<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>serbest arşivleri - Geceyim</title>
	<atom:link href="https://www.geceyim.com/tag/serbest/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.geceyim.com/tag/serbest/</link>
	<description>Sarılın Herhangi Bir Şeye</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Aug 2021 20:45:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-onesignalpush.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>serbest arşivleri - Geceyim</title>
	<link>https://www.geceyim.com/tag/serbest/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">130787247</site>	<item>
		<title>Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</title>
		<link>https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Furkan Dilekci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 20:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat Menü]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Attilaİlhan]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<category><![CDATA[izbırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sendeyaz]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[tevfikfikret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5764</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki*, Mavinin bir tonundan ayırt edemediğim gözlerini sessizliğime armağan etmekte, haykırmakta seni, okumakta tüm şiirleri, susmakta yüzüme tüm yalnızlığı. Suskun, kimsesiz, yalnız ve mağrur ümitlerim, kayıp suretim ve aşk, niceleri, saymadıklarım&#8230; Hani şu elimden kaçan balonum, yere düşen pamuk şekerim, kırılan oyuncağım, eskimiş anne kazağı, bir de şey: gece &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/"> <span class="screen-reader-text">Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/">Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki*,</p>
<p>Mavinin bir tonundan ayırt edemediğim gözlerini sessizliğime armağan etmekte, haykırmakta seni,</p>
<p>okumakta tüm şiirleri, susmakta yüzüme tüm yalnızlığı.</p>
<p>Suskun, kimsesiz, yalnız ve mağrur ümitlerim, kayıp suretim ve aşk, niceleri, saymadıklarım&#8230;</p>
<p>Hani şu elimden kaçan balonum, yere düşen pamuk şekerim, kırılan oyuncağım, eskimiş anne kazağı,</p>
<p>bir de şey: gece</p>
<p>Ama zifiri karanlık, sönük yıldızlardan yoksun biçimde, öylece karşımda raksa tutulmuş gece.</p>
<p>Hepsi ümitlerimin bir çocuğuydu ve hepsine aşıktım, bağnaz biçimde ve bir Yahudi zalimliğinde&#8230;</p>
<p>Lakin yitirdim bir poker masasında servet misali, şeşbeş gelen bir zarda, hem de bir seferde, tüm șansımla.</p>
<p>Kıraç topraklardan topladım umutları, zemheri kapımda kedi misali pineklerken, temmuz içimde sıcağı ile meşke koyulmuşken.</p>
<p>Eski Aramice kitaplarda okudum kendimi, Felemenkçe bir metnin son noktasında rastladım sinemaskop yalnızlığıma ve ağlayarak okuduğum şiirlerin şairini kendim olduğunu fark ettim.</p>
<p>Annemin sıcak göğsüne sığındım şiir üflerken samandan kağıtlara ve annemin çilekeş tarafını nokta bildim cümlelerimin sonunda</p>
<p>Sonra annesi olmayan birini düşündüm, çocuğu, babası olmayanı da tabi, sevgilisi, eşi, işi, parası&#8230;</p>
<p>En çok da hayalleri olmayan birine bir kadeh daha fazla içtim.</p>
<p>Bir küfür fazla savurdum yüreğimi değil de yüreğimdeki hayalleri çalana,</p>
<p>Bir değil iki kere âşık oldum Habîbe, bir değil bin kez geçtim şu sırat köprüsünden,</p>
<p>Bir, iki, üç, dört derken yaşım oldu yirmi iki ve bir kez değil ahir ömürde insan birden fazla ölüyor&#8230;</p>
<p>Sonra yara yeniden örüldü dilimize, sonra yeniden aşık oldum yaz yüzlü kızlara, sonra yeniden gece oldu, demlendim sessizliğin sedasında, unuttum sevmeyi, türküler bitti, o kitap artık rafa kalktı, o son söz söylendi, kalp kırıldı bir kere.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki, tutuldum ayın on dördüne; çirkef ve berduş başımla.</p>
<p>Üstümde afili bir ceket var ki, örter sandım uykulu yalnızlığımı, saçlarımı değil de sana olan duygularımı taradım, peygamber kokuları çalındım gerdanlığıma, mücahit sakallarımı kestim sırf dolunaya olan aşkımdan.</p>
<p>En saf halimle, çocukça, masumca kıskandım yıldızları sırf dolunaya yakınlar diye, şarap mahzenlerine sığındım, Kabbani ruhuna soyundum, gelmedi aklıma kumdan bir kale yapmak, gelmedi Arakan’da bir gecenin sabahı, gelmedi güneşin hüküm sürdüğü bir sabah ve gelmedi bir şarkının sonu.</p>
<p>Şiir yazmaya niyet ettim bilmediğim kelimelerle, şarkı söyledim ama sessiz, içimden, dans ettim kimse görmeden, erik çaldım ağaçlardan, Bir de şey borç aldım hayattan: yaşamak adına.</p>
<p>Bana kalırsa ‘utanç’ bu çağda ortaya çıkan bir hissiyat</p>
<p>Bana kalırsa tüm insanlar yalnız, tanrı da buna dahil ve bana kalırsa kadınlar öldürülmeden de sevilebilir.</p>
<p>Bana kalırsa bu dünya yeşerir, çiçek açar meyve verir, tanrı utanır ve bana kalırsa her şey: sevilen seveni üzmez.</p>
<p>Keşke bana kalsa her şey</p>
<p>Sırf iyi yüzleri ile değil, kötü kalpleri ile razıyım bana kalanlara.</p>
<p>Sonra yeniden ezberledim yaraları, yarınları, geceden, dünden arta kalan acıları, abaküs ile saymaya kalktım mesela: dudaklarıma gebe kalmış tütünün sayısını , ölümün vadesini, geleceğin günü&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki, sarı benizli hatıraları siliyorum zihnimden.</p>
<p>Köhnemiş rüyalara mahkum olmuş veyahut barbarlar tarafından soyulan o hayallerimi, sırf kadın teni arayan tenimi ikna etmek için.</p>
<p>Siliyorum hatıraları, hem de kokulu silgim, inatçı ruhum ve bir daha kazanamayacağımı bildiğim hatıralar ile&#8230;</p>
<p>Şimdi çevremi saran kırkbatıran çiçekleri pek bir manasız, pek bi lüzumsuz dilimizdeki o söz, mert değil namert gelecek çağın duyguları ve bu günün insanı namümkün olan her şeyde ısrarcı.</p>
<p>Öğretmedi babam bir kalbin içinde kadın nasıl taşınır, öğretmedi ağladığım gecelerde göz yaşlarımı nasıl sileceğimi ve babam öğretmedi bana dünyanın zalimliğini.</p>
<p>Şimdi yüreğimin gemileri ilelebet kalacağı limandan ziyade bir pansiyonluk rıhtımları tercih edişi yıkılışımın heykeli demek son nutkum&#8230;</p>
<p>Sonuna geldiğimiz filmi başa sarıp sarıp izlemek, o son vapuru kaçırmak, martıların Üsküdar’da olmayışı, ayazında öldüğümüz Balkan harbi ya da şey mesela şu bir türlü çıkamadığımız dünya turu&#8230;</p>
<p>Bunların hepsi son nutkumuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki,</p>
<p>Kerahet vaktinin iki bilinmeyenli denkleminde bir hikaye üflüyor ruhumun derinliklerine, ezberliyorum günahlarımı, yeniden sayıyorum işlediğim cinayetleri&#8230;</p>
<p>Bakın ben bir çok hamaratımın yanında narsist bir tüccar, şaibeli bir servet baronuyumdur.</p>
<p>İblis ile kara para aklar, ruhsuz şeytanlar ile iş tutarım.</p>
<p>Bir çoğu devlet arşivlerinde yazmaz ama, kayıt altındadır Tanrının defterinde.</p>
<p>Kötü kalpli insanları pek bir sever, yolsuz bezirganlar ile iyi anlaştığım doğrudur.</p>
<p>Son senedi yırtıp atar, vadesi gelmiş bonoları yakarım, parayı insandan çok sevdiğim basıldı gazetelerde.</p>
<p>Sırf bu kötü amelleri çok iyi ezberledim. Aksini yapıp ahmakça cennete erken rezervasyon alacağımı düşündüğüm için.</p>
<p>Bu çağın fiyakalı fantazmalarını saymak pek haddime değil ama bildiğim bir iki şey var ki demeden geçmem.</p>
<p>Bir; posta pulları ile duvarı kaplamak ve kanvasa dadanmak</p>
<p>İki; enstrümantal hayatı tercih edip şu üflemeli enstrümanları kullanmak.</p>
<p>İşte tüm bu saydıklarım tütsü kokan bir çeşit şehvet, dede evinde yadigar dediğimiz bir nefret ve en önemlisi cemali olmadan taşımak zorunda olduğumuz iffet&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlıktaki dinginliğine ant olsun ki, bu çağının gökkuşağını yazdırdı yine.</p>
<p>Ant olsun gelmeyen sabahın namertliğine, ant olsun çekip giden kadınlara, yüz üstü bırakılan yetimlere.</p>
<p>Ant olsun ki yazacağım bildiğim gerçekleri.</p>
<p>Belki delilim yok ispatlamak için ama bir gün açıp okunursa şiirlerim en büyük delilin sahibi ben olacağım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Duhâ’2</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/29/profile_photo-190x190.jpg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Furkan Dilekci" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/furkandlkci/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Furkan Dilekci</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Asude bir zerafet eşliğinde şiirle mest olan, ulvi güzelliklere hasım, inatçı umutlara yoldaş, ikbali vuslat yolcusu ya da acılarıyla beslenen insan-ı kamil ruhu.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 1510</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/">Gecenin Karanlıktaki Dinginliğine Ant Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/gecenin-karanliktaki-dinginligine-ant-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5764</post-id>	</item>
		<item>
		<title>tuval, ressam ve köpek</title>
		<link>https://www.geceyim.com/tuval-ressam-ve-kopek/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/tuval-ressam-ve-kopek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Duman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 14:46:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hilalduman]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.geceyim.com/?p=5412</guid>

					<description><![CDATA[<p>kapkara bir tuvaldim rengârenk ve güzelsin. &#160; fırçanı doğrulttun, omzuma çiçeklerle öpücükler kondurdun. &#160; picasso değil ressam sensin. &#160; sesin bile gökyüzünü rengarenk boyar ressam değilsin de nesin söyle adam. &#160; ouroboros gibiyim kendimi seninle yeniden yarattım &#160; kapkaranlık tuvalden van gogh tablosuna dönüştüm &#160; güneşler ve dalgalar dalgalar ve bulutlar &#160; sesin ve heyecanım &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/tuval-ressam-ve-kopek/"> <span class="screen-reader-text">tuval, ressam ve köpek</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/tuval-ressam-ve-kopek/">tuval, ressam ve köpek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>kapkara bir tuvaldim</p>
<p>rengârenk ve güzelsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>fırçanı doğrulttun,</p>
<p>omzuma çiçeklerle öpücükler kondurdun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>picasso değil</p>
<p>ressam sensin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>sesin bile</p>
<p>gökyüzünü rengarenk boyar</p>
<p>ressam değilsin de nesin söyle adam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ouroboros gibiyim</p>
<p>kendimi seninle yeniden yarattım</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>kapkaranlık tuvalden</p>
<p>van gogh tablosuna dönüştüm</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>güneşler ve dalgalar</p>
<p>dalgalar ve bulutlar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>sesin ve heyecanım</p>
<p>bir yavru köpeğin mama görüp heyecanlanması kadar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>bunu yadırgama</p>
<p>kelimeler bir yağmurlu havada aksediyor</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ayrıca sokakta duran bir köpek var</p>
<p>gidip sarabilirim her an.</p>
<p><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/www.geceyim.com/wp-content/uploads/ultimatemember/9/profile_photo-190x190.jpeg?resize=100%2C100&#038;ssl=1" class="gravatar avatar avatar-100 um-avatar um-avatar-uploaded" width="100" height="100" alt="Hilal Duman" data-default="https://www.geceyim.com/wp-content/plugins/ultimate-member/assets/img/default_avatar.jpg" onerror="if ( ! this.getAttribute('data-load-error') ){ this.setAttribute('data-load-error', '1');this.setAttribute('src', this.getAttribute('data-default'));}" loading="lazy" data-recalc-dims="1" /></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.geceyim.com/author/hilal/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Hilal Duman</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Kahramanmaraş doğumlu, Yedi Güzel Adam sokaklarında büyümüş şair adayıyım.. 20 yaşımdayım, 40 senedir gökyüzüne ve şiire aşık gibiyim. Biraz İsmet Özel biraz da kendim gibiyim.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div><div class="saboxplugin-socials "><a title="Twitter" target="_blank" href="https://twitter.com/hilalduuman" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-twitter" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 512 512"><path fill="currentColor" d="M459.37 151.716c.325 4.548.325 9.097.325 13.645 0 138.72-105.583 298.558-298.558 298.558-59.452 0-114.68-17.219-161.137-47.106 8.447.974 16.568 1.299 25.34 1.299 49.055 0 94.213-16.568 130.274-44.832-46.132-.975-84.792-31.188-98.112-72.772 6.498.974 12.995 1.624 19.818 1.624 9.421 0 18.843-1.3 27.614-3.573-48.081-9.747-84.143-51.98-84.143-102.985v-1.299c13.969 7.797 30.214 12.67 47.431 13.319-28.264-18.843-46.781-51.005-46.781-87.391 0-19.492 5.197-37.36 14.294-52.954 51.655 63.675 129.3 105.258 216.365 109.807-1.624-7.797-2.599-15.918-2.599-24.04 0-57.828 46.782-104.934 104.934-104.934 30.213 0 57.502 12.67 76.67 33.137 23.715-4.548 46.456-13.32 66.599-25.34-7.798 24.366-24.366 44.833-46.132 57.827 21.117-2.273 41.584-8.122 60.426-16.243-14.292 20.791-32.161 39.308-52.628 54.253z"></path></svg></span></a><a title="Facebook" target="_blank" href="https://www.facebook.com/rhduman" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-facebook" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 264 512"><path fill="currentColor" d="M76.7 512V283H0v-91h76.7v-71.7C76.7 42.4 124.3 0 193.8 0c33.3 0 61.9 2.5 70.2 3.6V85h-48.2c-37.8 0-45.1 18-45.1 44.3V192H256l-11.7 91h-73.6v229"></path></svg></span></a><a title="Instagram" target="_blank" href="https://www.instagram.com/hilalduuman/" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-instagram" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 448 512"><path fill="currentColor" d="M224.1 141c-63.6 0-114.9 51.3-114.9 114.9s51.3 114.9 114.9 114.9S339 319.5 339 255.9 287.7 141 224.1 141zm0 189.6c-41.1 0-74.7-33.5-74.7-74.7s33.5-74.7 74.7-74.7 74.7 33.5 74.7 74.7-33.6 74.7-74.7 74.7zm146.4-194.3c0 14.9-12 26.8-26.8 26.8-14.9 0-26.8-12-26.8-26.8s12-26.8 26.8-26.8 26.8 12 26.8 26.8zm76.1 27.2c-1.7-35.9-9.9-67.7-36.2-93.9-26.2-26.2-58-34.4-93.9-36.2-37-2.1-147.9-2.1-184.9 0-35.8 1.7-67.6 9.9-93.9 36.1s-34.4 58-36.2 93.9c-2.1 37-2.1 147.9 0 184.9 1.7 35.9 9.9 67.7 36.2 93.9s58 34.4 93.9 36.2c37 2.1 147.9 2.1 184.9 0 35.9-1.7 67.7-9.9 93.9-36.2 26.2-26.2 34.4-58 36.2-93.9 2.1-37 2.1-147.8 0-184.8zM398.8 388c-7.8 19.6-22.9 34.7-42.6 42.6-29.5 11.7-99.5 9-132.1 9s-102.7 2.6-132.1-9c-19.6-7.8-34.7-22.9-42.6-42.6-11.7-29.5-9-99.5-9-132.1s-2.6-102.7 9-132.1c7.8-19.6 22.9-34.7 42.6-42.6 29.5-11.7 99.5-9 132.1-9s102.7-2.6 132.1 9c19.6 7.8 34.7 22.9 42.6 42.6 11.7 29.5 9 99.5 9 132.1s2.7 102.7-9 132.1z"></path></svg></span></a></div></div></div><br />
<div class="page_counter_label"><span class="page_counter_text" style="color:#000000;background:#FFFFFF;">Toplam Ziyaret Sayısı: 880</span></div></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/tuval-ressam-ve-kopek/">tuval, ressam ve köpek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/tuval-ressam-ve-kopek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5412</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanı</title>
		<link>https://www.geceyim.com/sani/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/sani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Geceyim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2019 13:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sizlerden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafayı üşütmemeliyim diye kendime telkin vermekten dilim damağım kurumuş o kocaman bardağı nasıl da tek yudumda bitirmiştim. Saçım başım dağınık. Şu hastane köşesi sana yakışmıyor Sedef demekten ileri gidemiyorum. Küçük kardeşimi yine o sokak aralarında ya hep ya hiç diye diye korumaya çalıştığı arkadaşlarının bizden bu kadar deyip eyvallahı çektikleri duvar kenarında buldum. Yaralı, yüzü &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/sani/"> <span class="screen-reader-text">Sanı</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/sani/">Sanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kafayı üşütmemeliyim diye kendime telkin vermekten dilim damağım kurumuş o kocaman bardağı nasıl da tek yudumda bitirmiştim. Saçım başım dağınık. Şu hastane köşesi sana yakışmıyor Sedef demekten ileri gidemiyorum. Küçük kardeşimi yine o sokak aralarında ya hep ya hiç diye diye korumaya çalıştığı arkadaşlarının bizden bu kadar deyip eyvallahı çektikleri duvar kenarında buldum. Yaralı, yüzü gözü kan ter içinde. Ben onu böyle toplamaktan değil, ben onu toplamayı hiç beceremedim de, ben onu kaybetme korkusundan bir gün firar edecektim. Yaklaşık bir saattir buradaydık ve sonunda taburcu olmuştu kardeşim. Çıkabiliyorduk. </p>



<p>Yavaşça ceketini giydirdiğimde bana sadece hayal kırıklığıyla bakıyordu. Çok küçüksün daha diyemedim. Yaşından büyük çocuk. Eve geldiğimizde ortalığın ne kadar dağınık olduğunu gördüm. Yetiştirmem gereken yazılar olduğunu, yarım bıraktığım insanların benim masa başına geçmemi beklediklerini gördüm. Öyle yorgundum ki. Kardeşim eliyle işaret edip odasına geçtiğinde, işte tam da şu an başlıyordu benim baş ağrım. Çünkü şu hayal gücüm bir baş ağrısından ama ne yazık ki bir şifa olmaktan da başka bir şey değildi. Odama gidip üstümü değiştirdiğimde aynanın karşısında bu kadar solgun bir beden görmek beni ürküttü. İnsan bazen kendinden bile çekinebiliyor, maalesef ki. Masanın başına oturduğumda ben, daldığım o boşluk bu kaçıncı dememle sona erdi. Bu kaçıncı, artık bırak. Artık bırak. Eğer o olmasaydı böyle bu kadar canımdan bir şeyler yazabilir miydim diye düşünmeyi bırakamıyorum. Yarına yetiştirmem gereken bir dünya, ben hala işte. Saçım başım dağınık. Anlasana. Olur ya hani konuşsan bitecek, şu ağrı bitecek ama anlatabileceğin hiçbir kelime kalmamış. </p>



<p>Sedef şu başını eğdin diye kış mı geldi, sen kendini ne sandın böyle demek öyle yorucu ki. Bir şarkı açtım. Bir mum yaktım. Elime aldığım kalemle bir şey karalarken ben hiç düşünmüyordum. Henüz kendimi acıtabilmiş, yazdığım karakter de beni öldürebilmiş değildi. Kahküllerim uzadığında beni anlayabilecek birileri olduğuna inanmam kadar masum değil, böyle aptal bir umut sadece. Saat yavaş yavaş ikiye yaklaştığında bitirmiştim. Son kez üstünden geçip dosyamın içine koymuştum. Rafa kaldırılmış bir hikaye daha. Bir yayınevinde sürekli yazan bir amatördüm. Aslında burada bir nevi grafiker gibi dergi kapaklarını, sayfaları tasarlayarak başlamıştım işe. Yazan herkes el yazısıyla yazar, biz de dergiye yazıyı bu şekilde koyardık. Ağır puntoların altında hissedebileceğim tek şey yorulan gözlerim olurdu. Her ne kadar sevsem de okumayı. Böyle başlamıştı işte benim küçük dünyam. Tüm bu çabam kendime sahip olabilmek adınaydı. Kendi hayatımın iplerini ellerime alırsam belki huzuru bulurum demiştim. Kendimi bulursam belki mutlu olmam ama o huzuru bulabilirim sanmıştım. </p>



<p>Sedef sustu, Sedef yuttu dedikleri için hayatta kalmam gerektiğini öyle acımasız bir şekilde öğrendim. Bir gece yarısı kan kusarken ettiğim yeminlerin altında kalmayacağım diye. Zorunda olduğun şeyler sana hep bir kez daha ağır diye. Bir ağrı kesici içtiğimde tek dilediğim biraz uykuydu. Sabah olduğunda güzel bir gün olacağına dair umudum yoktu ama yine de kalkabildiğim için şükrettim. Elimi yüzümü yıkayıp üstümü değiştirdiğimde saatin epey bir geç olduğunu gördüğümde kafamın içinde çoktan kırmızı alarmlar çalmaya başlamıştı. Birazcık hatrım olmasa gidebileceğim tek yer kapı kenarıydı ya, yine kendi kendime söylenmeye başlamıştım. Saçımı at kuyruğu yapıp, dosyalarımı da çantaya hızlıca koyarak çıkmıştım evden. Taksiye ayırabilecek bir durumum yoktu, ne yazık ki çok harcama yapmıştım bu ay. Otobüsün gelmesini bekledim o yüzden. Hiç değilse çok beklemedim diyordum bir direğe tutunduğumda. Sonunda indiğimde ise koşar adımlarla girmiştim binaya. Kendi yazımı editöre verdikten sonra her zaman yapmaktan keyif aldığım bir şekilde bu ay ki yayınlanacak olan yazıları okuyordum. Yarın dergi dağıtıma hazır olması gerektiği için tüm gün çalışmam gerekiyordu. Ama üzgün değildim. Bu benim dudaklarımı yeşerten nadir şeylerdendi. Saatler süren bir çalışmanın ardından her şey bittiğinde geriye sadece tatlı bir heyecan kalmıştı. Ertesi günü beklemek ve kendi dergini okuyabilmek güzeldi. Her zamanki gibi susmuştum. Akşam olduğunda ise kardeşimi dizlerime yatırmış düşünüyordum. Ya o olmasaydı, ya hiç görmeseydim ben onun o yüzünü, bilmeseydim kanayan avuçlarını ne olurdu? Neden gitti, neden gitti? Cevabını aradığım her yol elimde patladı işte. Koskoca altı ay geçmiş hala gözlerimin dolması bana reva. </p>



<p>Tanrım bu bana reva diye diye kapadım gözlerimi. Uyumayı düşündüm. Uyuyabilmeyi düşledim. Ne üzücü. Ertesi gün hızla ard arda çalınan zillerin sesiyle uyandığımda korkmuştum. Kardeşim hala odasında uyuyordu ve çok da derin bir uykusu vardı. Belli ki duymuyordu. Hızlıca kapıya koştuğumda her ay başı gazeteyle birlikte dergimi de getiren Osmana baktım. Çok heyecanlı olduğu belliydi. “Osman ne oldu? Ne bu hal?” diye sordum. Elinde dergim vardı bir tek fakat anlamıyordum. “Sedef abla o geldi. Sabah gördüm senin evin önünden geçerken. Sedef abla dönmüş Ali abi dönmüş.” Osman bunları söylediğinde kapıya tutunma ihtiyacı hissettim. Yutkunamadım. Anlamıyordum sanki her bir hücrem anlamamak için özel bir çaba sarfediyordu. Osman’I duyamıyordum. Kulağımdaki buğular, kalbim öyle hızlı atıyordu ki. Ağzımdan sadece “nasıl” sözcüğü dökülmüştü. O beş harflik kelime öylr zor çıkmıştı ki şu iki dudağımın arasından. “Seni arıyormuş. Sordu söylemedim yerini Sedef abla. Senin bileceğin iş.” dedi Osman. Onca yıl sonra beni nasıl bulmayı beklemişti. “Elinde dergin eski adresine gidiyordu. Dikkatli ol sen yine de olur mu?” dediğinde zorla gülümsemeye çalıştım. Teşekkür edip kapadığımda kapıyı dakikalar boyunca farkında olmadan tuttuğum nefesi bırakmıştım.</p>



<p> Hemen üstümü değiştirip çıktım evden. Ona öyle sinirliydim ki. Yavaş yavaş her şey yerli yerine oturduğunda öyle bir karmaşaya düşmüştüm ki. Koşa koşa gittiğim eski evimin kapısında buldum Aliyi. Öyle değişmişti ki, öyle titriyordu ki ellerim. Ona o kadar kırgındım ki. Beni gördüğünde gülümsemişti. Ben artık bu dudakları unutmaya başlamışken o bana gülümsemişti. Sıktığım dişlerimi sızlatıyordu bana. Yanıma geldi. “Sedef” dedi. Ben bu ismi duymaktan hiç bu kadar korkmamıştım. “Sedef ben geldim.” Ona bakamıyordum. Yüzüne bakamıyordum. Beni bir gece yarısı çekip gidip bıraktığında nasıl geceyi sabaha devirdim bunu mu anlatacaktım? “Nolur bir şey söyle. Sedef. Açıklayacağım her şeyi sana. Yeter ki bak şu yüzüme.” Başımı kaldırıp baktığımda titreyen çeneme gözlerini dikmişti. “Neden geldin?” diye sordum. Sesimin ne böyle titrediğini ne de böyle kısık çıktığını biliyorum. “Seni seviyorum ben. Her şeyi yoluna koymaya geldim. Seni de kardeşini de alıp gitmek ist-“ Sözünü onca yıl sonra ilk defa kopan hıçkırığım kesmişti. “Ali. Ben sanmıştım ki biz aynı kurşunla ölecek kadar seviyoruz birbirimizi. Ben sanmıştım ki böyle bitmez. Neden gittin? Neden gittin? Kendime sora sora kaç gece bitirdim ben Ali. Sen karşımdaydın. Sen. İnsan sevdiği için özür diler mi kendinden. Ne yazık. Ne yazık ki diledim ben her gece. Seni öyle büyük sevdim ki. Aşkın beni kör etmedi ama gözlerimi kararttı Ali.”verdiğim nefese kadar titriyordum şimdi. “ O kurşunda ölen tek kişi bendim değil mi?” güldüm. “Yandım. Söndüm, duruldum. Artık gelmesen de olur. Gelme Ali. Sen artık bana gelme.” Dedim. Arkamı döndüğümde artık hissettiğim hiçbir şeyin önemi yoktu. Biliyordum. Şu kurduğum iki kuruşluk hayatı mahvedip gidecekti. İnsanlar bağırıyordu. Bir el ateş duydum. Tanrım dedim. Tanrım lütfen düşündüğüm şey olmasın. O kadar zordu ki dönebilmek. Neyle karışalacağımı bilmeden üstelik. Yavaşça döndüğümde vurulan Aliyi gördüm. İnsanlar üstüme geliyordu. Sirenler çalıyor bir adam bağırıyordu, “İşte o kız, deli gibi bağırıp duruyor kendi kendine alın götürün bunu.” diye diye. Birileri kollarımdan tutuyor, götürülmesi gereken kişi Aliyken beni neden götürdüklerini anlayamıyordum. </p>



<p>Hastaneye gittiğimde doktora olan biteni anlattım. Yanlış kişiyi getirdiklerini. Herkes orada kimsenin olmadığını söylüyor sanki Aliyi görmezden geliyorlardı. “Bak Sedef. Kardeşine ulaştık. Daha önce de bir tanı konulmuş, tedaviyi başlatmışsın ama ilaçlarını içmemişsin. Oldukça ağırlaşmış durumda. Kontrol altına alabilmemiz için haplarını içmen gerekiyor. Sen şizofreni hastasısın Sedef. Ali gerçek değil. Osman gerçek değil. Kardeşinin söylemlerine göre o kapı eşiğine bırakılan dergilerle konuşuyormuşsun. Sandığın gibi Osman diye biri ile değil. Anlaması zor biliyorum ama bunların hepsi beyninin sana bir oyunu. Hiçbiri gerçek değil. Hiçbiri.” “Yutkunamıyordum. Ben bir hayali mi yaşamıştım yıllar boyunca? Kalbimdeki bu acı hiç var olmamış bir adama mıydı? O hiç gitmedi, o hiç gelmedi bile öyle mi?” Hala şaka diyecek diye bekliyorum. Bir eşek şakası olması için öyle dua ediyorum ki. “Sen hastasın. Hiçbiri gerçek değil. Üzgünüm Sedef.” Benim yalan küçük dünyam. Koca bir rüya.<br><br><br>Gündüz </p>



<p> Geceyim ailesi olarak Gündüz’e, yazısını bizlerle ve siz okuyucularla paylaştığı için teşekkür eder çalışmalarının devamı dileriz <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/sani/">Sanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/sani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2971</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yukarı Bak</title>
		<link>https://www.geceyim.com/yukari-bak/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/yukari-bak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tarık Tan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 07:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[tarıktan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sabah uyandığımda, her şeyin çok güzel olabileceği umuduyla derin bir nefes aldım. Kollarımı gökyüzüne doğru gerdim. Yolunda gitmeyen bütün aksiliklere rağmen, yaşama tutkuma şükrettim. Bence insan, fırsat buldukça şükretmeli, elinde olan birçok şey için. Teşekkür insanı rahatlatıyor. Aslında buna şey de diyebiliriz; elinde olan bir negatife, üç pozitifi çağırmak. Mesela hiç beklediğim gibi gitmedi &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/yukari-bak/"> <span class="screen-reader-text">Yukarı Bak</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yukari-bak/">Yukarı Bak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sabah uyandığımda, her şeyin çok güzel olabileceği umuduyla derin bir nefes aldım. Kollarımı gökyüzüne doğru gerdim. Yolunda gitmeyen bütün aksiliklere rağmen, yaşama tutkuma şükrettim. Bence insan, fırsat buldukça şükretmeli, elinde olan birçok şey için. Teşekkür insanı rahatlatıyor. </p>



<p>Aslında buna şey de diyebiliriz; elinde olan bir negatife, üç pozitifi çağırmak. Mesela hiç beklediğim gibi gitmedi şu birkaç gün, buna üzülmek yerine, tuttum üç pozitifi elinden aldım, başucuma koydum. Ailem, dostlarım, adımlamak istediğim güzel hayâllerim.</p>



<p>Her gün yeni bir şans, hayat; bir şeyleri değiştirebilme fırsatını haftada yedi, yılda üç yüz altmış beş defa sunuyor. İnsan bu, yanlış yapar. Yanlışlar, doğrulara yaklaştırmak için bir yol haritası olursa, o zaman değişim daha kolay olur. Değişmek, bence insanın büyüdüğünün en büyük ispatı. Aman efendim, ruhumuz hâlâ 7 yaşında. Ona sakın dokunmayın da beynimizin birbirine dolaşmış kıvrımlarını şöyle biraz geliştirelim. </p>



<p>Peki nasıl? Aslında çok basitmiş. Ben de okuduğum bir kitaptan kaptım. Aldım koydum sizin önünüze. Robot gibi değil de insan gibi olursak. Rutin olanı, otomatik değil de insanmatik yaşarsak, her şey kolaylaşıyor.  Düğümler çözülüyor. Elimizde ki ipler kullanılmak üzere düzen almış bir yumak haline geliyor.</p>



<p>Yine kitapta şöyle bahsediyordu; dinç kalmanın zeka pratikliğiyle ve sürekli bir amaç uğruna harekete geçmekle mümkün olabileceği, aslında insanın yoluna hedefler koyarsa hem zinde kalacağı  hem de boşa düşüp ayrıntılara takılmayacağı. Benim aklıma yattı. Siz de bi süzgeçten geçirin de bakarsınız, size de uyar. Yaş alır ama yaşlanmazmışız. Bundan daha güzel bir şey bilmiyorum. Hele ki gençliğime sımsıkı tutunmuşken.</p>



<p>&#8220;Ellerinizin kırışıklığı, siz onlara hareketi unutturmadıkça, umrunuzda bile olmasın&#8221; diye ekliyordu. Her bir gün, içi mucize dolu, açılmamış mektup zarfları gibi. Üstelik sizden başka kimsenin okuyamayacağı kadar özel. Sadece sizin için. Kum saati akarken, her anımızı gerçekten hissederek yaşayabilmek, kendimizi bir kopilot gibi değil de yürüdüğümüz yolda bile, bacak kaslarımızın ve ayaklarımızın, ritmik bir şekilde adımlamasına şükrederek yürüsek, sanki o zaman yol, altımızdan bir yürüyen merdiven gibi kayıp gider. Uzaklar yakın oluverir birden.</p>



<p>Bakın gördünüz mü? Her gün yaptığımız şeylerin farkına varmak bile açılmayan çoğu kapıyı açıyor içimizde.  Sevdiğim bir yazar şöyle diyordu &#8220;İnsan umudu yakmazsa yolu tıkanır, içindeki ışığı hiç kapatmayacaksın. Karanlık da olsa o yanacak.&#8221; İşte biz, bir şeylerin farkına vardıkça, içimizdeki ışık hiç sönmeyecek, sönmesin de. En güzel olanı okuyalım, izleyelim, dinleyelim. Ne kadar pozitif beslersek ruh ve beden ikilisini, o kadar genç kalır. O kadar dinç olur.</p>



<p>Yetmiş yaşına geldiğimizde merdivenleri koşarak çıkalım. Elli yıl öncesinde yaşadığımız anıları &#8216;gelecek şimdide&#8217; tane tane anlatalım. Meyvelerin, sebzelerin en tazesinden yiyelim. Tuzlu deniz havasını da yanık bozkır havasını da sağlıkla ciğerlerimize dolduralım. Sağlıklı koşalım çünkü biz koştukça yol açılıyor. Bu hafta sadece ruhumuzu değil bedenimizi de besleyelim dedim. Umarım iyi olmuştur .</p>



<p>Buraya, izlemeyenler veyahut tekrar izlemek isteyenler için, çizgi sinema serisinden &#8220;yukarı bak&#8221; filmini bırakıyorum. Severek izlediğim çok güzel bir çizgi sinemaydı. Umutlu, şükür dolu ve sağlıklı bir hafta diliyorum. Bahara geri sayımı başlattık. Yeniden, doğanın canlanmasına şahit olalım, umutla karşılayalım.<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f3c3.png" alt="🏃" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />&#x200d;<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/2642.png" alt="♂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f64f-1f3fb.png" alt="🙏🏻" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f33f.png" alt="🌿" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yukari-bak/">Yukarı Bak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/yukari-bak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2967</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ahuzar</title>
		<link>https://www.geceyim.com/ahuzar/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/ahuzar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Matem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Feb 2019 10:39:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2955</guid>

					<description><![CDATA[<p>birileri sana inansın istiyorsun. birileri bilsin çok yorgun olduğunu. daha fazla dayanamayacağını, canının acıdığını ve hatta geceler boyu ağladığını. birileri bilsin, çeksin kurtarsın seni içine düştüğün karanlık kuyudan. birileri duysun seni ve kısmasın vicdanının sesini. sağır olmasın kulakları, uzansın elleri. birileri bilsin diye sinip duvarın köşesine közlerin üzerinden yaktığını yazdıklarının. kimse bilmedi. kimse duymadı. kimse &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/ahuzar/"> <span class="screen-reader-text">Ahuzar</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/ahuzar/">Ahuzar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>birileri sana inansın istiyorsun. birileri bilsin çok yorgun olduğunu. daha fazla dayanamayacağını, canının acıdığını ve hatta geceler boyu ağladığını. birileri bilsin, çeksin kurtarsın seni içine düştüğün karanlık kuyudan. birileri duysun seni ve kısmasın vicdanının sesini. sağır olmasın kulakları, uzansın elleri. birileri bilsin diye sinip duvarın köşesine közlerin üzerinden yaktığını yazdıklarının. </p>



<p>kimse bilmedi. kimse duymadı. kimse inanmadı sana. hiçbir el uzanmadı yalnızlığına.</p>



<p>zamanla alışmışsın. bulanıklaştığı olmuş güzel günlerin. kış gelmiş. çok şey olmuş sana. sel basmış evini, depremler görmüşsün, fırtınalara göğüs germişsin tek başına. bazen kafanı kesmek istemişsin. üstelik artık köşene de çekilmişsin.</p>



<p>sen o kuyuyu ev bellemişsin, güneş nedir bilmemişsin. sen artık yardım bile istemezsin.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/ahuzar/">Ahuzar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/ahuzar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2955</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Labirent</title>
		<link>https://www.geceyim.com/labirent/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/labirent/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sami Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2019 13:36:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalındı mı gerçeklerimiz, nasıl kaybettik asıl kaybetmememiz gerekenleri? Kendi doğallığımızı, kendimize olan sevgimizi başkalarının gözlerine başkalarının ellerine tutsak ettik. Bizden çok bizi onların yaşamasına izin verdik, gördüğümüz reklamlar dizilerdeki kişileri hayatımızda biz de oynamaya başladık. Sabah uyandığımızda aynanın karşısına geçip ilk önce kendimizi sevdik ve mutlu olduk. Ama o kadar kısa bir andı ki sonrasında &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/labirent/"> <span class="screen-reader-text">Labirent</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/labirent/">Labirent</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çalındı mı gerçeklerimiz, nasıl kaybettik asıl kaybetmememiz gerekenleri? Kendi doğallığımızı, kendimize olan sevgimizi başkalarının gözlerine başkalarının ellerine tutsak ettik. Bizden çok bizi onların yaşamasına izin verdik, gördüğümüz reklamlar dizilerdeki kişileri hayatımızda biz de oynamaya başladık.</p>



<span id="more-2788"></span>



<p>Sabah uyandığımızda aynanın karşısına geçip ilk önce
kendimizi sevdik ve mutlu olduk. Ama o kadar kısa bir andı ki sonrasında kendi
kusurlarımızın peşine düştük. “Nedenlere? Ne yapmalılara?” boğduk kendimizi
bazı küçük kararlar bile aldık daha sonra hepsini boş verip devam etmeye
geçtik. Neyse ki bazı şeyleri istemsizce de doğru yaptık.</p>



<p>Sonraysa gün boyu sürüklenmeye öyle bir odaklandık, hayır
öyle bir güne odaklanamadık ki gece oldu yatağa girdik tıpkı dünkü gibi
yaşadık. Boş kendimizden uzak yaşadık.</p>



<p>Hızlıca hazırlayıp oturduğumuz sofralardan hızlıca kalktık.
Tanımadığımız insanlara zorla selam verdik, kimisine de selam vermek isteyip
bir şeylerden kaçınarak selam vermekten kaçtık.</p>



<p>Gülümsenmek neden bu kadar zor diye düşünürken biraz olsun
sorguladık hatta oraya bir tebessüm sıkıştırdık.</p>



<p>Yapmak istediğimiz onca şeyi durmadan erteledik,
gerçekleştirmek için kendi kendimize sebepler koştuk. Kendi mutluluğumuzu
kendimiz şartlar altına koştuk.</p>



<p>Sevdiğimiz, beğendiğimiz, ürktüğümüz, şaşırdığımız ne varsa
gizlemeyi öğrendik. Belki de onca şeyin hepsi öğretildi ancak biz de öğrenmeyi
seçtik.</p>



<p>Nifak tohumları ekip onlarla yaşamayı kabul ettik: endişe,
korku, hüzün. Onlarla yaşamak üstesinden gelmek, onları yanımızda tutmak zararı
engellemek sandık.</p>



<p>Onları bile yanımızda tutmadık ki sadece aramızdaki mesafeyi
koruyarak peşimizden gelmelerini sağladık. Belimize bir ip bağladık diğer ucuna
da onları.</p>



<p>Rastgele biz zamanda karşımıza çıkmasınlar diye yaptık, ipi
kesip önümüze bakamadık. Asıl yanımızda taşınması gereken sevgiyi saygıyı
özgürlüğü sevince denk gelipte karşımıza çıktığında da rastlaşamadık.</p>



<p>Kimilerimiz az biraz daha cesur oldu onları yanına almaya
cesaret etti. Ama ipi dolu diye asamadı bıraktı, ipten birini çıkarıp yerine
astı sonra bıraktığı karşısına çıkınca geri vazgeçti.</p>



<p>&nbsp;Ne çokta ipler
bağladık, tırtıl değiliz ki ipekten saralım kendimizi kelebek olmaya adayalım.
Biz sadece duvarlar ördük, duvarların labirentler oluşturmasını izledik. Bize
gelenin duvarları arasında kaybolmasını sağlarken, biz de kendi duvarlarımızın
arasında kaybolduk.</p>



<p>Hep bir özgüvenimiz vardı gerçi o duvarlardan kendimizi
kurtarabileceğimize dair en kötü o duvarları yıkardık çünkü biz ördük. Yıkmayı
da erteledik duvarlar biz olduk. Çıkacak yerimiz yok oldu eski girmeye
çalışanlar artık biz olmadığımız için&nbsp;
zaten girmiyordu. Bazen birkaç duvar yıkılınca mutlu olduğumuzu fark
edip daha da çabaladık ama işte bu seferde hepsini boş verip istemsizce yanlış
yaptık.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/labirent/">Labirent</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/labirent/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2788</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Leyl, Bu Sana</title>
		<link>https://www.geceyim.com/leyl-bu-sana/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/leyl-bu-sana/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Matem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2019 13:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2781</guid>

					<description><![CDATA[<p>leylâ, bu sana. öyle hüzünlü bakıyorsun ki etrafa, göğsüme yas doluyor.. gözlerinde kararsızlık baş gösteriyor, içim yanıyor. seni bir kenara çekip var gücümle ağlamak istiyorum sana. susuyorsun. gözün anılara dalıyor, gülümsüyorsun. boğuluyorsun.* çöküyorsun çocukluğunun soğuk kaldırım taşına ama ağlamıyorsun. yardım da istemiyorsun artık. büyümüşsün. saçlarını eskisi gibi örmemişsin, kırmızı balonun da yok elinde ama o &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/leyl-bu-sana/"> <span class="screen-reader-text">Leyl, Bu Sana</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/leyl-bu-sana/">Leyl, Bu Sana</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>leylâ, bu sana. </p>



<p>öyle hüzünlü bakıyorsun ki etrafa, göğsüme yas doluyor.. gözlerinde kararsızlık baş gösteriyor, içim yanıyor. seni bir kenara çekip var gücümle ağlamak istiyorum sana. susuyorsun. gözün anılara dalıyor, gülümsüyorsun. boğuluyorsun.* çöküyorsun çocukluğunun soğuk kaldırım taşına ama ağlamıyorsun. yardım da istemiyorsun artık. büyümüşsün. saçlarını eskisi gibi örmemişsin, kırmızı balonun da yok elinde ama o adam hâlâ kalbinde. omuzları hâlâ yükünde. çiçekleri, elinde. </p>



<p>leyl, sen hep biraz eksilmişsin. hayat bu. neyi çok istediysen, almış elinden. </p>



<p>bu sefer oldu demişsin, bu sefer yaptım. ben, artık başardım. aradan yıllar geçmiş. sevmeye kalkmışsın birini, sel basmış evini. sonrası fırtına ve büyük deprem. ama leyl, kaldın enkaz altında. kimse uzatmadı elini, sen de tutamadın kendini. çocukken de düşmüşsün caddenin en sevdiğin parkında, sonrası tenha. göğsünün orta yerine kadar, yara. sen hep biraz yâra. yapma leylâ, içindeki korkuyla kucaklamışsın küçük bir bebeği, sarıp sarmalamışsın. için merhamet yağmurları, gözlerin öfke.</p>



<p>hep böyle değil miydi, leyl?</p>



<p>büyümüşsün, büyütmüşsün. çok sevmişsin, hiç sevilmemişsin. leylâ, sen unutulacak bir kadın değilsin.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/leyl-bu-sana/">Leyl, Bu Sana</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/leyl-bu-sana/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2781</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaş Yirmi Beş</title>
		<link>https://www.geceyim.com/yas-yirmi-bes/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/yas-yirmi-bes/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Matem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 13:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2745</guid>

					<description><![CDATA[<p>yıllardır iliklerime kadar hissettiğim, geldiği için sevindiğim ama gitmesi için kendimle ağız burun savaştığım en büyük yasa değer yaş. acı sayılır mı, yara denir mi, anılır mıyım ilerde matem diye, bilinmez. içinde bulunduğum bu hissizlikten uzun zaman sonra, çok uzun zaman sonra ölümü hissettiğim için, içim için için acıyor. belki mezarımda çiçek bile açmayacak, güneş &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/yas-yirmi-bes/"> <span class="screen-reader-text">Yaş Yirmi Beş</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yas-yirmi-bes/">Yaş Yirmi Beş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>yıllardır iliklerime kadar hissettiğim, geldiği için sevindiğim ama gitmesi için kendimle ağız burun savaştığım en büyük yasa değer yaş. acı sayılır mı, yara denir mi, anılır mıyım ilerde matem diye, bilinmez.</p>



<p>içinde bulunduğum bu hissizlikten uzun zaman sonra, çok uzun zaman sonra ölümü hissettiğim için, içim için için acıyor. belki mezarımda çiçek bile açmayacak, güneş bile doğmayacak ve hatta mezar taşım hep kırık kalacak. bir adam elinde çiçeklerle gelmeyecek yanıma. kimse ağlamayacak benim arkamdan ve gülüşler eksik olmayacak. </p>



<p>birazdan saat on ikiye vuracak, büyüyeceğim. yaş, yirmi beş olacak. yas doğacak. en sancılı doğum, ölümüm olacak. </p>



<p>yaş<br>
yirmi<br>
beş.</p>



<p>yattığım yer, evim olmayan toprak ve ben toprağı sulanacak kadın değilim.</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/yas-yirmi-bes/">Yaş Yirmi Beş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/yas-yirmi-bes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2745</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Düğüm Düğüm Adımlar</title>
		<link>https://www.geceyim.com/dugum-dugum-adimlar/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/dugum-dugum-adimlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Afra Emre]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Dec 2018 13:46:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yağan karın örtmeye yetemeyeceği kadar kalabalıktı ayak izleri. Önceleri herkesi sevindiren, yeryüzüne düştüğü andan itibaren herkese bembeyaz hayaller kurduran kar; şimdi herkese zulmediyor. Ayaklar altında çamura dönen, tüm çatıları -ardından- sıra gözetmeksizin tüm sokakları beyaza boyayan kar, insanlığa tertemiz bir sayfa hediye eden kar&#8230;çamura dönüşen bu kar olamazdı. Kararsızlığın buz kestiren&#160;fenalığı, soğuk havada avuçların içine &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/dugum-dugum-adimlar/"> <span class="screen-reader-text">Düğüm Düğüm Adımlar</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/dugum-dugum-adimlar/">Düğüm Düğüm Adımlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yağan karın örtmeye yetemeyeceği kadar kalabalıktı ayak
izleri. Önceleri herkesi sevindiren, yeryüzüne düştüğü andan itibaren herkese
bembeyaz hayaller kurduran kar; şimdi herkese zulmediyor. Ayaklar altında
çamura dönen, tüm çatıları -ardından- sıra gözetmeksizin tüm sokakları beyaza
boyayan kar, insanlığa tertemiz bir sayfa hediye eden kar&#8230;çamura dönüşen bu kar
olamazdı. Kararsızlığın buz kestiren&nbsp;fenalığı, soğuk havada avuçların
içine biriken ılık su gibi olamadı hiçbir zaman.</p>



<p>Pencere kenarındayım, çatıları göremeyen dairemde sokakla
yek parça ruhum da karla kaplanmakta. Endişeliyim, ardından çamura dönmesi an
meselesi. Çamur ve is ve kalbim&#8230;manzaranın kırılganlığına daha fazla
bakamıyorum. Yapılacak tek şey var -her zaman vardır- perdeyi çekip kanepede
tek başına kalmak.&nbsp;</p>



<p>İsyan sancısı çekiyorum. Kurduğum cümleler ve benliğim,
vücudumu yaşanacak ısının altına çekiyor. Çam vitrinler, demir parmaklıklar,
hangi maddeden yapıldığı önemli olmayan nesneler başımın etrafında dönüyor,
mevsim dünyanın hiç bir yerinde değil; tam bu odanın içinde. </p>



<p>Ellerim masanın üzerinde sabit, dirseklerimden zor güç alıyorum, kollarım titrek. Ellerim boşluğa el sallıyor şimdi. Derken avuçlarımın&nbsp;içinde buluyorum başımı. Taşıyamıyorum. Çatı pervazları da buz sarkıtlarını. Sonunda sivrilip bir mızrak gibi kendini güneşe bırakan, çatıların kenarından sallanıp sokağa el sallayan, yaşama bu şekilde kafa tutmayı hatırlatan buz sarkıtları gibi başım. Sivriliyor kendi kendine bileniyor, daha fazla dayanamayıp masanın üzerine düşüveriyor avuçlarımdan. Yaşama bir anlam biçilecek, masadan öyle kalkacak bu baş. Yazı masası yahut idam sehpası, kalem kılıçtan keskindir!</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/dugum-dugum-adimlar/">Düğüm Düğüm Adımlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/dugum-dugum-adimlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2732</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Köprübaşı</title>
		<link>https://www.geceyim.com/koprubasi/</link>
					<comments>https://www.geceyim.com/koprubasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Afra Emre]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2018 11:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.geceyim.com/?p=2673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyelim ki köprüde trafik var, o zaman nereyi seçeceksin? Kendi yerimizi seçmekten&#160;aciziz, yaşayacak yerimiz hiç&#160;olmadı&#160;ki. Cümlelerin sonuna gelen nokta yerini virgüllere neden bırakmıyor? Belli ki köprüde trafik var, bugün de kendine yeni bir yer bulmalısın. Hadi sana bir ipucu vereyim; sonu noktalı virgülle başlayabilir. Sonrası uzun olmasa da olur, bir şey anlatsın yeter. Kuşlardan sıkıldım &#8230;</p>
<p class="read-more"> <a class="" href="https://www.geceyim.com/koprubasi/"> <span class="screen-reader-text">Köprübaşı</span> Devamı &#187;</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/koprubasi/">Köprübaşı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-drop-cap">Diyelim ki köprüde trafik var, o zaman nereyi seçeceksin? Kendi yerimizi seçmekten&nbsp;aciziz, yaşayacak yerimiz hiç&nbsp;olmadı&nbsp;ki. Cümlelerin sonuna gelen nokta yerini virgüllere neden bırakmıyor? Belli ki köprüde trafik var, bugün de kendine yeni bir yer bulmalısın. Hadi sana bir ipucu vereyim; sonu noktalı virgülle başlayabilir. Sonrası uzun olmasa da olur, bir şey anlatsın yeter. Kuşlardan sıkıldım ben onlardan bahsetmesin ama. Sakızlardan bahsetsin, ayaklarımızın altına yapışıp sokağın tüm kirini toplayan sakızlardan bahsediyorum. Küfür gibi ağızda çiğnenmiş, bekletilmiş, en sonunda nefretle tükürülmüş… Yada şeyden bahset; kağıtları buruşturup çöp kovasına basket atınca mutluluktan bir daha kağıt buruşturup çöp kovasına basket atıp mutlu olan ofis çalışanlarından. Ne de sıkıcı ama herkes orada olmak istiyor. Anlamıyorum ama keyifli görünüyor. Yani her akşam aynı saatte evde seni birinin bekliyor olması. Biliyor musun ben hiç evde bekleyeni olmayan ofis çalışanı görmedim. Herkesten çok mutsuz görünüyorlar ama şanslılar işte. Ya şeyden de bahsetsene, herkesin hevesle baktığı&nbsp;hayatlarda insanlar ne kadar mutlu?&nbsp;Kesinlikle bundan bahsetmelisin!</p>



<p>Devir daim süs havuzları da mutludur bence. Çatı kenarlarındaki su boruları da mutludur kesin. Sen ve ben? Değil miyiz? Devlerin şehrinde çikolata evimiz, güneş alan taraf karamelli fındık kreması sıvasıyla zor ayakta duruyor belki ama mutluyuz işte. Virgülden sonra kendimi ne kadar kandırabiliyorum denemek istiyorum, mutluyuz!</p>



<p>&#8220;Köprü kenarından aldın beni, mutlu mu olmalıyım bilmiyorum.&#8221;</p>
 <p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com/koprubasi/">Köprübaşı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.geceyim.com">Geceyim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.geceyim.com/koprubasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2673</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
