Kızıl Tutamlar

Kapa gözlerini, hayal et. Ay ışığında, tenha bir sokaktasın. Güz bastırmış, üşümeye başlamışsın. Soğuk hava ciğerlerine doldukça hayatını sorgulamışsın.

Olmak istediğin insan mısın? Hayallerindeki sen nasılsın? Bu yolun sonuna varsan ve bir ışık yaksan nasıl bir senle karşılaşırsın? Dökülür mü ağacın yaprakları gibi düşlerin yoksa yeşerir mi güzün soğuğuna inat? Dinle kendini, düşüncelerini erteleme. Kızıl perçemlerinle gözlerini kapatıp hayata küsme, istediklerini yüksek sesle söyle. Söyle ki duysun evren sesini. En önemlisi duyur kendine nasıl biri olmak istediğini. İlerle küçük adımlarla da olsa, düşmek bile daha iyidir bazen yerinde saymaktansa. Emin ol ağacın yaprakları gibi düşecek bir gün yara kabukların. İyileşeceksin, yeşereceksin hatta belki yeniden. O gün anlayacaksın, karanlık elbet çıkar aydınlığa ve güz yerini mutlaka bırakır yaza.

Ya hiç girmeseydin o sokağa? Bu kadar yaklaşabilir miydin kendine? Düşündün mü hiç? Hala şansın varken sorgula. Ağacının yapraklarını dökmesi sorun değil, sen yine de onu sula. Bir gün illa ki meyve verecektir sana. Yara izlerine bakıp da ağlama ve kızıl perçemlerinle onları kapama. Unutma, onlar anlatacak neler başardığını ve nasıl güçlü olduğunu insanlara.

Lütfen geç olmadan kendini hatırla ve doğanın bu savaşından mağlup ayrılma.

Eses

Bir Cevap Yazın