fbpx
  • Sizlerden Gelenler

    Yürümek

    Zaman hızla akıp gidiyor. Zaman ilerledikçe bir yerlere  yetişme telaşımız daha da artıyor. Her gün bir adım daha ilerlemelisin. Erken davranmalısın, hemen başlamalısın. Biri biterken başka bir şey başlamalı. Boş vakit yaratmıyor sana.    Kaybetmek diye bir şey kabul etmiyor. Bunu yok sayıyor. Her zaman düşünmelisin; kaygıların,  korkuların,  düşüncelerin… İşte düşüncelerimizin, kaygı ve korkularımızın ağır geldiği noktada şöyle bir dışarı çıkmak endişelerin ağırlığını hafifletmeyi, işleri bir süreliğine unutmayı sağlar. Dışarı çıkar, şöyle bir gezintiye çıkarız. Yürümeye başlarız. Yürümek erteleme özgürlüğü sunar. Yürümek kendine yeniden şekil vermek için imkan yaratmaktır. Bizi çıkmazlara iten düşüncelerimizden, ani eylemlerden, kazanmaktan ve sömürüden uzaklaşırız. Yürürken bir yerlere gidiyoruzdur, hareket halindeyizdir. Düzenli ve ritmik hareketlerimiz vardır, kalbimiz…

  • Sizlerden Gelenler

    O Kİ

    Karanlıkta,her kendimle kalışımda gelir aklıma. Nasıl anlatılır bilmem. O ki bazen babasının işten dönüşünü bekleyen çocuk ümidi, bazen bekleyeni kalmamış birinin ümitsizliği. Kimi zaman kar yağdığında sokaklarda yükselen çocuk sesleri, kimi zaman gidenin gerisinde bıraktığı geçmişin acı izleri. O ki karanlıktan kaçıp aydınlığa koşanların fikirleri! Hasan Anadolulu Geceyim ailesi olarak Hasan’a, yazısını bizlerle ve siz okuyucularla paylaştığı için teşekkür eder çalışmalarının devamı dileriz 🙂

  • Sizlerden Gelenler

    Sanı

    Kafayı üşütmemeliyim diye kendime telkin vermekten dilim damağım kurumuş o kocaman bardağı nasıl da tek yudumda bitirmiştim. Saçım başım dağınık. Şu hastane köşesi sana yakışmıyor Sedef demekten ileri gidemiyorum. Küçük kardeşimi yine o sokak aralarında ya hep ya hiç diye diye korumaya çalıştığı arkadaşlarının bizden bu kadar deyip eyvallahı çektikleri duvar kenarında buldum. Yaralı, yüzü gözü kan ter içinde. Ben onu böyle toplamaktan değil, ben onu toplamayı hiç beceremedim de, ben onu kaybetme korkusundan bir gün firar edecektim. Yaklaşık bir saattir buradaydık ve sonunda taburcu olmuştu kardeşim. Çıkabiliyorduk. Yavaşça ceketini giydirdiğimde bana sadece hayal kırıklığıyla bakıyordu. Çok küçüksün daha diyemedim. Yaşından büyük çocuk. Eve geldiğimizde ortalığın ne kadar dağınık olduğunu…

  • Sizlerden Gelenler

    Putlarım

    soğuk bir şubat ayının sabahındacinnet geçiren kuzenimin keşkelerine düşmekistememkabul etmiyorum bu soyut putlarıkırıp dökmek istiyorum kendi yarattıklarımı ve sizinkileri bazı savlar var inan, inanması çok güçgit şimdi unutulmuşlara unutmayı anlatbirçokları, çokça söylediyüzümü nereye dönsem soğuk ve rüzgarağzımı ne yana açsam küfür ve isyanelimi her uzattığımda yitirip bulamadıklarımumudu tur dağı’nda bıraktımdilimde musa’dan kalma bir düğümçözülmüyor, senden başkasına çözülmüyor… Ahmet Yıldırım Geceyim ailesi olarak Ahmet’e, yazısını bizlerle ve siz okuyucularla paylaştığı için teşekkür eder çalışmalarının devamı dileriz 🙂

  • Sizlerden Gelenler

    Biz Sevmeyi Öğrendik Abiler

    BİZ SEVMEYİ ÖĞRENDİK ABİLER Biz efkarlı adamlarız bilmeyiz pek güzel laf, gördüğümüzü söyler göremediğimize yazarız abiler.Üzeriz kendimizi üzüntümüz en büyük aşkımız olurUlaşamayız ulaşamadığımıza tutulur efkara bürünürüzElimizdekini kaybetmeyi pek severiz abiler biz kaybettikten sonrada ağlarız, çok ağlarız.Çok ağlar çok güleriz bir türlü tutmaz ayarı abiler.Siz dinleyince gençliktir aman boş ver dersiniz fakat sizde böylesiniz abilerefkarımıza ortaksınız.Sürekli dinlediğimiz laflar bellidir;daha yaşın genç boş ver daha göreceğin çok şeyseveceğin çok kadın var.Yahu seveceğimiz kadın çok diye sevmeyelim mi abiler, ağlıyoruz diye kızar oldunuzağlıyorsak sevdamıza ağlamayı seviyoruz.Bazen sesimiz bazen dizlerimiz titriyor,Bir şey yok diyorsunuz bir şey yok… Abiler, bizim en büyük heyecanımız sevdamız.Önce çocukluğumuzu sevdik öylece oyunlar oynadık bıkmadansonra eve gidip annemizi dinledik annemizin…