşadı Evans. Birkaç ay kimselerle konuşmadı ve piyonaya dokunmadı. Arkadaşının ısrarıyla hayata yeniden dönmeyi başaran Evans, piyonaya kavuştu ve yeni albümler çıkarmaya başladı. 1970’lerde yepyeni, birbirinden farklı birçok çalışmalara imza attı. Bir yandan eroin bağımlılığıyla boğuşurken bir yandan albümlerini çıkarmaya devam etti. En mutlu olduğu yer olan piyanosunu bu dönemde hiç bırakmadı. Belkide bu bağımlılık belasından piyano sayesinde kurtulmaya çalıştı. Bill Evans, 1979’da aşkla tanıştı. Lourie Verchomin ile tanıştı ve güzel bir ilişkiye başladı. Aşkı da bulmuş olan Evans, bu dönemde hem başarılı hem de çok mutluydu. Yaşadığı bu mutluluk çok da uzun sürmedi. Evans’ın hayatı doyasıya mutlu olmasına izin vermedi. Kardeşi Harry rahatsızlandı ve şizofreni teşhisi konuldu. Evans’ın hayatı bu gelişmeyle yeniden allak bullak oldu. Bu yıllarda kardeşi Harry için yazdığı ve onun adını taşıyan bir eserin de bulunduğu “We Will Meet Again” adlı albümü yayınladı. Yaşadığı bunca bunalım ona ağır geldi. Bu sefer kokaine de başladı. Ufak dozlarla başlayan bu bağımlılık gittikçe arttı ve Evans’ın hayatını kaybetmesine yol açtı. Arkadaşı Gene Lewis, Bill Evans’ın hayatını “tarihin en uzun süren intiharı” olarak tanımladı. Evans’ın hayatını okuduktan sonra hayatının ne kadar engebeli geçtiğini ama bir şekilde üstesinden gelip caz tarihine çok önemli işler bıraktığını fark ettim. Yaşadığı onca travma sonrası girdiği bunalımlardan her zaman çıkmayı başarıp güzel eserler çıkardı ortaya. Ancak kendisine yaptığı en büyük kötülük her bunalımında pes edip kendini uyuşturucu maddelere vermesi olmuştur. Kolay pes edip kendini zehirleyen Evans, hayatını yine bu bağımlılıklar sonucu kaybetti.  
Toplam Ziyaret Sayısı: 184
+8
Rana Büyüktaş

Gazi Üniversitesi'nde Gazetecilik okuyorum. Eğlenceli, hoş vakit geçireceğiniz röportaj ve haberler yazmaktan sorumluyum. Ruhumu dinlendirecek müzikler vazgeçilmezimdir.

Bir Cevap Yazın