• Şiirler

    tuval, ressam ve köpek

    kapkara bir tuvaldim rengârenk ve güzelsin.   fırçanı doğrulttun, omzuma çiçeklerle öpücükler kondurdun.   picasso değil ressam sensin.   sesin bile gökyüzünü rengarenk boyar ressam değilsin de nesin söyle adam.   ouroboros gibiyim kendimi seninle yeniden yarattım   kapkaranlık tuvalden van gogh tablosuna dönüştüm   güneşler ve dalgalar dalgalar ve bulutlar   sesin ve heyecanım bir yavru köpeğin mama görüp heyecanlanması kadar   bunu yadırgama kelimeler bir yağmurlu havada aksediyor   ayrıca sokakta duran bir köpek var gidip sarabilirim her an. +1

  • Sizlerden Gelenler

    Sanı

    Kafayı üşütmemeliyim diye kendime telkin vermekten dilim damağım kurumuş o kocaman bardağı nasıl da tek yudumda bitirmiştim. Saçım başım dağınık. Şu hastane köşesi sana yakışmıyor Sedef demekten ileri gidemiyorum. Küçük kardeşimi yine o sokak aralarında ya hep ya hiç diye diye korumaya çalıştığı arkadaşlarının bizden bu kadar deyip eyvallahı çektikleri duvar kenarında buldum. Yaralı, yüzü gözü kan ter içinde. Ben onu böyle toplamaktan değil, ben onu toplamayı hiç beceremedim de, ben onu kaybetme korkusundan bir gün firar edecektim. Yaklaşık bir saattir buradaydık ve sonunda taburcu olmuştu kardeşim. Çıkabiliyorduk. Yavaşça ceketini giydirdiğimde bana sadece hayal kırıklığıyla bakıyordu. Çok küçüksün daha diyemedim. Yaşından büyük çocuk. Eve geldiğimizde ortalığın ne kadar dağınık olduğunu…

  • Denemeler

    Yukarı Bak

    Bu sabah uyandığımda, her şeyin çok güzel olabileceği umuduyla derin bir nefes aldım. Kollarımı gökyüzüne doğru gerdim. Yolunda gitmeyen bütün aksiliklere rağmen, yaşama tutkuma şükrettim. Bence insan, fırsat buldukça şükretmeli, elinde olan birçok şey için. Teşekkür insanı rahatlatıyor. Aslında buna şey de diyebiliriz; elinde olan bir negatife, üç pozitifi çağırmak. Mesela hiç beklediğim gibi gitmedi şu birkaç gün, buna üzülmek yerine, tuttum üç pozitifi elinden aldım, başucuma koydum. Ailem, dostlarım, adımlamak istediğim güzel hayâllerim. Her gün yeni bir şans, hayat; bir şeyleri değiştirebilme fırsatını haftada yedi, yılda üç yüz altmış beş defa sunuyor. İnsan bu, yanlış yapar. Yanlışlar, doğrulara yaklaştırmak için bir yol haritası olursa, o zaman değişim daha kolay…

  • Denemeler

    Ahuzar

    birileri sana inansın istiyorsun. birileri bilsin çok yorgun olduğunu. daha fazla dayanamayacağını, canının acıdığını ve hatta geceler boyu ağladığını. birileri bilsin, çeksin kurtarsın seni içine düştüğün karanlık kuyudan. birileri duysun seni ve kısmasın vicdanının sesini. sağır olmasın kulakları, uzansın elleri. birileri bilsin diye sinip duvarın köşesine közlerin üzerinden yaktığını yazdıklarının. kimse bilmedi. kimse duymadı. kimse inanmadı sana. hiçbir el uzanmadı yalnızlığına. zamanla alışmışsın. bulanıklaştığı olmuş güzel günlerin. kış gelmiş. çok şey olmuş sana. sel basmış evini, depremler görmüşsün, fırtınalara göğüs germişsin tek başına. bazen kafanı kesmek istemişsin. üstelik artık köşene de çekilmişsin. sen o kuyuyu ev bellemişsin, güneş nedir bilmemişsin. sen artık yardım bile istemezsin.

  • Denemeler

    Labirent

    Çalındı mı gerçeklerimiz, nasıl kaybettik asıl kaybetmememiz gerekenleri? Kendi doğallığımızı, kendimize olan sevgimizi başkalarının gözlerine başkalarının ellerine tutsak ettik. Bizden çok bizi onların yaşamasına izin verdik, gördüğümüz reklamlar dizilerdeki kişileri hayatımızda biz de oynamaya başladık.

  • Denemeler

    Leyl, Bu Sana

    leylâ, bu sana. öyle hüzünlü bakıyorsun ki etrafa, göğsüme yas doluyor.. gözlerinde kararsızlık baş gösteriyor, içim yanıyor. seni bir kenara çekip var gücümle ağlamak istiyorum sana. susuyorsun. gözün anılara dalıyor, gülümsüyorsun. boğuluyorsun.* çöküyorsun çocukluğunun soğuk kaldırım taşına ama ağlamıyorsun. yardım da istemiyorsun artık. büyümüşsün. saçlarını eskisi gibi örmemişsin, kırmızı balonun da yok elinde ama o adam hâlâ kalbinde. omuzları hâlâ yükünde. çiçekleri, elinde. leyl, sen hep biraz eksilmişsin. hayat bu. neyi çok istediysen, almış elinden. bu sefer oldu demişsin, bu sefer yaptım. ben, artık başardım. aradan yıllar geçmiş. sevmeye kalkmışsın birini, sel basmış evini. sonrası fırtına ve büyük deprem. ama leyl, kaldın enkaz altında. kimse uzatmadı elini, sen de tutamadın…

  • Denemeler

    Yaş Yirmi Beş

    yıllardır iliklerime kadar hissettiğim, geldiği için sevindiğim ama gitmesi için kendimle ağız burun savaştığım en büyük yasa değer yaş. acı sayılır mı, yara denir mi, anılır mıyım ilerde matem diye, bilinmez. içinde bulunduğum bu hissizlikten uzun zaman sonra, çok uzun zaman sonra ölümü hissettiğim için, içim için için acıyor. belki mezarımda çiçek bile açmayacak, güneş bile doğmayacak ve hatta mezar taşım hep kırık kalacak. bir adam elinde çiçeklerle gelmeyecek yanıma. kimse ağlamayacak benim arkamdan ve gülüşler eksik olmayacak. birazdan saat on ikiye vuracak, büyüyeceğim. yaş, yirmi beş olacak. yas doğacak. en sancılı doğum, ölümüm olacak. yaş yirmi beş. yattığım yer, evim olmayan toprak ve ben toprağı sulanacak kadın değilim.

  • Denemeler

    Düğüm Düğüm Adımlar

    Yağan karın örtmeye yetemeyeceği kadar kalabalıktı ayak izleri. Önceleri herkesi sevindiren, yeryüzüne düştüğü andan itibaren herkese bembeyaz hayaller kurduran kar; şimdi herkese zulmediyor. Ayaklar altında çamura dönen, tüm çatıları -ardından- sıra gözetmeksizin tüm sokakları beyaza boyayan kar, insanlığa tertemiz bir sayfa hediye eden kar…çamura dönüşen bu kar olamazdı. Kararsızlığın buz kestiren fenalığı, soğuk havada avuçların içine biriken ılık su gibi olamadı hiçbir zaman. Pencere kenarındayım, çatıları göremeyen dairemde sokakla yek parça ruhum da karla kaplanmakta. Endişeliyim, ardından çamura dönmesi an meselesi. Çamur ve is ve kalbim…manzaranın kırılganlığına daha fazla bakamıyorum. Yapılacak tek şey var -her zaman vardır- perdeyi çekip kanepede tek başına kalmak.  İsyan sancısı çekiyorum. Kurduğum cümleler ve benliğim, vücudumu…

  • Denemeler

    Köprübaşı

    Diyelim ki köprüde trafik var, o zaman nereyi seçeceksin? Kendi yerimizi seçmekten aciziz, yaşayacak yerimiz hiç olmadı ki. Cümlelerin sonuna gelen nokta yerini virgüllere neden bırakmıyor? Belli ki köprüde trafik var, bugün de kendine yeni bir yer bulmalısın. Hadi sana bir ipucu vereyim; sonu noktalı virgülle başlayabilir. Sonrası uzun olmasa da olur, bir şey anlatsın yeter. Kuşlardan sıkıldım ben onlardan bahsetmesin ama. Sakızlardan bahsetsin, ayaklarımızın altına yapışıp sokağın tüm kirini toplayan sakızlardan bahsediyorum. Küfür gibi ağızda çiğnenmiş, bekletilmiş, en sonunda nefretle tükürülmüş… Yada şeyden bahset; kağıtları buruşturup çöp kovasına basket atınca mutluluktan bir daha kağıt buruşturup çöp kovasına basket atıp mutlu olan ofis çalışanlarından. Ne de sıkıcı ama herkes orada olmak istiyor. Anlamıyorum…

  • Denemeler

    Babaannem

    Zaman kavramının bu denli akışkan bir hâl alıp göz açıp kapayıncaya kadar geçen süreyle hayatının özdeşleşeceğini bilemezdi. Ta ki çocukluk zamanlarında yaşadığı o krem rengi köşke, hayatının tam ortasında koşar adım giderken kendini bulana kadar. Ellerini köşkün bahçesinin hafif boyası kavlamış ,demir parmaklıklı kapısında buldu . Dört bir yanı kaplayan uzun otları ayakkabısıyla ezerek kapıyı açmaya zorladı . Sanki yılların yükünü taşıyordu, zamandan habersiz paslanan kapı. İki eliyle demirlikleri tutup tüm gücüyle açtı kapıyı . Bahçenin dört bir yanını sarmaşıklar sarmıştı. Hatta fırsat bulup pencere pervazlarını kaplayanlar bile vardı aralarında. Gözleri sarmaşıklara hafiften dalarken, az ilerde salıncak kurduğu çınar ağacını fark etti . Önünde ise eskiden farklı olarak içi sudan…