Yanıldığım şeyler ve mavi gökyüzü

Kum tanelerinin ayakların altında ezildiği, pencerelerin kuş seslerini içeri taşıdığı, perilerin kanatlarından esiyormuş gibi tatlı ve huzur veren meltem yok burada!

Burada güzel şeyler bir masanın önünde karşılıklı iki kişinin oturmasıyla başlar. Önlerine birer bardak bırakılır, çay kaşığı belki de birisinin kullanmadığı iki küp şeker eşlik eder. Birbirlerinden kaçarı bakışları, tereddütün fısıldadığı ezgiyle dans eder. Güzel şeyler bir bardağın içine hapsedilir ve o masadan o gün özgür kalkılır. Yahut cam duvarlara müebbet…

Kapıdan giriyoruz. Bir masanın önünde iki kişi oturuyor, ikisinin de elleri masanın altında. Karınlarını bir neşterle çizseler içlerinden birbirlerine karşı durdurulamaz nefret akacak. Akıllarının içinde  bir veda hazırlanıyor, bu yüzden sakinler. Belki de sandıkları kadar kötü değil her şey… Yüzlerinden başka bir şey okunmuyor ikisinin de. Masa boş. Burada her şey masa başında başlıyor; bir güzelliği armağan eden, bir güzelliği yok ediyor. Masalar yan yana, biz karşı karşıyayız.

Masaların başına, kendi karamsarlığıyla dünyayı boğan, her gün doğan güneşe bile karalar yakıştıranların davet edilmediği de gerçek. Davet edilse bile bunun işe yarar bir şey olmadığını bildiği için günlerini sırtını denize dönmüş bir bankta oturarak geçiren, hayatın “artık sen nefes alabilirsin! İşte sana mavi gökyüzü, gözünü aç!” demesini bekleyenler var. Güzel şeyler burada yerini beklemeye bırakıyor. Güzel şeyler, olmayacağını bildiğin şeyleri bile umut etmekle başlıyor.

Tüm acılara ve tüm sevinçlere rağmen başka kapıların davetiyle oturduğumuz yerden uzaklaşıyoruz. Şahit olduğumuz vedalar bizim de bir gün aynı hikâyenin içinde olacağımızı hatırlatıyor. Belki bir şeyi değiştirmiyor bu ama masanın karşısında daha sıkı sarıldığımız avuçları hatırlatıyor. Kimi zaman bir başımıza eğilip girdiğimiz kapıdan dimdik omuzlar ve mağrur bir neşeyle iki kişi çıkıyoruz. Masanın üzerine bıraktığımız bahşiş  bazı yüzleri daha çok güldürüyor. Bize armağan edilen neşe bardağa sığmıyor. Herkesten daha mutluyuz, herkesten daha özgür.

Bir Cevap Yazın