• Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 5.Bölüm: AÇIK YARA

      Bana bıraktığı o not, o mektup tarzı birkaç dağınık cümleli yazı, kalbime ektiği ilk cümlelerdi. Geçen bunca zamanda onları gözyaşlarımla suladım, onları büyüttüm; ama biri bile yeşermedi. Ya ben toprağı değildim ya da o sözleri biri gelip ben uyurken benden çaldı. Her şey bittikten sonra bile düşündüğüm tek şey bu not olmuştu. Oysa o notu elime aldığım ilk an ne kadar şaşkın ne kadar da heyecanlıydım, belki de biraz korkmuştum. Toprağı mıydım dikilen o sözlerin değil miydim, hala bilmiyorum. Bildiğim, zaman içinde kalbime vura vura öğrendiğim şey şu oldu: O sözler kalbime dikildiği an benden çalınmıştı; diken tarafından. Senelerce aradım durdum; olmayan bir çiçeğin yeşeremeyen yaprağını. Kısır bir kadına…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 4.Bölüm: ON SENENİN SANCISI

    Sürekli aynı engele takılan, kendine benzer engelleri yaratan ve onları hiç aşamayan bir kader gibiydim. Kader denilince susulan o an kadar sessiz, dalınan o boşluk kadar da derindim bir yerde. Kendim mi boğuldum yoksa yüzmeyi hiç mi bilmiyordum diye çok düşünmüştüm. Cevabım yine araftı. Ne tam olarak boğulmuştum ne de tam olarak yüzmeyi biliyordum. Öylesine yarım yamalak, ölesiye yalnızdım.   Okyanus’un söyledikleri karşısında ona çok kızmam, o evi terk etmem gerekiyordu belki de; ama bu gece o’na kızamayacak kadar yorgun hissediyordum kendimi. Gözlerim bir boşluğa daldı onun bu lafından sonra. Sahiden, mecbur muyduk? Diye düşündüm bir süre. ‘’Belki de… Belki de söylediğin gibidir.’’diye fısıltıyla cevap verdim uzunca bekledikten sonra. Etrafıma…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 3.Bölüm: ÖLÜMÜN EN YAVAŞ VE EN UZUN YOLU

    Eskisi gibi olmak… Ne kadar uzak şimdilerde bu bana. Bir dönem, kaybolduğumu kabul ettiğim o dönem, bir yola çıkmayı ve o yolu aşmayı değil de hep geriye dönmenin yollarını aradım durdum. Geriye dönüp tüm anları tekrardan hafızama kazımayı, o zaman sahip olduğum zirve duyguları yeniden tatmayı ve asla kaybetmemeyi… Tüm istediğim buydu. Karşımda duran yollardan tek ricam beni oraya, o kıza, o kızın yaşadıklarına ve hislerine geri götürmesiydi. Hiçbirinden istediğim yanıtı alamamış, bambaşka olan bu yola ilk boyun eğdiğimde ve bu küçük gördüğüm yeni yolun her şeyin başlangıcı olmasına rağmen sonu olarak gördüğümde,  Okyanus’la olan iki üç fotoğrafıma da günlerce ve gecelerce şöyle fısıldayıp durmuştum; ‘’Senin adın artık eskisi gibi…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 2.Bölüm: Kalu Beladan

    ‘’Yüreğimin keder zincirini Parçaladı kaderim. Yaşayamadığım her yerde Benden bir emare istedim. Doğdum, Bir vurgun sırasında, Ruhumda bir okyanusla. Doğduğum an küstüm aşka Ve hep terk edildim Derimin altındaki yaralarıma benzeyen insanlardan Birbirine benzeyen çocuk parklarında. Aşka küstüğüm yaşta Bir arabanın arka koltuğundaydım. Kuş sürülerini gördüğümde ben, Senin geleceğini bilemeden  İçime içime ağladım. Ondan sağır, dilsiz ve kördü Varlığına ızdırap dolu varlığım. Sandım ki, Hiç mi hiç korkmazdım. Nasılsa durgundu artık sularım, Kıyamet kopsa, tufan çıksa Kendi kıyımdan öte vurmazdım. Çıra gibi harlayan bir medcezirle vurdun Kalbimin orta doğusuna. Ben seni daha o an tanıdım; Başka bir yaşamdan da olsa. Seni tanıdım; Asırlardır süregelen bir efsaneden, Kasvetinden. Seni tanırdım; Kâlû…

  • Kendi Kitaplarım

    Kimsesiz 1.Bölüm: Nefes

    Bir sokakta kaybolduğum o akşamüstünün beni, kendimi kaybedeceğim güne götürdüğünün farkında değildim. İşin kötü yanı, seneler geçmesine, üzerine binbir acı binmesine, hayatımı sonsuza dek değiştirmesine rağmen ben yine de, yeniden kaybolmak isterdim. Şimdi seneler sonrasından yazıyorum bunu, ölüme en çok yaklaştığımı hissettiğim bir deprem gecesinden, tüm korkularımla ve tüm cesaretimle… Sırf unutmayayım diye, ben şimdi tekrar o kuyuya iniyorum. Kendimi nasıl kaybettiğimi, nasıl aradığımı ve sonsuza dek nasıl yarım kaldığımı herkese anlatayım diye. 🍁 Eylül, 2012. Derinden gelen bir çıtırtı sesi… Belki bir ateşin yanışı, belki birinin suya düşüşü belki de kurumuş dalların birbirine sarılmaya çalışırken birbirlerini kırışının sesi. Gözlerim kapalı, sanki sonsuza dek böyle kalacakmış gibi. Göz kapaklarımın üzerine…

  • Kendi Kitaplarım

    GÜVERCİNLİK -bölüm 2: Çoban Yıldızı-

     Sanırım yanlış iliklemiştim hayatın ilk düğmesini. İnançla ve dünyanın sevgisiyle çıktığım yollarda hep bir çığın altında ezilmiştim. Kaderimi baştan yazamazdım ve yaşanan hiçbir şeyi düzeltemezdim. Düzeltmezdim de zaten. Asla da unutma taraftarı değildim. Ben hepsini hafızama kazımak ve büyümek için yaşamıştım. Unutmayayım diye tenime kazımıştım. Unutursam arınamazdım. Unutursam hayatıma devam edemezdim.Unutursam kalbimi reddetmiş olurdum.Ve ben kalbimi asla reddetmezdim çünkü ben hisleriyle büyüyen, hisleriyle hayatına yön veren ve bu onun sonu olsa bile daima hislerini seçecek olan bir kızdım. Daha önce güneşi olmayan dünyanın birine kalbimi ekmiştim. Bir yalana geç kalıp, gitmeyi kehribar gözlü bir ev bellemiştim. Kendinden kaçan birine kollarımı kırılana kadar açıp, bana koştuğuna inanmıştım. Böyle bir dönemi o kadar zorla…

  • Kendi Kitaplarım,  Tanımlanmamış

    GÜVERCİNLİK -bölüm 1: Ev-

    “Sen kendini bildiğin sürece gittiğin her yer senin evindir.” Böyle söylemişti annem daha on dokuzumun başlarındayken. O zamanlar ruhumun göçebe bir kuş olduğunun farkında bile değildim. Ah, yalan söyledim. Yine. Her şeyin gayet farkında olduğum gibi bunun da farkındaydım ama ben, hiçbiriyle yüzleşemeyecek kadar korkaktım. Kendimi bildiğim ilk andan itibaren, oldukça uzun bir süre kendime bir ev aradım. Bu bazen bir sokak oldu, bazen bir semt, bazen bir şiir ama sanırım en canlı olanı bir insanda evimi aramam olmuştu. En canlısı, en can alıcısı… Hayatım boyunca hep kapıda kalmışım gibi hissettiren insanlarla tanışmıştım; oysa kapı bendim, pencere bendim, o ev bendim… Kaç kere kapım pencerem indi saymadım. Kaç kere evlerim…