• Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 6.Bölüm “Parçalanmak”

    Bir süre sadece yüzüme bakan gri, ifadesiz gözlerine bakmakla yetindim. Sadece tek bir söz benim alevlenmek üzere olan korkumu sel alarak yok etmişti. Gözlerinde bir düşünce ya da herhangi bir şey aramaya koyuldum. Görebildiğim tek şey, içindeki harlanmış alevlerden gözlerine ulaşan intikam külleriydi. Bu intikamın neden kaynaklandığını bilmiyordum ama fena bir şekilde merak ediyordum. Sadece kendimi kanıtlamak isterken ve özgüvenimin parçalarını birleştirmeye çalışırken kendimi birden burada buluvermiştim. Tüm bunlar sadece birkaç saat içinde sessiz bir mekanda, aptal bir adamın bana saf demesiyle başlamış olamazdı. Düştüğüm şu durumu asla tahmin edemezdim. Benim şuan burada olmamam gerekiyordu. Başım beladaydı, evet, ama ben her ne olursa olsun bu adamın yanında alıyordum soluğu. Gerçekten,…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 5.Bölüm “Soğuk”

    Siren sesleri hala kulaklarımda uğulduyordu. O pis yatağın üzerinde yatmış, gözlerimi açmaya zorluyordum. Bayılmak üzereydim, bunun bilincindeydim fakat kendimi sıkıyordum. Gözlerim açılmıyordu. Kendimi bayılmamak için sıkmaktan başka bir şeye odaklanamıyordum. Atakan’ın sesini duyuyordum fakat boğuktu ve kelimeleri kafamda birleştiremiyordum. Siren sesleri uzaklaştı. Bilincimi açık tutmaya çalışıyordum. Deponun kapısının gürültülü bir şekilde açıldığını duydum. Gürültü, kulaklarıma arsız pençelerini geçirdi. Atakan’ın dışında biri daha vardı ve kavga ettikleri ses tonlarından belli oluyordu. Sesin kime ait olduğunu anlayamayacak kadar derinlerdeydim. Söyledikleri kelimeler beynime kadar ulaşıyor, onları okuyamadan kafamın içindeki deprem onları deviriyordu. Seçemiyordum, anlayamıyordum. İçime akıttığım gözyaşları artık büyük bir okyanustu ve bu okyanus gittikçe bulanıklaşıyordu. Kontrolü kaybetmekteydim. Sıcağa ihtiyacım vardı. Kontrole ihtiyacım…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 4.Bölüm “Siren”

    Soğuk rüzgar benim kendime gelmem için esmişti sanki. Hızlı adımlarla evime girdim. Ceketimi çıkardım. Salona ilerledim. İdil’in gözleri kolumu buldu.”Ne oldu sana? Hani iyiydin?” diyerek yanıma geldi ve bana kocaman sarıldı. İdil sarılmayı sevmezdi. Sarıldığına göre çok endişelenmişti. İdil, sakinleştikten sonra ona her şeyi anlatmak zorunda kaldım. Güldü, inanmıyordu. Sonra yüz ifademi gördü, iri mavi gözleri tekrar alçılı kolumla yüzleşti.”Sen ciddisin.”dedi, salonda bir ileri, bir geri gelip gitmeye başladı.”Ne olacak şimdi? Babama söylesek bu daha da tehlikeli anlattığına göre. Hera, ne yapacağız?” Omuz silktim.”Hiçbir fikrim yok.” Meira ablanın son sözleri aklıma geldi.”Birkaç gün Defne’nin evinde kalayım. Evime uzak hem?”diye sordum. İdil, bana baktı.”Bu olabilir aslında. Senin kolundaki ne zaman çıkacak?”diye…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 3.Bölüm “Kaçmak”

    Okyanus’un arabasına bineli yarım saati çoktan geçmişti ve ben konuşmaya korkuyordum. Okyanus, hala burnundan soluyordu. Nereye gittiğimiz hakkında hiçbir fikrim yoktu ve radyodan saate baktığımda gece yarısını geçmişti. İlerlediğimiz yol neredeyse bomboştu. Okyanus, bir diğer yola saparken gözüm levhaya takıldı; Aydın’a gidiyorduk. Uyumamaya alışıktım fakat acıdan mıdır bilinmez, gözlerim kapanmak için isyan ediyordu. Kırık kolumun acısı, sırtımdaki yaraların acısını bastırıyordu. Daha ne kadar dayanabileceğimden emin değildim. Sanki adamın kalın parmakları hala boğazımdaydı. Ağlamamak için sıktığım çenemi artık hissedemez haldeydim. Kolumun acısı, her saniye daha da derinleşiyormuş gibiydi ve sırtımdakiler de derin olmalıydı çünkü arkama yaslandığım an canım yanıyordu. Şuan tam anlamıyla şehri hiç bilmediğim biriyle terk ediyordum ama, acım bu…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 2.Bölüm “Kibritçi Kız”

    O gitti ve ben ne yapacağımı bilmez bir şekilde ardından bakıp kaldım. Tek bir isim. Dört harf, ne kadar yaralayabilirdi? En önemlisi, ben bu yaralarımı nereye kadar saklayabilirdim? Ne zaman olmuştu tüm bunlar? Babam, güvendiğim tek adam. Tüm bunları anneme, bana, ablama nasıl yapabilmişti? Ablam, benim gibi değildi. Öğrense, yıkar geçerdi. Ben de öyle diyordum ya kendime, öyle bir şey olsa yıkar geçerim. Ama geçilmiyordu işte. Ne yaparsanız yapın, acı hep kalıyordu. Güvensizlik hep buradaydı ve beni acıyla bir olup, yok etmeye çalışıyorlardı. Annem psikologtu. Bunları ona söylemek çok isterdim, anlatmak belki de birlikte bu ağır yükü taşımak. Onun da benim gibi yıkılmasını istemiyordum. Sonuçta asıl darbeyi yiyen oydu fakat…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 1.Bölüm: “Nefes”

    Ateş değil, kelimeler yakar. Geçmişin, gözde bıraktığı ince kızıllıkları örten etten bir duvar vardı. Soğuk, tenimi ısırıyordu. Ürperti ensemden aşağıya doğru yuvarlanıyor, damarlarımda siyah fren izleri bırakıyordu. Geçmişimi örten etten duvarları araladığımda, bir ormanın ortasında olduğumu gördüm. İnce, uzun ağaçlar düzensizce dizilmiş, gözlerimin kadrajına seriliyorlardı. Yerdeki yapraklar ve bazı kırılmış dalların varlığını, çıplak ayaklarımın altında hissedebiliyordum. Üzerimdeki uzun, siyah elbisenin ince askıları omzumdan dökülüyordu. Soğuk rüzgarın uğultusu, ağaçlara çarpıp geri dönüyor, döndüklerinde kulaklarıma sıyrıklar bırakıyorlardı. Omzuma dökülen siyah saçlarım uçuşup yüzümü örtüyor, her biri yara bantlarıyla dolu parmaklarımla saçlarımı önümden çekip ormanın sonunu görmeye, çıkış yolunu bulmaya çalışıyordum. Burada kimse yoktu. Ormanın koynuna terkedilmiştim. Zihnime süzülen korkuyu es geçmeye çalışırken…

  • Kendi Kitaplarım

    GÜVERCİNLİK -bölüm 2: Çoban Yıldızı-

     Sanırım yanlış iliklemiştim hayatın ilk düğmesini. İnançla ve dünyanın sevgisiyle çıktığım yollarda hep bir çığın altında ezilmiştim. Kaderimi baştan yazamazdım ve yaşanan hiçbir şeyi düzeltemezdim. Düzeltmezdim de zaten. Asla da unutma taraftarı değildim. Ben hepsini hafızama kazımak ve büyümek için yaşamıştım. Unutmayayım diye tenime kazımıştım. Unutursam arınamazdım. Unutursam hayatıma devam edemezdim.Unutursam kalbimi reddetmiş olurdum.Ve ben kalbimi asla reddetmezdim çünkü ben hisleriyle büyüyen, hisleriyle hayatına yön veren ve bu onun sonu olsa bile daima hislerini seçecek olan bir kızdım. Daha önce güneşi olmayan dünyanın birine kalbimi ekmiştim. Bir yalana geç kalıp, gitmeyi kehribar gözlü bir ev bellemiştim. Kendinden kaçan birine kollarımı kırılana kadar açıp, bana koştuğuna inanmıştım. Böyle bir dönemi o kadar zorla…

  • Kendi Kitaplarım

    KUYU – 1.Bölüm: Nefes

    Bir sokakta kaybolduğum o akşamüstünün beni, kendimi kaybedeceğim güne götürdüğünün farkında değildim. İşin kötü yanı, seneler geçmesine, üzerine binbir acı binmesine, hayatımı sonsuza dek değiştirmesine rağmen ben yine de, yeniden kaybolmak isterdim. Şimdi seneler sonrasından yazıyorum bunu, ölüme en çok yaklaştığımı hissettiğim bir deprem gecesinden, tüm korkularımla ve tüm cesaretimle… Sırf unutmayayım diye, ben şimdi tekrar o kuyuya iniyorum. Kendimi nasıl kaybettiğimi, nasıl aradığımı ve sonsuza dek nasıl yarım kaldığımı herkese anlatayım diye. 🍁 Eylül, 2014. Derinden gelen bir çıtırtı sesi. Belki bir ateşin yanışı, belki birinin suya düşüşü belki de kurumuş dalların birbirine sarılmaya çalışırken birbirlerini kırışının sesi. Gözlerim kapalı, sanki sonsuza dek böyle kalacakmış gibi. Göz kapaklarımın üzerine…

  • Kendi Kitaplarım,  Tanımlanmamış

    GÜVERCİNLİK -bölüm 1: Ev-

    “Sen kendini bildiğin sürece gittiğin her yer senin evindir.” Böyle söylemişti annem daha on dokuzumun başlarındayken. O zamanlar ruhumun göçebe bir kuş olduğunun farkında bile değildim. Ah, yalan söyledim. Yine. Her şeyin gayet farkında olduğum gibi bunun da farkındaydım ama ben, hiçbiriyle yüzleşemeyecek kadar korkaktım. Kendimi bildiğim ilk andan itibaren, oldukça uzun bir süre kendime bir ev aradım. Bu bazen bir sokak oldu, bazen bir semt, bazen bir şiir ama sanırım en canlı olanı bir insanda evimi aramam olmuştu. En canlısı, en can alıcısı… Hayatım boyunca hep kapıda kalmışım gibi hissettiren insanlarla tanışmıştım; oysa kapı bendim, pencere bendim, o ev bendim… Kaç kere kapım pencerem indi saymadım. Kaç kere evlerim…